Web Tasarımı mı Ürün Tasarımı mı: Farkı Kullanım Sıklığı Belirler
Web tasarımı ile dijital ürün tasarımı arasındaki farkı çoğu tartışma yanlış yerden kurar: ekran sayısı, kullanılan teknoloji, bütçe. Asıl ayrım kullanım sıklığında. Aynı arayüzü yılda iki kez açan biriyle günde yirmi kez açan biri için doğru karar çoğu zaman birbirinin tersidir.
Sıklık ekseni, tür ekseninden daha keskin
Alışıldık ayrım şöyle kurulur: web sitesi tanıtır, bilgilendirir, marka anlatır; dijital ürün ise iş yaptırır, tekrar tekrar kullanılır. Kabaca doğru. Ama bu ayrım kategoriye bakar, davranışa değil, ve kategori yanıltıcı olabilir.
Bir kurumsal intranetin ana sayfası teknik olarak web sitesidir; çalışanlar onu günde beş kez açar. Yılda bir kez doldurulan bir başvuru uygulaması ise teknik olarak üründür; kimse orada kas hafızası geliştirmez. İlkini site gibi tasarlarsanız insanlar her gün aynı üç tıklamayı yeniden bulmak zorunda kalır. İkincisini ürün gibi tasarlar, kısayollara ve yoğun bilgi ekranlarına yaslanırsanız kullanıcı her seferinde sıfırdan başlar. Tasarım kararını verirken sorulacak soru "bu bir site mi ürün mü" değil, "aynı kişi bunu ne sıklıkla açacak".
Sürtünmenin bedeli sıklıkla çarpılır
Küçük sürtünmelerin neden ürünlerde büyük, sitelerde küçük sorun olduğunu bir hesapla görmek kolay. Diyelim gereksiz bir onay ekranı kullanıcıya üç saniyeye mal oluyor.
Yılda iki kez ziyaret edilen bir sitede bunun toplam maliyeti altı saniyedir. Fark edilmez. Günde yirmi kez kullanılan bir üründe, 250 iş günü üzerinden 5.000 kullanım eder: kullanıcı başına 15.000 saniye, yani yılda dört saati aşan bir kayıp. Bin kişilik bir kurumda aynı üç saniye yılda dört bin saatin üzerine çıkar.
Buradan çıkan pratik sonuç şu: sitelerde tasarım tartışmasını ilk izlenim ve anlaşılırlık kazanır, üründe ise adım sayısı. Ürün tarafında "bir onay daha ekleyelim, zararı yok" cümlesi neredeyse her zaman yanlıştır, çünkü zararı tekil kullanımda değil çarpımda ortaya çıkar.
Alışkanlık kurulduktan sonra arayüzü değiştirmek
Bir aracı yeterince uzun kullanan insan, arayüzü artık okumaz. Kaydet düğmesinin sağ üstte olduğunu bilmez, eli oraya gider. Buna prosedürel bilgi deniyor ve bilinçli dikkatin dışında çalışıyor.
Bu yüzden standart tavsiyenin ("değişiklikten önce kullanıcıyı bilgilendirin") bu sorunla pek ilgisi yok. Duyuru bilinçli kanala konuşur, oysa bozulan şey bilinçdışı kanaldadır. Değişiklik notunu okuyan kullanıcının eli ertesi sabah yine eski konuma gider. Duyuru öfkeyi azaltır, hatayı azaltmaz.
İşe yarayan üç şey var, üçü de duyurudan farklı bir katmanda çalışıyor: sık kullanılan işlevlerin ekrandaki konumunu korumak (görünüm değişse bile), eski kısayolu ve eski adresi bir süre çalışır bırakmak, geçişi kullanıcının seçtiği anda yapmasına izin vermek.
Bir de sürüm ritmi meselesi var. Sürekli küçük değişiklik yayınlamak ürün ekipleri için ideal görünür, ama sık kullanılan bir arayüzde her değişim yeniden öğrenme maliyeti üretir ve bu maliyet değişikliğin büyüklüğüyle orantılı değildir; asıl belirleyen kaç kez kesintiye uğradığınızdır. On küçük değişikliği on ayrı haftaya yaymak, aynı değişiklikleri tek sürümde toplamaktan daha pahalıya gelir. Arayüzün yerleşimine dokunan değişiklikleri biriktirip birlikte yayınlamak, günlük kullanılan ürünlerde daha ucuzdur.
Öğrenilebilirlik mi, verimlilik mi
İki hedef aynı ekranda tam olarak buluşmuyor ve seçim yapmamak ikisini birden kaybettiriyor.
Seyrek kullanımda öğrenilebilirlik kazanır. Her şey ekranda yazılı olsun, adımlar sırayla ilerlesin, kısayol beklentisi olmasın, kullanıcı hiçbir şey hatırlamak zorunda kalmasın. Sık kullanımda verimlilik kazanır. Klavye kısayolları, toplu işlem, tekrar eden görevlerde tek tıkla erişim, gerekirse yoğun ve kalabalık bir ekran. Sık kullanan kişi kalabalıktan rahatsız olmaz, fazladan tıklamadan olur.
Aynı üründe iki kitle varsa, ki çoğu üründe vardır, doğru yol ortada bir yerde buluşmak değil: varsayılanı yeni kullanıcıya göre kurup, verimlilik özelliklerini isteyenin bulabileceği bir katmana koymaktır. Kısayolları menüde işlevin yanında göstermek bunun en ucuz biçimi; kullanıcı işi menüden yapar, kısayolu zamanla kendiliğinden öğrenir.
Sürtünme noktalarını nasıl bulursunuz
Sık kullanılan üründe sorunlu yerleri kullanıcıya sormak genellikle sonuç vermez, çünkü insanlar her gün yaptıkları şeyin zorluğunu bir süre sonra fark etmez. Onun yerine davranış izleri daha güvenilir: aynı düğmeye üst üste basılan yerler, hiçbir şey yapmayan alanlara yapılan tıklamalar, yarıda bırakılıp geri dönülen akışlar, bir işi tamamlama süresinin dağılımı.
Bu ölçümlerin ortalaması değil, uzun kuyruğu ilginç olan taraf. Bir formu kullanıcıların yarısı kırk saniyede dolduruyor, yüzde beşi dört dakikada dolduruyorsa, sorun ortalamada görünmez ama o yüzde beş destek talebi olarak size döner.
Kaynaklar