Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Kullanıcı Araştırması Planı Gerçekten Kime Yarar

Araştırma Planlamanın Faydaları ve Başarı Ölçütü Sorunu

Araştırma planı çoğu kaynakta paydaş onayı için hazırlanan bir belge gibi anlatılır. Onay tarafı doğru ama eksik: planın en çok işine yaradığı kişi onu yazan araştırmacıdır, çünkü yazarken kendi kurgusundaki boşluğu görür. Planın değeri kimin okuduğunda değil, hangi kararı önceden bağladığında ortaya çıkıyor.

Planın asıl okuyucusu ekibin kendisi

Planlama genelde paydaş diliyle anlatılır: yöneticiye güven verir, sponsoru ikna eder, departmanlar arası beklentiyi hizalar. Bunların hepsi olur, ama sıralama yanlış. Bir planı oturup yazdığınızda önce kendi eksiğinizi görürsünüz. Hangi kullanıcıyı nereden bulacağınızı yazamıyorsanız, o araştırma zaten katılımcı bulma aşamasında tıkanacaktır ve bunu haftalar sonra değil, plan taslağının ikinci paragrafında öğrenmiş olursunuz.

Onaylanmış planın ikinci bir işlevi daha var. Süreç ortasında kapsam değiştiğinde, hafızaya değil belgeye bakılır. Bu da sorumluluğu tek kişinin üstünden alıp ortaklaştırır.

Aynı planın iki farklı okuru

Sponsor ve üst yönetim planın üç satırını okur: ne öğreneceğiz, ne kadar sürecek, ne kadara mal olacak. Metodoloji tartışması bu okuyucuya bir şey katmaz, onay süresini uzatır. Ürün ve geliştirme tarafı ise tam tersini ister; katılımcı profili, oturum sayısı ve verinin hangi formatta geleceği onların takvimini doğrudan etkiler.

Pratikte işe yarayan biçim, bir sayfalık özet ve arkasına eklenmiş yöntem ekidir. Tek bir uzun belge yazıp herkesin okumasını beklemek iki tarafı da yarı yolda bırakır.

Planda gerçekten bulunması gerekenler

  • Cevaplanacak soru, tek cümle halinde
  • Katılımcı profili ve nereden bulunacağı
  • Yöntem ve oturum sayısı
  • Takvim ve bütçe
  • Bulgunun hangi karara gireceği

Son madde çoğu planda yok. Yokluğu da fark edilmiyor, çünkü araştırma yine yapılır, rapor yine yazılır, kimse eksik bir şey aramaz.

Başarı ölçütü bir karar cümlesidir

Planların başarı kriterleri başlığı genelde ölçülemez ifadelerle dolar: içgörü elde etmek, kullanıcıyı daha iyi anlamak, deneyimi iyileştirmek. Bir araştırmanın başarı ölçütünü "içgörü elde edildi" diye yazmam, çünkü böyle bir ölçüt hiçbir sonuçta yanlışlanamaz. Hangi bulgu çıkarsa çıksın kutu işaretlenir.

Ölçütü karar olarak yazınca durum değişir: "Altı kullanıcıdan dördü kayıt adımını ilk denemede tamamlayamazsa, akışı geliştirme başlamadan yeniden kurgularız." Bu cümle veri toplanmadan önce yazıldığında, sonucun kimseyi memnun etmeyen tarafı da bağlayıcı olur. Sonradan yazılırsa çıkan sonucun tarifinden başka bir şey değildir.

Plan nerede değişir, nerede değişmez

Takvim kayar, katılımcı sayısı düşer, yöntem sadeleşir. Bunlar olağan; belgeye not düşülür, paydaşa haber verilir, yürütülür. Değişmemesi gereken tek şey veri toplandıktan sonraki başarı ölçütüdür. Sonuç görüldükten sonra ölçütü yeniden yazmak araştırmayı kurtarmaz, sadece raporu kurtarır.

Kaynaklar