Tasarımcının Özgüveni Kararı Savunmaktan Gelir
Tasarımcının özgüveni sertifikadan ya da takipçi sayısından gelmiyor. Bir ekranı neden öyle kurduğunu karşı taraftaki ürün müdürüne on saniyede anlatabilmekten geliyor. Eleştiri korkusu da yetersizlik hissi de çoğu zaman savunulamayan kararın yan ürünü.
Yetersizlik hissiyle hazırlıksızlığı ayırın
Yetersizlik sendromu tasarım camiasında fazla cömertçe dağıtılan bir teşhis. Bazen gerçekten odur: her ölçüde başarılı biri kendi işini sahte sayar, kanıt işe yaramaz. Çoğu durumda değil. Toplantıda “burayı böyle yaptım, bana daha iyi göründü” diyorsanız hissettiğiniz şey sendrom değil, hazırlıksızlık.
Bu ayrımın pratik faydası şu: ikisinin çaresi ayrı. Birincisi zamanla ve dışarıdan gelen tekrarlı kanıtla yumuşar. İkincisi bir akşamlık işle biter.
Portfolyo değil, vaka çalışması
Güzel ekran görüntüsü dizmek özgüven vermiyor, çünkü kimse ekran görüntüsüne itiraz etmiyor. İtiraz karara geliyor.
Portfolyoya on iş koymayın; üç iş koyun, her birinin altına verdiğiniz üç kararı, gerekçesini ve sonradan yanlış çıkan tarafını yazın. Diğer yedisini zaten kimse açmıyor. “Kullanıcı dostu bir arayüz tasarladım” cümlesi hiçbir şey söylemez; “arama kutusunu ürün listesinin üstüne aldım, destek kayıtlarında en sık geçen cümle ürünü bulamıyorum idi” söyler.
Veriyle savunmanın bir eşiği var
“Kararını veriyle destekle” tavsiyesi tartışılmaz görünür, pratikte sınırı vardır. A/B testi ancak örneklem yetiyorsa hüküm verir. Yüzde 3 olan bir dönüşüm oranını yüzde 3,6'ya çıkardığınızı makul bir güvenle göstermek için grup başına kabaca 13 bin ziyaretçi gerekir. Günde 500 ziyaretçi alan bir sitede bu iki aydan uzun sürer ve o iki ay boyunca sayfada başka hiçbir şeyin değişmemesi gerekir.
Yani küçük ürünlerde A/B testi savunma aracı değil, erteleme aracı. Orada işe yarayan şey beş kişilik kullanılabilirlik testidir: iki günde biter, karşınıza “kullanıcı formu görmedi, üç kez aşağı kaydırdı” gibi kayda geçmiş bir cümle çıkarır. Toplantıda bu cümlenin yanında istatistiksel anlamlılık tartışması yürümez, kimse ekranda gördüğü şeye itiraz edemez.
Toplantıya itirazlarla girin
Eleştiri korkusunun büyük kısmı, eleştirinin nereden geleceğini bilmemekten kaynaklanıyor. Sunumdan önce kendi işinize üç itiraz yazın, en can sıkıcı olanı en başa alın. Toplantıda o itiraz geldiğinde cevabınız hazır olur; gelmezse zaten kârdasınız.
Bir de maliyet tarafı var. Tasarım kararının uygulamada ne tuttuğunu geliştiriciye sormadan savunmayın. “Küçük bir dokunuş” sandığınız hover davranışı bazen liste bileşeninin yeniden yazılması demektir, ve bunu ilk kez toplantı ortasında duymak hazırlıklı görünme ihtimalinizi bitirir. Maliyeti önceden bilen tasarımcı “bunun karşılığı iki gün, şu ekranı ertelersek çıkar” diyebilir. Bu cümle, güzel bir gerekçeden daha fazla iş yapar.
Geri adım atmanın da gerekçesi olur
Özgüven her itirazı püskürtmek değil. Fikrinden dönen tasarımcı zayıf görünmez; gerekçesiz dönen görünür.
Ölçülmüş bir davranış, teknik bir kısıt ya da yasal bir zorunluluk karşısında karar değiştirmek işin normal seyri. “Müdür böyle istedi” ise gerekçe değil. O noktada karar sizin olmaktan çıkmıştır, yalnızca uygulaması sizdedir, ve bunu kendinize açıkça söylemek portfolyoya bir iş daha eklemekten daha çok işe yarar.