Junior UX Tasarımcı Olarak İlk İşi Bulmak
UX tasarıma yeni başlayan birinin önündeki asıl sorun teknik değil, sıralama sorunu: hangi işin önce yapılacağını bilememek. Portföy mü, araç öğrenmek mi, başvuru mu? Aşağıdakiler ilk işi bulana kadar geçen sürede işe yarayan sıra, her adımın ne kazandırdığı ve nerede abartıldığı.
Yıl sayısı bir birikim değil, bir tarih aralığı
2008'de tasarım yapan birinin masasında Photoshop vardı. Bileşen yoktu, stil kütüphanesi yoktu, otomatik düzen yoktu. Her ekran ayrı bir PSD dosyasında dururdu ve bir dikdörtgenin köşesini yuvarlatmak tek başına bir işti.
Bugün Figma'da tek bir bileşeni değiştirip ona bağlı otuz ekranı aynı anda güncelliyorsunuz. Arada geçen sürede sadece araçlar değişmedi, tasarımın hangi parçalara ayrıldığı da değişti. Bunun pratik sonucu şu: uzun süredir çalışan bir tasarımcının bugün işine yarayan bilgisinin büyük kısmı son birkaç yıldan geliyor, ilk on yıldan değil.
Kendinizi kıyaslarken bunu hatırlayın. Karşınızdaki kişinin sizden farkı yirmi yıl değil, o yirmi yılın son üçünde çözdüğü problemler.
Aracı bilmek ne kazandırır
Kısayol tuşlarını ezberlemenin size günde birkaç saat kazandıracağı söylenir. Hesabı yapın: menüye uzanmak yerine kısayol kullanmak işlem başına iki üç saniye kazandırır, günde iki yüz kez yapsanız on dakika eder. Saat değil.
Asıl kazanç zamandan değil kesintiden geliyor. Fikir aklınızdayken elinizin durmaması, tasarımın akışını menü aramaya bölmemek, düşünceyi tamamlayabilmek. Ölçülebilir saatler ise başka bir yerde birikiyor: bileşenler, otomatik düzen ve stiller yeniden yapma işini ortadan kaldırdığı için, bir müşteri geri bildirimi geldiğinde otuz ekranı elle açmıyorsunuz.
Öğrenme sırası buradan çıkıyor. Önce yapıyı kuran özellikler, sonra kısayollar.
Portföy yoksa üretilir
"Junior olmak portföy sahibi olmakla ilgili değil" cümlesini duyacaksınız. İşe alan tarafta bu doğru değil. Elinizde bitmiş bir iş yoksa, işe alan kişi sizinle ilgili tek bir soruya cevap veremiyor: bu kişi bir problemi alıp sonuna kadar götürebiliyor mu?
Portföye zaman ayırmak ücretsiz iş gibi görünür. Sürekli reddedilmek de zaman alır, üstelik ondan hiçbir şey öğrenmezsiniz. Henüz kimse size iş vermiyorken üretilecek işi kendiniz seçebilirsiniz:
- Kullanımı gerçekten zor, popüler bir ürün seçin. Kullanıcıların en çok şikayet ettiği konuları mağaza yorumlarından ve forumlardan toplayın, sonra o şikayetleri hedefleyen birkaç ekran tasarlayın. Tasarımı değil, hangi şikayete karşılık geldiğini anlatın.
- Hackathon'lara katılın. Sonuçta elinizde yeniden tasarlanmış birkaç ekran değil, çalışan bir ürün kalır, üstelik yazılımcıyla aynı masada çalışmanın nasıl bir şey olduğunu da görürsünüz.
- UXchallenge gibi platformlardaki tasarım problemlerini bitirin ve çözüme nasıl vardığınızı paylaşın.
- Sık kullandığınız bir siteyi on kullanılabilirlik sezgiseli ile denetleyin ve bulduğunuz her sorunu hangi ilkeyi ihlal ettiğiyle birlikte yazın. Bu, tasarım yapmadan da tasarım düşüncenizi gösteren en ucuz yöntem.
Başvurunun amacı görüşmeye çağrılmak
Tek bir başvuruyla iş teklifi alınmaz, ilk eleme geçilir. Hedefi böyle kurduğunuzda CV'de neyin kalacağı da netleşiyor: iş tanımındaki becerilerle örtüşen kısımlar kalır, hayat hikâyesi çıkar.
- Gerçek adınızı ve düzgün bir e-posta adresini kullanın. sad.batman2006 tarzı bir adresten gelen başvuru, içeriği ne olursa olsun kendi başına bir şey anlatıyor.
- İngilizce seviyenizi CEFR ölçeğiyle yazın: A2, B1, C1. Kendi icat ettiğiniz beş yıldızlı diyagramı kimse yorumlamaya çalışmıyor.
- Portföyü bağlantı olarak verin. Gelen başvurularda indirmem gereken bir PDF'i açmam; Behance sayfası ya da paylaşılabilir bir Figma bağlantısı işi görüyor.
- Sadece şirketin başvuru formuna güvenmeyin. Aynı pozisyon için formdan cevap gelmeyip LinkedIn üzerinden doğrudan yazınca süreç başlıyor, bu sık rastlanan bir durum.
- Metinlerinizi düzeltin. Tasarımın tamamını bilmemeniz beklenen bir şey, yazım hatası ise dikkat hakkında bilgi veriyor ve dikkat bu işin ham maddesi.
Test görevi
Test görevi yalnızca tasarım kalitenizi ölçmez. Sınırlı sürede işi nasıl böldüğünüzü, neyi atmaya cesaret ettiğinizi ve ne zaman soru sorduğunuzu gösterir.
- Önce özellikleri önceliklendirin. Koyu mod maketine harcanan saatler, yarım kalmış ana akışın yanında hiçbir şey ifade etmiyor.
- Süre yetmeyecekse baştan söyleyin. Son gün haber vermek gerçek bir projede de aynı maliyeti çıkarır ve karşı taraf bunu bilir.
- İstenenden fazlasını yapmaya çalışıp kaliteyi düşürmeyin. Daha azını daha iyi yapın.
Görüşme
Görüşmeye hazırlanmanın şirketten şirkete değişmeyen tek kuralı var: bilmediğiniz cevabı uydurmayın. Bu bir sınav değil, birlikte çalışılacak kişiyi tanıma denemesi. "Bunu hiç yapmadım ama şöyle yaklaşırdım" cümlesi, ezberlenmiş yanlış bir tanımdan çok daha iyi karşılanıyor.
Görüşmeden önce şirketin ürünlerine bakın, orada çalışan tasarımcıların ne yaptığını okuyun. Sorulan soruyu anlamadıysanız açıklama isteyin; ilgisiz cevap, yanlış cevaptan daha kötü bir izlenim bırakıyor.
Bir de sıralama meselesi: en çok istediğiniz şirkete ilk başvuran siz olmayın. Birkaç görüşme yapın, geri bildirim alın, hangi soruda tökezlediğinizi görün, sonra oraya gidin. Çoğu şirket junior almıyor zaten; gelecekteki orta seviye tasarımcıyı alıyor. Sizin işiniz de o gelecek için kimin size gerçekten zaman ayıracağını seçmek, ilk teklifi kabul etmek değil.