Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Yeni Mezun Tasarımcının İlk İki Yılında İşe Yarayan Beceriler

Tasarım Kariyerine Başlarken Neye Yatırım Yapmalı?

Tasarım bölümünden mezun olurken elinizde bir portfolyo var. İlk görüşmede ise karşı taraf çoğunlukla ekranlara değil, o ekranların hangi soruna cevap verdiğine bakıyor. Bu ayrım kariyerin ilk iki yılında hangi becerinin gerçekten işe yaradığını da belirliyor.

Önce problem, sonra ekran

Bir tasarımı sunarken işe renk paletinden başlamam. Karşınızdaki kişi zaten ekranı görüyor; göremediği şey, o ekranın neyi çözdüğü. Bilgi mimarisini anlatırken "kategori sayısını yediden üçe indirdik, çünkü kullanıcılar aradıkları ürünü ilk denemede bulamıyordu" cümlesi, aynı ekranın estetik anlatımından çok daha fazlasını söyler.

Peki ya böyle bir gerekçeniz yoksa? Öğrenci projelerinde çoğunlukla yoktur, çünkü problemi de siz uydurmuşsunuzdur. O zaman en azından hangi varsayımla çalıştığınızı söyleyin. "Bu akışı, kullanıcının fiyatı görmeden adres girmek istemediğini varsayarak kurdum" demek, sahte bir kullanıcı araştırmasından daha dürüst ve daha güçlü.

Tasarım dışı görünen işler

İlk yıllarda önünüze müşteri toplantısı, içerik yazımı, küçük bir proje takibi gibi işler çıkacak. Bunları "asıl işim bu değil" diye reddetmek anlaşılır ama pahalı. Müşteriyle üç toplantıya girmiş bir tasarımcı, brief'in neden hep eksik geldiğini bir daha kimseye sormaz.

Sınır şurada: rolün içeriği esnek olabilir, çalışma koşulu değil. Yeni bir alana bakmak sizi geliştirir; ücretsiz mesai, tasarımcının aynı anda hem geliştirici hem müşteri temsilcisi sayılması ise geliştirmez.

Her yeni araca koşmak gerekiyor mu?

Sektörde araçlar hızlı değişiyor, bu doğru. Ama değişenin ne olduğuna bakmakta fayda var: arayüz kuralları, tipografi, kontrast, form tasarımı, bunların hepsi on yıl öncekine oldukça benziyor. Değişen katman genellikle üretim aracı.

Bu yüzden aracı öğrenmeyi bir haftalık iş olarak görün, temel olanı ise yıllara yayın. Yeni bir editör her altı ayda bir gelir ve gider; formda hata mesajının nereye konacağı bilgisi kalır.

Riskin maliyeti şimdi düşük

"Konfor alanının dışına çık" tavsiyesi genelde sebepsiz bir cesaret çağrısı gibi sunuluyor. Oysa somut bir gerekçesi var: ilk yıllarda yanlış seçimin bedeli en düşük seviyede. Yükümlülüğünüz az, öğrenme hızınız yüksek, kimse sizden on yıllık uzmanlık beklemiyor. Aynı sıçramayı sekiz yıl sonra yapmak çok daha zor.

Yani risk almak bir karakter meselesi değil, zamanlama meselesi. Bilmediğiniz bir sektörün projesine girmek için en uygun an, muhtemelen şu an.

İlk teklifi kabul etmek

Burada tavsiyeler kendi içinde çelişiyor: aynı yazılar hem "her fırsata açık ol" hem "değerlerinden ödün verme" diyor. İkisi aynı anda geçerli değil, bir ayrım gerekiyor.

Ayrım şu: işin içeriğine dair belirsizliğe evet deyin, işin ortamına dair kırmızı bayrağa hayır. Ne yapacağınızı tam bilmediğiniz bir pozisyon iyi bir bahis olabilir. Görüşmede size nasıl davranıldığı ise sonradan düzelmiyor; üç ay sonra çıkmak zorunda kaldığınız iş, hiç girmediğiniz işten daha pahalıya mal olur.

Kaynaklar