Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Persona Yerine Bağlam Kartı: Kullanıcıyı Sabit Karakterle Anlatmayı Bırakmak

Persona mı Dinamik Kullanıcı Kartı mı? Pratikte Hangisi İşe Yarıyor

Persona, kullanıcı araştırmasının en ucuz kısayolu: birkaç görüşme, bir kurgu isim, bir fotoğraf, ve ekibin arkasına saklanabileceği bir karakter hazır. Sıkıntı şu ki o karakter hiçbir zaman yanlış çıkamaz. Aynı kişiyi farklı bağlamlarda kaydeden kartlarla çalışmak hem daha az emek istiyor hem de doğrudan tasarım kararına dönüşüyor.

Asıl sorun ortalama almak değil

Persona eleştirisi genelde "ortalama kullanıcı diye biri yok" cümlesiyle başlar. Doğru, ama meselenin kolay kısmı. Şunu sorun: bir personayı hangi bulgu çürütür?

Cevap yok. Görüşmede persona ile taban tabana zıt bir davranış çıkarsa kart güncellenmez, "bu kişi bizim Ayşe değil" denip geçilir. Kurgu olduğu için her veriyi soğurur, hiçbirine karşı savunmasız değildir. Çürütülemeyen bir varsayım karar dayanağı olmaz, olsa olsa konfor nesnesi olur. Personaya sonradan eklenen o küçük renklendirmeler de (kahvesini sade içer, hafta sonu koşuya çıkar) kullanıcıyı değil, kartı yazan kişinin çevresini tarif eder.

Kişi başına tek kart değil, bağlam başına kart

Dinamik kullanıcı yaklaşımının pratikteki karşılığı basit: bir kişiye bir kart değil, o kişinin geçtiği her bağlama bir kart açarsınız.

Akıllı termostat örneği bunu iyi gösteriyor. Aynı insan cihazı kendi araştırıp satın almış olabilir, ev arkadaşı kurmuş ve o sadece dokunuyordur, ya da kiraladığı evde hazır bulmuştur. Bunlar üç ayrı kullanıcı tipi değil; aynı kişinin üç yılda sırayla geçtiği üç durum. Persona bu üç durumdan birini seçip diğer ikisini görünmez yapar.

Kartta olması gerekenler kısa: kişinin o an ne yapmaya çalıştığı, neyin engellediği, ortamın fotoğrafı, kendi ağzından bir iki cümle. Yaş ve meslek satırı yok, çünkü işe yaramıyor.

Kartın gerçekten iş gördüğünü anlamanın yolu, ondan tek cümlelik bir kısıt çıkarıp çıkaramadığınıza bakmak. "Fatura ekranını mutfakta, elleri doluyken, telefonu tek eliyle tutarak açıyor" cümlesi dokunma hedefi boyutundan oturum zaman aşımına kadar somut şeyler dayatır. "Teknolojiye meraklı, 34 yaşında" cümlesi hiçbir şey dayatmaz (personaların çoğunun bu ikinci satırdan ibaret olması da tesadüf değil).

Kart sayısı bir yerden sonra sizi yakalar

Yöntemin sessizce atladığı sınır burası. Altı kullanıcıyla çalışıp her birinden dört bağlam çıkarırsanız elinizde 24 kart olur. Desen aramak kartları birbiriyle karşılaştırmak demek, karşılaştırma sayısı ise 24×23/2, yani 276 çift. On kullanıcı ve beş bağlama çıktığınızda 50 kart ve 1225 çift ediyor. Örneklem doğrusal büyürken analiz yükü karesiyle büyüyor, dolayısıyla "daha çok bağlam topla" tavsiyesi belli bir noktadan sonra kendi kendini yer.

Çözüm kartları azaltmak değil, iki turda okumak. Önce tek bir kişinin bütün kartlarını arka arkaya okuyup o kişinin bağlamdan bağlama neyi değiştirdiğini bir paragrafa yazın. Sonra sadece bu paragrafları karşılaştırın. 24 kart yerine 6 özet karşılaştırırsınız, bağlam içi değişim de kaybolmaz.

Persona ne zaman yeterli

Ekip içinde ortak bir dil kurmak dışında bir işe yaramıyor, ama o iş de gerçek bir iş. Sorun, bu ortak dilin zamanla veri yerine geçmesi.

İki haftalık bir işte altı kişiyle bağlam kartı çıkaracak vaktiniz yoksa persona da çıkarmayın. Üç gerçek kullanıcıyla yarımşar saat konuşup ham alıntıları olduğu gibi ekibe dağıtın. Düzensiz ve dağınık durur, ama kurgu bir karakterden her zaman daha iyi karar verdirir.

Kaynaklar