Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Sonraki Büyük Şey Nereden Çıkar?

Büyük Yenilikler Nasıl Doğar? Trend Takibinin Sınırları

Bir sonraki büyük şeyin ne olacağı, cevabı ancak olay bittikten sonra netleşen sorulardan biri. Bugün herkesin kaçınılmaz saydığı ürünlerin çıkış anına dönüp bakınca, o dönemde onları ciddiye alanların ne kadar az olduğu görülüyor. Geriye dönük bakışın yarattığı yanılsamayı kenara koyunca, büyük yeniliklerin hangi zeminden çıktığı biraz daha görünür oluyor.

Önce tanım: neye “büyük” diyoruz

Bir yeniliğin büyük sayılması için pazar payı ya da haber değeri yetmez. Ölçüt şu: kendisinden sonra gelen işlerin varsayımlarını değiştiriyor mu? Web tarayıcısı bunu yaptı, çünkü ondan sonra yazılan her uygulama “kullanıcının zaten bir tarayıcısı var” varsayımıyla başladı. Bir üründen çok, üzerine başka ürünlerin kurulduğu bir zemin.

Trend bundan farklı bir şey. Trend, yayılmakta olan bir davranış; ölçülebilir, raporlanabilir, listelenebilir. Zaten görünür olduğu için listeye girer. Bu ayrımı kurmadan ilerlemek, gelecek tahmini diye geçmişin özetini okumaya yol açıyor.

Örneklerin anlattığı ve anlatmadığı

Apple, Facebook, Spotify gibi örneklerden çıkarılan ders genelde aynı: basit bir ihtiyaca sade bir çözüm ve hızlı yayılma. Sorun, bu listenin nasıl kurulduğunda. Örnekler sonuçlara bakılarak seçiliyor, yani sadece kazananlar arasından. Aynı yıllarda aynı prensiplerle yola çıkıp kapanan binlerce ekip listeye girmediği için, “bu prensipler işe yarar” cümlesinin arkasında aslında bir kanıt durmuyor. Kazananların ortak özelliği olmak, o özelliğin kazandırdığı anlamına gelmiyor.

Bu, örnekleri işe yaramaz kılmıyor. Sadece onlardan tarif değil, soru çıkarmak gerekiyor.

İşe yarayan soru: neyi kullanılabilir kılıyorsun

Firefox'un geliştiricilerinden Blake Ross'un bir sözü var: “Sonraki büyük şey, bir önceki büyük şeyi kullanılabilir kılan şeydir.” Kayıtlara bakınca örneklerin çoğu buna uyuyor. iPhone ne dokunmatik ekranı icat etti ne mobil interneti; ikisi de yıllardır piyasadaydı ve ikisi de kullanışsızdı. Yapılan iş, var olan parçaları insanların gerçekten kullanabileceği bir bütüne çevirmekti.

Bunun pratik karşılığı şu: yeni bir kategori icat etme zorunluluğu yok. Var olan bir işi, onu yapmak zorunda olanların gözünde katlanılır olmaktan çıkarıp kolay hale getirmek de aynı kapıya çıkıyor, üstelik çok daha az sermaye istiyor.

Trend listeleri neden yol göstermez

Yapay zeka, bulut altyapılar, topluluk tabanlı platformlar. Bu başlıklar her yıl gelecek listelerinde yer alıyor ve hiçbiri gelecek değil, şimdiki zaman. Bir eğilim listeye girecek kadar belirginleştiyse, ona yatırım yapan da fiyatını yükselten de çoktan orada.

Trend raporlarının bir işlevi var: sektörde olan bitene karşı kör kalmamayı sağlıyorlar. Ama fikir kaynağı olarak kullanıldıklarında herkesin aynı anda aynı yöne koşmasından başka bir şey üretmiyorlar. Yeni bir şey arayan biri için asıl bilgi raporlarda değil, kendi işinde tekrar tekrar karşılaştığı ve etrafından dolanmayı öğrendiği aksaklıklarda duruyor.

Küçükten başlamanın anlamı

Nick D'Aloisio'nun on beş yaşında yazdığı haber özetleme uygulaması sık anlatılan bir hikaye. Anlatılırken atlanan kısım, ilk sürümün bugün hatırlanan üründen çok daha dar olması. Tek bir işi yapan, hızlı çıkan, sonra kullanıcı tepkisine göre yön değiştiren bir uygulamaydı.

Küçükten başlamak hedefi küçültmek değil; hangi varsayımın yanlış olduğunu ucuza öğrenmek. Bir fikrin ilk sürümü, o fikrin en riskli varsayımını test edecek kadar iş yapmalı, daha fazlasını değil. Gerisi test sonucuna göre yazılır.