Google'ın Mobil UX Güncellemesinden Çıkan Beş Ders
Google'ın mobil deneyime ağırlık veren güncellemesi, arama sıralamasıyla arayüz kalitesini aynı masaya oturttu. İçeriğin iyi olması tek başına yetmiyor: o içeriğe kaç saniyede ve ne kadar zahmetle ulaşıldığı da ölçülüyor. İçerikle deneyimi ayrı işler gibi yöneten sitelerde bu, sıralamanın sebebi anlaşılmadan düşmesi olarak görünüyor.
İçerik, deneyimin dışında bir şey değil
Eski ayrım basitti: metin editörün işi, arayüz tasarımcının. Google'ın ölçtüğü şey ise ziyaretçinin sayfada geçirdiği zamanın tamamı, yani ikisinin toplamı. Cümle uzunluğu, başlık hiyerarşisi, mobilde satır genişliği; bunların hepsi kullanıcının aradığını bulup bulamamasını belirliyor ve sıralamaya oradan yansıyor.
Pratikte şu anlama geliyor: aynı bilgiyi veren iki sayfadan, cevabı üç ekran boyu kaydırmadan veren kazanıyor. Cevabı yukarı almak bir SEO taktiği değil, okuma davranışına uymak.
Hız, kullanıcı fark etmeden ölçülür
Sıralamaya giren hız verisi, sizin makinenizde çalıştırdığınız test değil. Chrome, gerçek ziyaretçilerden alan verisi topluyor: sayfanın en büyük görsel öğesinin ne zaman göründüğü, tıklamaya ne kadar sürede cevap verdiği, yerleşimin yüklenirken ne kadar kaydığı.
Bu yüzden laboratuvar testinde yeşil görünen bir sayfa alan verisinde kırmızı kalabilir. Test hızlı bir makinede, hızlı bağlantıda çalışıyor; alan verisi ise üç yaşındaki telefonlardan ve zayıf mobil şebekelerden geliyor.
Sıra da genelde yanlış kuruluyor. Önce sunucunun ilk baytı ne zaman gönderdiğine, sonra sayfaya inen görsel ve font ağırlığına, en sonda animasyon süslerine bakılır. Üçüncü parti etiketleri temizlemek çoğu sitede görsel sıkıştırmadan daha fazla kazandırır (analitik, sohbet kutusu ve reklam etiketleri burada baş sorumludur).
"Bir ay bekleyin" tavsiyesinin gerçek sebebi
Güncelleme sonrası "etkiyi görmek için en az bir ay bekleyin" tavsiyesi keyfi bir sabır çağrısı değil. Chrome'un topladığı alan verisi 28 günlük kayan pencereyle raporlanıyor. Bugün yaptığınız iyileştirme, dünkü yavaş ziyaretlerle birlikte ortalanıyor ve tam etkisini ancak pencere tamamen yenilendiğinde gösteriyor.
Buradan çıkan sonuç ise çoğu rehberde atlanıyor: aynı dört hafta içinde başka değişiklikler de yaparsanız, sonunda ölçtüğünüz şey artık ilk değişiklik olmaz. Bekleme süresi, değişkeni sabit tutma süresidir. Siteyi her hafta elden geçiren bir ekip hiçbir müdahalesinin sonucunu öğrenemez; elinde yalnızca birbirine karışmış bir grafik kalır.
SEO ile deneyim gerçekten çatıştığında
Çatışmaların çoğu sahte. Anahtar kelime tekrarı için giriş paragrafını şişirmek kimseye bir şey kazandırmıyor, arama motoru da bunu yıllardır ödüllendirmiyor.
Gerçek çatışma daha dar bir yerde çıkıyor. Ürün ya da yazı listesinde sonsuz kaydırma kullanıcıya iyi geliyor, tarayıcıya kötü: sayfalama bağlantısı yoksa ilk yüklemenin altındaki içerik keşfedilmiyor. Burada taraf tutmak gerekiyor. İkisini birlikte kurun, kaydırma devam ederken adres satırı ve sayfalama bağlantıları da güncellensin. Bunu bir kez doğru kurmanın maliyeti, kaybolan iç sayfaları sonradan aramaktan düşük.
Neye önce bakılır
- Alan verisini açın, laboratuvar puanını değil. İkisi farklı şeyler söylüyorsa doğru olan alan verisidir.
- Sayfaya inen üçüncü parti isteklerini sayın, gerekçesi olmayanı kaldırın.
- En çok trafik alan üç şablonu telefonla ve mobil veriyle gerçekten açın.
- Tek bir değişiklik yapın, dört hafta boyunca başka şeye dokunmayın.
Kaynaklar
Google's Mobile UX Update - 5 Key Lessons for UX Designers | IxDF