Herkes Hikaye Anlatıcısı mı? Anlatının İşe Yaradığı ve Yaramadığı Yerler
Hikaye anlatımı üzerine yazılan metinlerin çoğu iki cümleyi yan yana koyar: "herkes doğal bir anlatıcıdır" ve "iyi anlatmak için şu adımları izleyin". Bu ikisi aynı anda doğru olamaz. Anlatının neden akılda kaldığı bilinen bir şey, ama bu "her yere hikaye koy" demek değil; özellikle arayüzde çoğu zaman tam tersi geçerli.
Anlatı neden düz bilgiden iyi tutunuyor
Sebep gizemli değil. Hikaye, olayları nedensellik zincirine dizer: şu oldu, bu yüzden şu oldu, sonuç bu. Zincirin bir halkasını hatırlayan diğerlerini de çeker. Madde işaretli bir liste ise birbirini çekmeyen kopuk parçalardır; sıra bozulsa anlam değişmez, dolayısıyla hafıza da tutunacak bir yer bulamaz.
Buradan çıkan pratik sonuç şu: bir bilgiyi anlatıya çevirmek, ona süs eklemek değil, aralarındaki nedensellik ilişkisini açıkça kurmaktır. "Sunucu çöktü, uyarı kimseye gitmedi, üç saat sonra müşteri aradı" cümlesi akılda kalıyorsa hikaye olduğu için değil, sebep-sonuç görünür olduğu içindir.
"Herkes anlatıcıdır" iddiası nerede duruyor
Akşam eve gelip günü anlatmak gerçekten bir anlatı kurma işidir, bu kadarı doğru. Ama bu iddiayı olduğu gibi kabul edersek arkasından gelen "iyi anlatım için beş ipucu" listesinin varlık sebebi kalmaz. İkisini birden savunan metin, kendi kendini çürütüyor.
Gerçek şu ki gündelik anlatım ile karşısındakini bir yere götüren anlatım arasında somut bir fark var, ve fark yetenekte değil, seçimde. Günü anlatırken olan her şeyi kronolojik sırayla dökeriz. İşe yarayan anlatımda ise malzemenin çoğu atılır: tek bir gerilim noktası seçilir, ona hizmet etmeyen detaylar kesilir. Yani zor olan kısım anlatmak değil, neyi anlatmayacağına karar vermek.
Klasik başlangıç-gelişme-sonuç kalıbının gündelik konuşmada nadiren tamamlandığını da eklemek gerek. Çoğu günlük anlatı sonuçsuz biter, çünkü olay henüz bitmemiştir. Bu yüzden "zaten yapıyorsun, sadece bilinçli yap" tavsiyesi kulağa hoş gelse de eksik: yapılmayan kısım tam da en zor kısım.
Satışta müşteri hikayesi: işe yarar ama sandığın sebepten değil
Bir müşterinin yaşadığını anlatmanın özellik listesinden ikna edici olduğu doğru. Yalnız bunun sebebi duygusal bağ kurulması değil, çoğu zaman bağlam taşımasıdır. Özellik listesi "ürün şunu yapar" der; müşteri hikayesi "senin durumundaki biri şu problemi yaşıyordu ve şöyle çözdü" der. Okuyanın kendi durumuyla eşleştirebileceği bir zemin sunar.
Buradaki tuzak da aynı yerden çıkıyor: tek bir müşteri hikayesi istatistik değil, anekdottur. Anlatı ne kadar iyi kurulursa, okuyan onu o kadar genellenebilir sanır. Ürün gerçekten işe yarıyorsa bu zararsız bir hızlandırıcı olur; yaramıyorsa aynı teknik yanlış kararı hızlandırır. Bu yüzden bir müşteri anlatısını, arkasında kaç kullanıcının benzer sonucu aldığını gösteren sıkıcı bir sayıyla birlikte vermeyi tek başına anlatıdan daha güvenilir bulurum. Sayı olmadan anlatı ikna eder ama doğrulanamaz.
Arayüzde anlatı: en çok burada ters teper
Storytelling'in kullanıcı deneyimine faydası genelde fazla rahat bir cümleyle geçiştirilir. Oysa arayüzde kullanıcı bir hikaye dinlemeye gelmez, bir iş yapmaya gelir. Uygulamayı ilk açan kişiye üç ekranlık marka anlatısı göstermeyi, uygulamayı ilk kullanımda karşılayan tek bir boş-durum mesajından daha zayıf buluyorum: birincisi kullanıcıyı işinden alıkoyar ve sonuna kadar okunmadan geçilir, ikincisi tam ihtiyaç anında ne yapılacağını söyler.
Anlatının arayüzde tuttuğu yerler daha dar ve daha az gösterişli. Çok adımlı bir formda kullanıcının nerede olduğunu ve ne kaldığını göstermek bir ilerleme anlatısıdır. Bir hata mesajının "ne oldu, neden oldu, şimdi ne yap" sırasıyla yazılması küçük bir anlatıdır ve ekrandaki en değerli metindir. Sipariş takibinde durumun adım adım ilerlemesi de öyle. Bunların ortak yanı, anlatının kullanıcının kendi işinin üstüne oturması; ayrı bir bölüm olarak araya girmemesi.
Pratikte ne yapmalı
Bir metni ya da ekranı hikayeleştirmeye karar vermeden önce tek soru yeterli: burada gerçekten bir nedensellik zinciri var mı, yoksa düz bilgiyi süslemeye mi çalışıyorum? Zincir varsa anlatı doğal olarak kurulur ve okuyanın işini kolaylaştırır. Zincir yoksa ortaya çıkan şey hikaye olmaz, uzatılmış bilgi olur; kullanıcı da onu ilk fırsatta atlar.