Maslow'un Piramidinde Güvenlik Basamağı ve Arayüzdeki Karşılığı
Maslow'un piramidinde güvenlik ikinci basamakta durur ve dijital üründe bu basamak çoğu zaman bir kilit ikonuyla, bir rozetle, bir de "verileriniz bizimle güvende" cümlesiyle geçiştirilir. Oysa kullanıcının güvende hissetmesi bu işaretlerle değil, hata yaptığında başına ne geldiğiyle ilgilidir. Asıl mesele piramidin sırası değil, arayüzün geri dönüşü olmayan işlemleri nasıl ele aldığı.
Piramidin söylemediği şey
Maslow 1943'teki makalesinde piramit çizmedi. O şekil yıllar sonra yönetim ders kitaplarında ortaya çıktı ve metindeki esnek sıralamayı kesin bir merdivene çevirdi. Maslow'un kendisi basamakların katı biçimde sırayla ilerlemediğini, birinin kısmen karşılanmasının diğerini açabildiğini yazar. İnsanlar aç karnına da mahremiyetini korur.
Ürün tarafındaki sonucu şu: güvenlik, temel işlevler oturduktan sonra üzerine eklenen bir katman değil. İlk ekrandan itibaren, kayıt formunun ilk alanından itibaren çalışan bir beklenti.
Güven hissi nereden geliyor
Kullanıcı sertifikayı incelemiyor. Karar verirken baktığı şeyler çok daha sıradan: fiyatın yanında toplam tutarın görünmesi, iade koşulunun ödeme adımından önce yazması, formun istediği alanların işin gerektirdiğiyle sınırlı kalması.
Bültene abone olurken doğum tarihi soran bir form, tek bir teknik açık içermese bile güveni düşürür. Kullanıcı gereksiz veri talebini niyet göstergesi olarak okur ve bu okuma yanlış değildir. Bir alanı formda tutmanın tek gerekçesi "ileride lazım olabilir" ise, o alan güvenliğe zarar veriyor demektir.
Onay kutusu bir güvenlik önlemi değildir
"Emin misiniz?" penceresi, arayüz tasarımında en çok abartılan araçtır. Üçüncü kez gördüğünde kullanıcı artık metni okumaz, sadece düğmenin yerini ezberler ve refleksle tıklar. Onay penceresi böylece yıkıcı işlemi engellemez, yalnızca sorumluluğu kullanıcıya devreder.
Kritik işlemde onay penceresi yerine geri alma kurarsın. Silme isteğini hemen uygulamak yerine kuyruğa alan, arayüzde on beş saniyelik bir "geri al" bandı gösteren küçük bir gecikme, kullanıcıya fikrini değiştirdiği anda kullanabileceği gerçek bir çıkış verir; toplu silme, hesap kapatma ve fatura iptali gibi işlemlerde bu kalıp onay penceresinden kat kat iyi çalışır. Geri alınamayacak tek işlem türü, karşı tarafa çoktan ulaşmış olandır.
Şeffaflık ölçülebilir bir şeydir
Gizlilik politikası yayımlamak şeffaflık değil, yükümlülük. Kullanıcının merak ettiği üç şey var: ne toplanıyor, ne kadar süre duruyor, silme talebi gerçekte neyi siliyor.
Üçüncüsü genelde en zayıf halka. "Hesabımı sil" düğmesi arka planda bir kaydı pasife çeken bayraktan ibaretse, arayüzdeki iddia ile veritabanındaki durum uyuşmuyor demektir. Yedeklerden düşme süresi de dahil olmak üzere ne olacağını yazmak, o cümleyi yazabilmek için silme akışını gerçekten kurmayı zorunlu kılar. Metni dürüstleştirmenin en hızlı yolu budur.
Kimlik doğrulamada neyin işe yaradığı
Çok aşamalı doğrulama tek bir şey değildir ve aralarındaki fark önemli. SMS ile gelen kod, hiç yoktan iyidir ama SIM takası ve operatör tarafındaki sosyal mühendislik karşısında zayıftır. Uygulama tabanlı tek kullanımlık kod belirgin biçimde daha güvenli, donanım anahtarı ise kimlik avına karşı bugün elimizdeki en sağlam seçenek. Kullanıcıya "güvenliğiniz için" diyerek yalnızca SMS sunan bir ürün, seçeneği değil maliyeti optimize etmiştir.
Zorunlu parola değişimi de aynı kategoride. Doksan günde bir parola değiştirmeye zorlanan kullanıcı daha güçlü parola üretmez, sonuna artan bir sayı ekler. Sızıntı tespit edildiğinde sıfırlamak, takvime bağlı zorunluluktan daha etkilidir ve kullanıcıyı daha az yorar.