Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Tasarım Odaklı Düşünmede Problem Çözmeyi Tıkayan Beş Engel

Tasarım Odaklı Düşünme Engelleri: Ego, Grup Düşüncesi, Yanlış Problem

Tasarım odaklı düşünme atölyeleri çoğu zaman süreç kusursuz işlediği halde işe yaramayan sonuçlar üretir. Sebep genelde yöntemin kendisi değil, yöntemin üzerine oturduğu ekiptir: kimse fikrinden vazgeçmek istemez, kimse uyumu bozmak istemez, herkes elindeki alete uyan problemi arar. Aşağıdaki beş engel tekrar tekrar karşımıza çıkıyor. Ama hepsi aynı ağırlıkta değil.

Hızlı tepki, yavaş çerçeveleme

Bir sorun masaya geldiğinde ilk refleks çözüm önermektir. Toplantının onuncu dakikasında ekran tasarımı konuşuluyorsa, kimsenin problemi tarif etmediği neredeyse kesindir.

Burada tasarım odaklı düşünmenin kendi içinde bir gerilim var. Yöntem bir yandan erken prototiple, hızlı yanıl der, diğer yandan aceleci çözümden kaçınmayı öğütler. İkisi çelişkili görünüyor çünkü hangi aşamadan bahsedildiği söylenmiyor. Benim ayrımım şu: hız, geri alınabilir kararlarda serbesttir. Bir ekranı bir günde çizip beş kullanıcıya göstermenin maliyeti düşüktür, yanlışsa çöpe gider. Problem tanımı ise geri alınabilir bir karar değildir, çünkü sonraki her iş onun üzerine kurulur. Yavaşlığı oraya harcayın.

Ego ve grup düşüncesi

Bireysel egolar en çok konuşulan engeldir ve bence en az tehlikeli olanıdır. Ego görünürdür. Toplantıda kimin fikrini savunduğu, kimin kimi dinlemediği herkesin gözü önünde olur, iyi bir kolaylaştırıcı bunu yönetebilir.

Asıl sessiz olan diğeridir. Irving Janis'in 1972'de Victims of Groupthink ile tarif ettiği grup düşüncesi, ekibin uyumu doğrulukla karıştırmasıdır. Kimse bağırmaz, kimse ısrar etmez, herkes rahatsızlığını içinde tutar ve toplantı çıkışında koridorda birbirine "aslında bana da mantıklı gelmedi" der. Karar oy birliğiyle alınmış görünür, oysa hiç sınanmamıştır.

Janis'in önerisi hâlâ en pratik olanı: itirazı kişiye bırakmayın, role bağlayın. Her önemli kararda bir kişi resmen karşı tarafı savunmakla görevlendirilirse, itiraz eden kişi "zorluk çıkaran" olmaktan kurtulur. Bu rol dönüşümlü olmalı, yoksa ekipte kalıcı bir muhalif üretirsiniz ve bir süre sonra kimse onu ciddiye almaz.

Elinde çekiç olan

Abraham Maslow 1966'da şunu yazmıştı: elinizdeki tek alet çekiçse, her şeye çivi muamelesi yapmak cazip gelir. Deneyimli ekiplerde bu, alışkanlığa dönmüş bir yöntemin her probleme uygulanması şeklinde görünür. Kullanıcı araştırması yapmayı seven ekip her sorunu araştırma eksikliğine bağlar, veri ekibi her sorunu ölçüm eksikliğine.

Çözüm olarak farklı disiplinlerden ekip kurmak öneriliyor ve doğru bir öneri. Ama bedava değil: farklı disiplinler ortak bir dil kurana kadar zaman harcar, ilk birkaç oturum çoğu zaman tanım tartışmasıyla geçer. Küçük ve tekrar eden işlerde bu maliyet karşılığını vermez. Karşılığını verdiği yer, problemin ne olduğunun bile net olmadığı işlerdir.

Yanlış problem, kusursuz cevap

Beş engel içinde diğerlerinden hayatta kalan tek engel budur. Ego yönetilebilir, grup düşüncesi yapıyla kırılabilir, alet çeşitliliği artırılabilir. Ama problem yanlış tanımlanmışsa, mükemmel işleyen bir süreç size yanlış sorunun kusursuz cevabını verir ve bunu haftalarca fark etmezsiniz.

Somut hali şuna benzer: sepette terk oranı yüksektir, ekip "satın al" düğmesinin görünürlüğünü konuşmaya başlar, renk ve konum denenir, birkaç puanlık oynama olur. Oysa kullanıcılar kargo ücretini son adımda gördükleri için çıkıyordur. Düğme üzerinde yapılan her iyileştirme gerçek bir iyileştirmedir ve yanlış yerdedir.

Bunu yakalamanın yolu kayıtlarda değil, çıkanlarla konuşmakta. Kalan kullanıcı neden kaldığını çoğu zaman bilmez, çıkan kullanıcı neden çıktığını gayet iyi bilir.

Analizin faturası

"Önce iyice analiz edin" tavsiyesi bedelsiz sunuluyor, oysa hesabı basit. Sekiz kişilik bir ekibin üç saatlik atölyesi 24 kişi-saat eder. Problem tanımına varmadan dört oturum yaptıysanız 96 kişi-saat harcamışsınız demektir, yani iki kişi-haftasından fazlası. Aynı süre içinde iki prototip çizilip gerçek kullanıcıya gösterilebilirdi.

Bu, analizden vazgeçmek anlamına gelmiyor. Anlamı şu: uzun oturumları fikir toplamak için değil, elinizdeki problem tanımını çürütmeye çalışmak için kullanın. İkinci oturumun sonunda tanım hâlâ değişmiyorsa üçüncüyü yapmayın, sahaya çıkın.

Yöntemin adımlarını ve arkasındaki literatürü derli toplu görmek isteyen için Interaction Design Foundation'ın tasarım odaklı düşünme derlemesi iyi bir başlangıç.