Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Öğrenme Deneyimi Tasarımı: Neyi Çözer, Neyi Çözmez

LXD Nasıl Kurulur? Hedef, Sıralama ve Ölçme

Öğrenme deneyimi tasarımı, bir eğitimin içeriğini değil, katılımcının o içerikten geçerken izlediği yolu kurar. Adı yeni, sorduğu soru eski: kişi bu işin sonunda neyi yapabiliyor olacak? LXD'nin gerçekten çözdüğü problemler var, çözecekmiş gibi anlatılıp çözmedikleri de. İkisini ayırmadan başlanan tasarım, özenle hazırlanmış bir kursun neden işe yaramadığını hiçbir zaman açıklayamaz.

LXD ile klasik eğitim tasarımının farkı

Geleneksel eğitim tasarımı konuyu alır, parçalara böler, mantıklı bir sıraya dizer. LXD aynı işi katılımcının ulaşacağı sonuçtan başlayarak yapar. Fark küçük görünür ama çıktıyı tamamen değiştirir: birinde müfredat konunun iç mantığına, diğerinde kişinin yapması beklenen işe göre kurulur. Bir konu anlatım sırasında ne kadar merkezi olursa olsun, hedeflenen davranışa katkısı yoksa dışarıda kalır.

Bu yüzden LXD'nin ilk adımı içerik üretmek değil, teşhis koymak.

Beş problem, hepsi tasarımın işi değil

Bir eğitim ihtiyacının arkasında genelde şunlardan biri durur:

  • Bilgi eksikliği: ne yapılacağı bilinmiyor.
  • Beceri eksikliği: biliniyor ama yapılamıyor.
  • Özgüven eksikliği: yapılabiliyor ama kişi kendine güvenmiyor.
  • Motivasyon eksikliği: yapılabiliyor, gerek görülmüyor.
  • Kaynak eksikliği: araç, yetki veya zaman yok.

Kaynaklarda bu beşi sıralayıp "iyi tasarım hepsini çözer" demek yaygın. Çözmez. Bilgi ve beceri eksikliği doğrudan tasarımın alanıdır. Özgüven, yeterince tekrar ve güvenli deneme ortamıyla kısmen kapanır. Motivasyon büyük ölçüde eğitimin dışında, işin kendisinde ve yöneticinin tutumunda belirlenir. Kaynak eksikliğine gelince, orada eğitim tasarlamak zaman kaybıdır; bir kişiye sahip olmadığı araçla iş yapmayı öğretemezsiniz, öğretseniz bile yapamaz.

Teşhisi atlayıp içerik üretmeye başlamak, çoğu başarısız kurumsal eğitimin tek ortak noktası.

Hedeften geriye planlama

Tasarım, katılımcının eğitim sonunda ne yapacağını yazmakla başlar. Bu cümle ölçülebilir olmalı. "Konuyu anlar" ölçülemez; "verilen hata kaydına bakıp hangi servisin düştüğünü söyler" ölçülebilir. Hedefi yazdıktan sonra geriye doğru üç soru yeter:

  1. Bunu yapabilmek için neyi bilmesi gerekiyor?
  2. Hangi denemeyi kaç kez yapması gerekiyor?
  3. Denerken elinin altında ne olmalı?

Bu üç sorunun cevabı sırasıyla içeriği, uygulamayı ve materyali verir. Sıralamayı ters çevirip önce içerik hazırlamak, sonuna doğru "buraya bir alıştırma koyalım" demeye götürür ve o alıştırma her zaman süs kalır.

Sıralama gerçekten sıralı mı?

Araç park etmeyi öğretirken önce ayna kullanımı, sonra pedal ve vites, ardından manevra gelir. Buradaki sıra keyfi değil: her adım bir öncekinin çıktısını girdi olarak alır. Aynayı okuyamayan kişi manevrayı deneyemez.

Elinizdeki modüllerin sırası bu kadar zorunlu mu, basit bir testle anlaşılır: bir adımı listeden çıkarın, sonraki adım hâlâ yapılabiliyorsa o ikisi sıralı değil, paralel. Paralel adımları zincire dizmek katılımcıyı ihtiyacı olmayan bir bekleme sırasına sokar. Uzun kursların çoğu, aslında paralel olan yedi sekiz konuyu doğrusal bir yola dizdiği için uzun.

İçerik türü ve öğrenme stili meselesi

Metin, video, simülasyon, kısa değerlendirme. Dördü de aynı işi yapmaz: tanım ve referans bilgisi metinle, zamana yayılan hareket videoyla, karar verme simülasyonla öğretilir. Seçimi konunun doğası belirler.

Çeşitlendirmeyi öğrenme stiline bağlamam. "Görsel öğrenen", "işitsel öğrenen" ayrımının, kişiye kendi stiline uygun materyal verildiğinde öğrenmenin arttığı iddiası anlamında ampirik desteği yok; Pashler ve arkadaşlarının 2008 tarihli derlemesi bu iddiayı sınayan çalışmaların ya yapılmadığını ya da sonucun olumsuz çıktığını gösteriyor. Kişiler tercih bildirir, bu doğru. Tercih ile öğrenme verimi aynı şey değil. Karma içerik iyidir, çünkü farklı bilgi türlerini uygun kanaldan verir, insanları etiketlediği için değil.

Tutarlılık ucuz bir kazanç

Aynı kavrama üç modülde üç ayrı isim vermek, öğrenme yükünü doğrudan katılımcıya yıkar. Terminoloji sabitlensin, ekran düzeni ve anlatım dili modülden modüle değişmesin. Bu, tasarımın en az emek isteyen ama etkisi en hızlı görülen kısmı. Bir sözlük dosyası ve tek bir şablon çoğu zaman yeter.

Ölçmeyen tasarım bitmiş sayılmaz

Her aşamanın sonunda küçük bir değerlendirme olsun, ama not vermek için değil: hangi adımda insanların takıldığını görmek için. Katılımcıların yarısı aynı soruda düşüyorsa problem katılımcıda değil, o adımın bir öncekine yaslanma biçimindedir. Ölçüm noktası koymadan yayına aldığınız bir eğitimi sonradan iyileştiremezsiniz, çünkü neyin bozuk olduğunu gösteren tek veri kaynağını atlamış olursunuz.