Tasarımcı Olarak Sıradaki Beceriyi Nasıl Seçersin
Sıradaki beceriyi seçmek, aslında neyi öğrenmeyeceğine karar vermektir. Tasarım tarafında öğrenilebilecek şeylerin listesi her yıl uzuyor, haftada ayırabildiğin saat ise uzamıyor. O yüzden soruyu "hangisi şu an popüler" diye değil, "elimdeki saatle hangisi birkaç yıl sonra da duruyor olacak" diye sormak gerekiyor.
Önce motivasyonu adlandır
Yeni bir beceriye yönelmenin iki kaynağı var. Biri dışarıdan gelir: baktığın iş ilanları aynı şeyi istiyordur, ekipte kimse o işi yapamıyordur, terfi için bir eksik gösterilmiştir. Diğeri içeriden gelir, sadece merak edersin.
Bu ikisini karıştırmak zaman kaybettirir. Dışarıdan gelen talep sana bir liste verir, hangi becerilerin karşılığı olduğunu söyler. Ama listedeki maddelerden hangisini bitirebileceğini merak belirler. İlgi duymadığın bir konuyu sırf ilanlarda geçtiği için seçersen, ilk sıkıcı haftada bırakırsın ve o saatler tamamen boşa gider. Sıralama şöyle olmalı: piyasa seçenekleri daraltır, ilgi son kararı verir.
Bunu netleştirmenin ucuz bir yolu var. Hedeflediğin pozisyondan on ilan aç, tekrar eden yetkinlikleri bir kenara yaz. Sonra o listeye bak ve hangisini cumartesi sabahı kimse söylemeden açacağını dürüstçe işaretle.
Zaman bütçeni beceri listesinden önce çıkar
Öğrenme planları çoğunlukla saat hesabı yapılmadığı için çöker. Basit bir aritmetik durumu netleştiriyor: haftada beş saat ayırabiliyorsan yılda 260 saatin var. Bir aracı işe yarar seviyede kullanmak elli saat civarında bir yatırım ister; bir disiplinin temelini kurmak, yani araştırma yapmayı ya da erişilebilirliği gerçekten öğrenmek, birkaç yüz saat.
Yani o 260 saat bir yılda bir sağlam temel ya da üç dört araç eder. İkisi birden olmaz. "Şu listedeki yedi beceriyi bu yıl kapatırım" diyen plan, saatlere bölündüğü anda her birine ancak otuz beş saat düştüğünü, otuz beş saatin de hiçbirini kullanılabilir seviyeye getirmediğini gösterir.
Öğrenmeyi bölmek de aynı hesabın parçası. Bir arayüzü baştan sona tasarlamak yerine önce yalnız akış çizersin, sonra ekranları, sonra prototipi bağlarsın. Her parça tek başına bitirilebildiği için yarım kalma riski düşer.
Araç öğrenmekle temel öğrenmek aynı şey değil
Bir tasarımcının HTML ile CSS'i sökebilmesini, üçüncü bir prototipleme aracını öğrenmesinden daha değerli bulurum. Gerekçesi duygusal değil, ömürle ilgili: araçlar değişiyor, temeller kalıyor. Sketch bir dönem sektörde varsayılan araçtı, birkaç yıl içinde yerini Figma'ya bıraktı ve o araca yatırılan saatlerin büyük kısmı taşınamadı. Buna karşılık kutu modelini, akış düzenini, tipografik hiyerarşiyi bir kez anlayan kişi hangi araca geçerse geçsin bilgisini yanında götürüyor.
Kodlama tarafında hedef de gerçekçi olmalı. Amaç üretim kodu yazmak değil; tasarladığın şeyin nasıl uygulanacağını görebilmek, geliştiriciye "bu boşluk neden kaymış" diye sorabilmek, imkânsız bir şey çizmeden önce fark edebilmek. Temel HTML ve CSS bu iş için yeter, JavaScript'i sonra ekleyebilirsin.
Aynı ayrım araç seçiminde de geçerli. Bir prototipleme aracını iyi bilmek yeterli, ikincisi zaten birkaç günde öğrenilir. Üç aracı yüzeysel bilmek, birini derin bilmenin yerine geçmiyor.
Erişilebilirlik neden ayrı bir yerde duruyor
Çoğu tasarım becerisinin "öğrendim" sınırı bulanıktır. Erişilebilirlik bu kuralın dışında kalıyor, çünkü ölçülebilir kriterleri var. WCAG normal boyutlu metin için arka planla arasında en az 4.5:1 kontrast oranı ister, büyük metinde bu 3:1'e iner. Klavyeyle gezilebilirlik, odak göstergesi, form etiketleri de benzer şekilde kontrol edilebilir maddeler.
Bu netlik iki işe yarıyor. Bir, öğrenme süresi tahmin edilebilir; ölçütü olan bir konuda ne zaman yeterli seviyeye geldiğini bilirsin. İki, işini kanıtlaman kolaylaşır: "erişilebilirliğe dikkat ediyorum" cümlesi yerine ölçüm sonucu gösterirsin. Kamu ve kurumsal projelerde bu maddeler artık sözleşmeye giriyor, dolayısıyla karşılığı da somut.
Bir alanda derinleş, listeyi ezberleme
Uzmanlaşma başlıkları uzun bir liste gibi sunulur: araştırma, etkileşim, görsel tasarım, hareketli grafik, e-ticaret. Liste halinde görünce hepsine biraz bulaşmak cazip gelir, oysa iş ilanları genelde birinde derinlik arar.
Seçimi yaparken kendi enerjine bak. Kullanıcıyla konuşup çelişkili cevapları düzenlemek seni yormuyorsa araştırma tarafı sana yakındır. Bir butonun basılı halini yirmi kez elden geçirmekten sıkılmıyorsan etkileşim ve arayüz tarafı. Veriyi anlaşılır bir grafiğe çevirmek hoşuna gidiyorsa görselleştirme. Bu üç işten hangisinden yorulmadan çıktığın, hangi kursu bitirebileceğinin en iyi göstergesi.
Derinleşmek diğer alanları bilmemek anlamına gelmiyor. Araştırmacının arayüz diline hâkim olması, arayüz tasarımcısının bir kullanılabilirlik testini izlemiş olması işi kolaylaştırır. Fark şurada: birinde karar verirsin, diğerlerinde konuşabilirsin.
Öğrendiğini kanıtlayamıyorsan öğrenmiş sayılmazsın
Kurs bitirme sertifikası kimseyi ikna etmiyor. İkna eden şey, o beceriyi bir problemin üzerinde kullandığını gösteren tek bir iş.
Portföyde on proje yerine üç proje olsun, ama her biri şunu anlatsın: sorun neydi, hangi seçenekleri denedin, neden bu çözümde karar kıldın, sonuç ne oldu. Süreci anlatan tek bir vaka, cilalı on ekran görüntüsünden fazlasını söylüyor; işveren senin nasıl düşündüğünü merak ediyor, ne kadar güzel gölge verdiğini değil. Terk ettiğin yolları da yazmakta fayda var, çünkü elenen seçenekler karar verdiğini gösterir.
Yeni öğrendiğin beceriyi de aynı yolla sabitle. Kursu bitirdikten sonra küçük ve gerçek bir işte kullan, sonucu yaz. Kullanılmayan beceri birkaç ay içinde sessizce siliniyor.
Kaynaklar