İlk UX Danışmanlığı Projesini Yürüten Kararlar
İlk danışmanlık projeni UX bilgin kazandırır, ama işi yürüten şey başkadır: kiminle konuşacağın, neyi ne zaman teslim edeceğin, hangi araştırmayı hangi bütçeyle yapacağın. Bunlar başta konuşulmazsa proje ortasında pazarlığa döner ve o pazarlığı danışman kaybeder. İlk projede yönetilmesi gereken asıl şey tasarım değil, çerçevedir.
Brifin ardındaki asıl soruyu çıkar
Müşteri sana genelde çözüm anlatır: menü karışık, kayıt ekranı yenilensin, uygulama modernleşsin. Bunlar talep, problem değil. Asıl soru tek cümleyle şudur: hangi sayı hangi yöne gitsin? Terk oranı, ilk siparişe kadar geçen süre, destek talebi adedi, tamamlanan kayıt yüzdesi. Müşteri bu sayıyı söyleyemiyorsa başarının ne olduğu proje boyunca tartışmalı kalır; teslimde o tartışmayı sen kaybedersin.
İlk toplantıda üç şey sor: bu iş şu an nasıl ölçülüyor, kim şikâyet ediyor, daha önce ne denendi. Asıl işe yarayan üçüncüsüdür. Daha önce denenip tutmamış çözüm, seninkinin neden farklı olduğunu anlatman gereken yerdir.
Tek karar verici, yazılı
Danışmanlık projelerini bozan en yaygın şey onay dağınıklığıdır. Tasarımı pazarlama müdürü, ürün sahibi ve genel müdür ayrı ayrı onaylayacaksa bu üç ayrı revizyon turu demektir, çünkü bu kişiler aynı odada aynı anda bulunmaz. Geri bildirim sırayla gelir ve çoğu zaman kendi içinde çelişir: birinin istediği sadeleştirmeyi diğeri eksiklik sayar. İki turluk iş dörde çıkar, fatura sabit kalır.
Sözleşmeye tek isim yaz: geri bildirimi toplayıp tek ses olarak ileten kişi. Toplama işi müşterinin tarafında kalmalı. Bunu bir nezaket meselesi olarak görmem, verdiğin süre tahmininin dayanağıdır; muhatap sayısı belirsizse takvim de tahmin değil temennidir.
Araştırma yöntemi bütçeye göre seçilir
İlk projede en sık yapılan hata, öğrenilen bütün yöntemleri sırayla uygulamaya kalkmaktır. Anket, görüşme, kullanılabilirlik testi, persona, yolculuk haritası. Hepsi meşru yöntemler, hepsinin aynı projede yeri yok.
Küçük ve orta ölçekli bir işte sıralama nettir. Beş kullanıcıyla yapılan kullanılabilirlik testi, aynı paraya çıkan bin kişilik anketten daha fazla karar değiştirir; anket insanların ne dediğini verir, test ne yaptığını gösterir. Persona ise araştırma değil, araştırmanın çıktısını ekibe anlatma biçimidir. Elinde veri yokken persona üretmek, tahmini belgeleştirip sonra ona kaynak diye atıf yapmaktan ibarettir.
Her tasarım kararının bir uygulama faturası var
Bir arayüz önerisi geliştiriciye gittiğinde iki gruptan birine düşer: mevcut veri modeliyle yapılabilenler ve veri modelini değiştirmesi gerekenler. Bir alanı gizlemek, sıralamayı değiştirmek, boş durum metni yazmak birinci gruptadır. "Kullanıcı kayıt olmadan sepetini saklayabilsin" ikinci gruptadır ve haftalara mal olur. Aradaki fark sunum ekranında görünmez, sprint planlamasında görünür.
Sunumdan önce teknik ekipten tek bir şey iste: hangi önerinin şemaya dokunduğunu işaretlesinler. On dakikalık bu konuşma, günlerce çalıştığın akışın "bu sürümde olmaz" denip rafa kalkmasını engeller.
Gecikmeyi teslim gününde değil, fark ettiğin gün söyle
Gecikmenin kendisi ilişkiyi bozmaz, haberin geç gelmesi bozar. İki gün gecikeceğini bir hafta önce söylersen müşteri planını buna göre kurar. Aynı bilgiyi teslim sabahı verirsen o artık bilgi değil, mazerettir.
Haftalık kısa bir not yeterli: bu hafta ne bitti, sırada ne var, neyi bekliyorum. Danışmanlık işlerinde gecikmelerin büyük kısmı danışmandan değil, gelmeyen içerikten, verilmeyen erişimden, cevapsız kalan sorudan çıkar. Üçüncü maddenin yazılı durması, teslim tarihi tartışıldığında konuyu kapatır.
Uzmanlığını jargonla değil, seçenekle göster
Müşteriye "heuristik değerlendirme yaptım" demek etki bırakmaz. "Şu üç ekranda kullanıcı nerede olduğunu anlamıyor, ikisi bu hafta düzelir, üçüncüsü menü yapısını değiştirmeyi gerektirir" demek bırakır. İkincisi bulguyu, maliyeti ve kararı aynı anda masaya koyar.
Kararı da sen öner. Danışman seçenekleri sıralayıp masadan kalkarsa müşteri en ucuzunu seçer, sonucunu da sana fatura eder.
Kaynaklar