UX Case Study Girişi: Beş Cümlede Problem, Çözüm, Rol
Portföyünüzü açan işe alımcı, bir case study'yi okuyup okumayacağına ilk yarım dakikada karar veriyor. O yarım dakika giriş bölümü demek: problem neydi, ne yaptınız, hangi rolde. Bu üç sorunun cevabı ilk birkaç cümlede yoksa gerisi okunmuyor, süreç bölümüne harcadığınız emek de görünmüyor.
Girişin taşıması gereken üç şey
Problem, yaklaşım, rol. Bu üçü dışında ne varsa süreç bölümüne ait, girişe değil. Şirketin kaç yıllık olduğu, ekipte kimlerin bulunduğu, hangi sprint metodolojisiyle çalıştığınız girişte yer kaplar ve okuyucunun aradığı cevabı geciktirir.
Problem kısmında hedef kitleyi ve o kitlenin somut zorluğunu yazın. Yaklaşım kısmında ne yaptığınızı, tercihen tek bir kararla anlatın. Rol kısmında ekibin değil sizin ellerinizden çıkan işi söyleyin.
Beş cümle gerçekten beş cümle demek
"Girişi 4-5 cümlede tutun" ve "cümleleri 25-30 kelimeyi geçmesin" tavsiyeleri birlikte verildiğinde ortaya çıkan bütçe 100 ila 150 kelimedir. Üç bileşene bölün: her birine bir buçuk cümle, yaklaşık 35-50 kelime düşer.
Bu hesap, çoğu rehberin atladığı bir sınırı gösteriyor. "Kimin için çalıştınız, en büyük engel neydi, başarı neyi kazandıracaktı" gibi üç soruluk kontrol listelerinin hepsini bir buçuk cümlede cevaplayamazsınız. Seçmek zorundasınız. Seçme kuralı basit: cevabı okuyucu için tahmin edilebilir olan soruyu atın. E-ticaret uygulamasında "başarı neyi kazandırır" sorusunun cevabı zaten belli, oraya kelime harcamayın; asıl anlatılacak olan engelin ne olduğudur.
Zayıf giriş, güçlü giriş
Zayıf giriş projeyi tarif etmekle yetinir:
X için yeni bir mobil uygulama tasarladık.
Buradan çıkan bilgi sıfır. Ne problem var, ne karar, ne de sizin adınız geçiyor. Güçlüsü aynı yerde üçünü birden veriyor:
Kullanıcıya konumuna göre hatırlatma gönderen bir uygulamada, bildirim sayısı arttıkça açılma oranı düşüyordu. Gereksiz bildirimi kaynağında kesen bir filtreleme kurgusunu ben tasarladım; karar, kullanıcı görüşmelerinde en çok şikayet edilen üç bildirim tipinden geldi.
İkincisi uzun değil, dolu. Fark, kelime sayısında değil her cümlenin bir iş yapmasında.
"Biz" kelimesi rolünüzü siliyor
Giriş bölümlerinde en sık gördüğüm hata, tüm cümlelerin birinci çoğul şahısla kurulması. "Araştırma yaptık, test ettik, tasarladık" cümlesi altı kişilik bir ekipte sizin ne yaptığınızı söylemez. Ekibi bir kez tanıtın, sonra tekile geçin. Başvurduğunuz pozisyonla doğrudan ilgili olan işi de o tekil cümleye koyun: araştırmacı arıyorlarsa görüşme sayısı, ürün tasarımcısı arıyorlarsa verdiğiniz karar orada görünsün.
Önce yazın, sonra kesin
İlk denemede beş cümleye sığdırmaya çalışmak zaman kaybı. Girişi olduğu gibi yazın, on beş cümle olsun, sonra kesin. Kesme sırası şöyle işliyor: sıfatlar, ardından niteleme cümlecikleri, en sonda kendi kendini tekrar eden cümleler.
Girişi genelde en sona bırakırım. Süreç bölümü yazılıp bitmeden problemin ne olduğunu doğru cümleyle söyleyemiyorum; yazarken problemin baştaki tanımının kaydığını çok gördüm. Süreç hazırsa giriş de kendiliğinden ortaya çıkıyor, çünkü artık hikayenin sonunu biliyorsunuz.
Başlık hiyerarşisi okumayı hızlandırır
Case study'yi baştan sona okuyan az. Çoğu kişi başlıklara bakıp ilgilendiği bölüme atlıyor. Bu yüzden başlıkları "Araştırma" gibi etiketlerle değil, o bölümde ne bulduğunuzu söyleyecek şekilde yazın: "Kullanıcılar filtreyi hiç açmıyordu" başlığı, "Kullanıcı Araştırması" başlığından çok daha fazla iş yapar. Doğru kurulmuş bir başlık dizisi, tek başına okunduğunda projenin özeti çıkar.