Kullanıcılar Buldukları Çözümü Neden Bedava Paylaşıyor?
Kendi ihtiyacı için bir çözüm geliştiren kullanıcı, onu kendine sakladığında bir süre rakipsiz kalır. Buna rağmen çoğu paylaşıyor, hem de karşılığında para istemeden. Açık kullanıcı inovasyonu tartışması tam da bu tuhaflığın üzerine kurulu: insan neden bedava veriyor, veren ne kazanıyor?
Kullanıcı çözümü, üretici çözümü değil
Bir üretici ürünü çok sayıda müşteriye satmak için tasarlar, yani ortalamaya bakar. Kullanıcı ise tek bir sorunu, kendi sorununu çözer. Aradaki fark açık kullanıcı inovasyonunun bütün mantığını taşıyor: kullanıcı, üreticinin göremediği uç ihtiyacı zaten yaşadığı için görüyor.
Yazılımda bu en çıplak halde duruyor. Bir eklenti, bir betik, forumda paylaşılmış bir yapılandırma dosyası. Bunların çoğu satılmak için değil, birinin işi akşam saat onda tıkandığı için yazıldı.
Paylaşmak, saklamaktan ucuz olduğu için paylaşılıyor
Yaygın açıklama kullanıcının cömertliği. Daha inandırıcı açıklama maliyet tarafında duruyor. Bir fikri gerçekten korumak istiyorsan patent süreci, avukat, ülke ülke başvuru ve süren bir takip masrafı var. Küçük bir iyileştirme için bunun karşılığı çıkmaz. Korumanın maliyeti beklenen getirinin üstüne çıktığı anda paylaşmak rasyonel seçenek oluyor.
Bunun üstüne iki şey biniyor. Paylaşan kişi alanında tanınıyor, ki bunun iş ve danışmanlık tarafındaki getirisi somut. İkincisi, çözümü paylaşan kişi çoğu zaman aynı ürünü kullanmaya devam ediyor; ürün iyileştikçe kendi işi kolaylaşıyor.
Bu ikincisi sanılandan güçlü bir sebep. Yamasını paylaşmayan kullanıcı, onu her yeni sürümde kendi eliyle taşımak zorunda kalır. Yukarı akışa gönderdiğinde bakım yükünü projeye devretmiş olur. Cömertlik değil, muhasebe.
Ödül sistemi kurmak katkıyı azaltabilir
Açık inovasyondan söz eden metinlerin ortak tavsiyesi katkıcıya ödül vermek. Motivasyonun kaynağına bakınca bu tavsiye kendi kendini baltalıyor: itibarı ve kendi kullanımı için katkı veren biri, katkının karşılığı para olarak tanımlandığında ilişkiyi yeniden fiyatlar. Küçük bir ödeme, gönüllü yapılan işi ucuza yapılmış bir iş haline getirir, ve karşılığı düşük görünen iş yapılmaz.
Ödüllendirme gerekiyorsa işe yarayan biçim görünürlük: katkıcının adının değişiklik kaydında geçmesi, sürüm notunda anılması, belgede kaynak olarak durması. Nakit yalnızca dar bir yerde anlamlı, belirli bir işi ısmarlarken. O noktada zaten gönüllü katkı değil, sipariş konuşuyorsun.
Katkıyı almak bedava değil
Şirket tarafında açık inovasyon çoğunlukla kazanç hanesine yazılıyor. Gelen katkı bedava, katkının bakımı değil. Dışarıya bir eklenti API'si açtığın anda o arayüzün geriye dönük uyumluluğunu üstlenirsin. İki yıl sonra iç yapıyı değiştirmek istediğinde kırılan üçüncü parti eklentiler senin sorununa dönüşür; kullanıcı senin sürüm planını değil kendi takvimini bilir.
Kullanıcı katkısını genelde çekirdeği herkese açarak değil, az sayıda uçtan oluşan dar bir eklenti arayüzü tanımlayarak karşılarım. Dar arayüz gelen katkıyı belirli bir biçime sokuyor ve sonradan değiştirmek zorunda kalacağın yüzeyi küçük tutuyor.
İkinci maliyet inceleme. Katkı sayısı arttıkça darboğaz kod yazmak olmaktan çıkıp gelen kodu okumak, test etmek, geri bildirim yazmak oluyor. Bu iş çekirdek ekipte kalır ve katkıcı sayısıyla birlikte büyür. Katkıya açılmadan önce sorulacak soru "kaç kişi katkı verir" değil, "haftada kaç saat inceleme ayırabiliriz".
Nerede gerçekten çalışıyor
Açık kullanıcı inovasyonu her üründe aynı ölçüde işlemiyor. Kullanıcısı ürüne müdahale edebilecek teknik yetkinlikte olan alanlarda güçlü: geliştirici araçları, altyapı yazılımları, üretim ekipmanı, laboratuvar cihazları. Kullanıcının ürünü değiştirme imkânı olmadığı yerlerde açık inovasyon adıyla yapılan şey genelde geri bildirim toplamak oluyor. Bu da değerli, ama katkı değil araştırma verisi, ve ikisini aynı başlık altında toplamak şirketi gelmeyecek bir katkıyı beklemeye itiyor.
Kaynaklar