Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Mobil Uygulama Bulunabilirliği: İki Mağaza, İki Ayrı ASO

ASO Rehberi: App Store ve Google Play Aramayı Neden Farklı Okur

Uygulamayı yazmakla onu bulunabilir kılmak iki ayrı iştir, ve ikincisi büyük ölçüde mağazanın kendi mantığına bağlıdır. Kullanıcı ürünü görmez, sıralamayı görür; sıralama da indirmeden beslenir. Bu döngüye dışarıdan girmenin en ucuz kapısı arama. App Store ile Google Play’in aramayı bambaşka alanlardan okuması ise konunun en çok atlanan tarafı.

Keşfedilme bir döngü sorunudur

Mağaza vitrini sıralamaya dayanır: listeye girmek için indirme gerekir, indirme de büyük oranda listede görünmekten gelir. Yeni bir uygulama bu döngünün dışında doğar. Editoryal seçkiler (Apple’ın Today sekmesi, Play’deki editör listeleri) döngüyü dışarıdan kırabilen tek kapıdır, ama başvuruyla değil, ürünün mağazanın o dönemki temasına denk düşmesiyle açılır. Lansman planını “listeye gireriz” varsayımına yaslamak bu yüzden riskli. Planlanabilir tek kanal arama, çünkü orada sonucu belirleyen şey kendi yazdığınız metin.

Aynı metni iki mağazaya yapıştırmayın

İki mağaza arama için farklı alanları okur. Bu tek fark, ASO çalışmasının tamamını değiştirir.

App Store tarafında uygulama adı 30, alt başlık 30 karakterdir. Bunlara ek olarak kullanıcıya hiç görünmeyen, virgülle ayrılmış 100 karakterlik bir anahtar kelime alanı vardır. Uzun açıklama metni aramaya girmez. Yani App Store’da 4.000 karakterlik açıklamayı anahtar kelimeyle doldurmanın sıralamaya etkisi sıfırdır; asıl iş o 100 karakterde biter.

O alanda en sık yapılan israf, uygulama adında veya alt başlıkta geçen kelimeyi bir kez daha yazmak. Apple bu üç alanı birlikte okuyup kelime kombinasyonlarını kendisi üretir; tekrarlanan her kelime, boşluk karakteri ve “ve” gibi bağlaçlar doğrudan yer kaybıdır. Adında “Fotoğraf” yazan bir uygulamanın anahtar kelime alanına “fotoğraf” eklemesi, on karakteri hiçbir yeni sorguya karşılık gelmeden harcar.

Google Play’de ayrı bir anahtar kelime alanı yoktur. Başlık 30, kısa açıklama 80, tam açıklama 4.000 karakterdir ve tam açıklama indekslenir. Burada uzun metni ciddiye almak gerekir.

Tek listeleme metni yazıp iki yere yapıştırmak, birinde 100 karakterlik alanı boş bırakmak, diğerinde indekslenen 4.000 karakteri baştan savmak demektir. İki ayrı metin yazmak birkaç saatlik iştir ve ASO’nun en yüksek getirili kısmı büyük ihtimalle orasıdır.

“Yüksek hacim, düşük rekabet” tavsiyesi kendini yer

Anahtar kelime araştırması anlatan hemen her rehber aynı cümleyi kurar: hacmi yüksek, rekabeti düşük kelimeleri bulun. Böyle bir kelime varsa, hacmi yüksek olduğu için rakipler kısa sürede oraya gelir ve rekabet yükselir. Bu bir strateji değil, geçici bir anomalinin tanımı. Denk gelirseniz kullanın; üzerine plan kurmayın.

İşleyen yaklaşım, hacmi küçük ama niyeti keskin kelimelerdir. “Fotoğraf düzenleme” yerine “eski fotoğraf restorasyonu” gibi. Sebebi sıralama algoritmasının yapısında: gösterim başına indirme oranı, sıralamayı besleyen sinyallerden biridir. Alakasız bir kelimede üst sıraya çıkmak bu yüzden zarar bile verebilir, çünkü sayfayı açıp indirmeyen kullanıcı ortalamanızı aşağı çeker. Yanlış trafik, trafiksizlikten pahalıdır.

Mağaza dışı kanallar

Basın bülteni ve uygulama inceleme siteleri eskiden işin merkezindeydi, bugün getirisi düşük. Buna karşılık kendi sitenizde uygulamaya ayrılmış bir sayfa tutmak hâlâ mantıklı: mağaza sayfası Google’da tek başına iyi sıralanmaz, kendi sayfanız sıralanır ve oradan mağazaya yönlendirir. Elinizdeki e-posta listesi de aynı işi görür, üstelik ilk günlerde indirme sinyali üretmesi bakımından zamanlaması değerlidir.

Geriye kalan en iyi kanal, ürünün zaten konuşulduğu topluluğun içinde bulunmak. Bir koşu uygulamasını koşucuların takıldığı yerde tanıtmak, genel teknoloji mecralarında görünmekten daha fazla iş yapar. Ölçek küçüktür, dönüşüm yüksektir, ve mağaza algoritması tam olarak buna bakar.

Bulunan ama açılmayan uygulama

Keşfedilme kendi başına bir sonuç değil. İndirilip ilk gün açılmayan uygulamalar zamanla “zombi uygulama” durumuna düşer: mağazada durur, aramada çıkar, kimse kullanmaz. Görünmeyen bedeli, elde tutma verilerinin sıralama sinyallerine karışmasıdır. Kötü bir ilk deneyim yalnızca o kullanıcıyı değil, sonraki kullanıcıların sizi bulma ihtimalini de azaltır.

Doğru sıra bu yüzden şudur: önce ilk açılış deneyimini düzeltin, sonra trafiği artırın. Ters sırada yapıldığında harcanan tanıtım bütçesi sinyalleri iyileştirmez, bozar.