UX/UI Portföyü Hazırlarken Yapay Zekâyı Nerede Kullanmalı
Portföy bir galeri değil, kanıt dosyasıdır. Karşı taraftaki insan güzel ekran görüntüsüne değil, o ekranın neden öyle olduğuna bakar. Yapay zekâ bu dosyanın mekanik kısmını gerçekten hızlandırır: görsel boyutlandırma, metin düzeltme, başlık denemeleri. Karar kısmını hızlandırmaz, seyreltir.
Portföy neyi kanıtlar
Portföyü okuyan kişinin aradığı şey aslında dar: bu insan bir problemi tanımlayabiliyor mu, ve seçenekler arasından birini seçerken gerekçesi var mı. Ekran görüntüsü bunun çıktısıdır, kendisi değil. Aynı arayüzü iki farklı tasarımcı üretebilir; hangisinin işe alınacağını o arayüze giden yolu anlatma biçimi belirler.
Bu yüzden bir vaka çalışmasının en değerli cümlesi genelde şudur: bunu denedik, çalışmadı, şu yüzden vazgeçtik. Başarı hikâyesi herkeste var. Terk edilmiş yol az kişide var.
Yapay zekânın gerçekten hızlandırdığı işler
Mekanik ve tekrarlı olan ne varsa. Dosya isimlerini düzenlemek, görselleri hedef boyuta indirmek, alt metin taslağı çıkarmak, yazdığın paragraftaki devrik cümleleri yakalamak. Bunlar portföyün içeriğiyle değil paketiyle ilgilidir; birinin yapması gerekir ve o birinin sen olmasına gerek yoktur.
Görsel optimizasyonu için ayrı bir abonelik almadan önce elindekine bak. Bir klasördeki bütün PNG dosyalarını webp'ye çeviren iş cwebp ile tek satırdır, kalite farkı da portföy ölçeğinde gözle görülmez (pazarlanan “yapay zekâ destekli görsel sıkıştırma” araçlarını bu iş için fazla buluyorum).
Metnin tonunu modele bırakırsan
Aynı modelden çıkan portföy metinleri birbirine benzer. Sen bir portföy yazarken bunu fark etmezsin; haftada onlarca portföy okuyan biri ilk paragrafta fark eder.
Pratikte şu oluyor: metni model yazıyor, sen okuyup “iyi olmuş” diyorsun, çünkü akıcı. Akıcılık ile ayırt edicilik aynı şey değil ve portföyde lazım olan ikincisi.
İşleyen yöntem sırayı ters çevirmek. Kararlarını önce sen yaz, dağınık halde, madde madde, cümleler bozuk olsun. Sonra modele düzelttir. Modelin eline boş sayfa verirsen dolduracağı şey senin deneyimin değil, ortalamadır.
Başvuruya özel portföy ile ölçüm birbirini yiyor
İki tavsiye yan yana çok duyulur: portföyünü her pozisyona göre yeniden kurgula, bir yandan da ziyaretçi analitiğine bakıp hangi projenin ilgi çektiğini gör. Bu ikisi aynı anda çalışmaz.
Nedeni sayıda. Bir portföy sitesi ayda birkaç düzine ciddi ziyaret alır, çoğu da bir dakikadan kısadır. Her başvuru için ayrı varyant üretirsen zaten küçük olan bu trafiği varyant sayısına bölersin: on başvuru, on ayrı sayfa, her birinde bir avuç oturum. Böyle bir veriyle “şu proje daha çok ilgi görüyor” diyemezsin, gürültüye bakıp karar vermiş olursun.
Seçim net. Ya tek portföy tutar, ölçer ve zamanla düzeltirsin; ya da her başvuruya özel kurgu yapıp analitiği tamamen bırakır, geri bildirimi mülakattan alırsın. Başvuru sayın azsa ikincisi daha verimli, portföyü yıllarca yaşatacaksan birincisi. Ortası ikisinin de faydasını vermiyor.
Üretilmiş görsel kullanacaksan
Portföye koyduğun her görselin kaynağı belli olsun. Model çıktısıysa bunu yaz. Saklandığı anlaşıldığında kaybettiğin şey o görsel değil, dosyanın tamamının güvenilirliği olur; bir işe alım görüşmesinde “bu ekranı sen mi tasarladın” sorusuna verilecek tereddütlü cevabın maliyeti yüksektir.
Nereden başlamalı
Sıralama şöyle işliyor: önce anlatacağın üç projeyi seç ve her biri için karar hikâyesini kendi cümlelerinle yaz, sonra modele dil düzeltmesi yaptır, en son görselleri ve meta metinleri toplu işle. Tersten başlarsan, yani önce cilalı metin üretip sonra içine gerçek karar aramaya çalışırsan, ortaya çıkan şey kimseye ait olmayan bir portföy oluyor.