Mobil Tasarımın Yaygın Mitleri ve Pratikteki Karşılığı
Mobil tasarımda birkaç kabul, bir daha sınanmadan kural gibi dolaşıyor: kullanıcı hep aceledir, ekran küçükse özellik de azalmalıdır, tıklama ne kadar azsa o kadar iyidir. Üçü de kısmen doğru, üçü de yanlış yerde uygulandığında ürünü bozuyor. Ayrımı yapan şey ekranın boyutu değil, kullanıcının o an ne yaptığı.
Aceleci kullanıcı efsanesi
Mobil kullanım tek bir davranış değil. Aynı kişi sabah durakta iki saniyelik bir sorgu yapıyor, akşam kanepede kırk dakika okuyor. İkisi de mobil, ihtiyaçları zıt. Arayüzü yalnızca ilk senaryoya göre kurarsanız uzun oturumu taşıyamayacak kadar sığ, yalnızca ikincisine göre kurarsanız hızlı sorguyu boğacak kadar ağır bir ürün çıkıyor.
Ayrımı cihaz değil bağlam yapıyor. Analitikte oturum süresi dağılımına bakmak bunu yarım saatte söyler: tek tepe mi var, iki tepe mi. İki tepe varsa aynı ekranın iki ayrı giriş noktası olması gerekir, biri arama kutusu, diğeri kaldığı yer.
Küçük ekran, kırpılmış ürün demek değil
"Mobilde lite sürüm" fikri iyi niyetle başlar, ayrı bir içerik ağacıyla biter. Ayrı bir mobil alan adı (m.site.com tarzı) açmam. Ayrı adres, ayrı şablon, ayrı içerik demektir ve iki taraf birkaç ay içinde birbirinden ayrışır: masaüstünde güncellenen fiyat mobilde eski kalır, ortaya kimsenin sahiplenmediği ikinci bir site çıkar. Bakım maliyeti iki katına çıkarken kullanıcıya dönen tek şey eksik içerik olur.
Sorulacak soru hangi özelliğin atılacağı değil, hangisinin ilk ekranda görüneceği. İçerik sabit kalır, öncelik sırası değişir. Harita, filtre, karşılaştırma tablosu gibi ağır bileşenler mobilde de çalışır; yalnızca ikinci dokunuşa taşınırlar.
Tıklama sayısı, ölçtüğünü sandığınız şeyi ölçmez
Az tıklama tavsiyesi kendi içinde tutarsız. Tıklamayı azaltmanın en kolay yolu seçenekleri bir menünün arkasına toplamaktır. Bu, ekrandaki eleman sayısını düşürür ama kullanıcının vermesi gereken kararı ortadan kaldırmaz, sadece görünmez yapar. Sayı iyileşir, deneyim kötüleşir.
Kullanıcı yorulduğu için değil, nereye gittiğini bilmediği için vazgeçiyor. Üç adımlı ama her adımda ne kaldığını gösteren bir akış, on dört alanı tek ekrana yığan formdan daha iyi sonuç verir. Sayılacak şey adım değil, adım başına belirsizlik.
Uygulama mı, mobil web mi
Genellemeler yerine tek bir ayrım işe yarıyor: kullanıcı bu ürüne haftada birkaç kez geri dönüyor mu ve cihazın donanımına (kamera, konum, çevrimdışı depolama) gerçekten ihtiyaç var mı. İkisine de hayırsa uygulama, indirme bariyeri karşılığında hiçbir şey kazandırmaz. Kampanya sayfası için uygulama yazdırmak, ziyaretçiyi mağazaya gönderip geri dönmesini ummaktır.
Arama motorundan gelen ilk temas hemen her zaman web tarafında oluyor. Uygulama o temasın devamı olabilir, yerine geçemez. Sıralamayı tersine kurup web tarafını uygulamanın tanıtım sayfasına indirgeyen projelerde trafiğin büyük kısmı ilk ekranda kayboluyor.