Konu Başlıkları
Yükleniyor...

UX Portföyünde Online Site ile PDF'in Farklı İşleri

UX Portföyü: Online Site, PDF ve Tek Kaynak Meselesi

UX portföyü tartışması genelde “online mı, PDF mi” diye kurulur, oysa ikisi aynı işi yapmıyor. Online portföy sizi görüşmeye çağırtan bağlantıdır; PDF, görüşmenin içinde konuştuğunuz belge. Soruyu böyle ayırınca hangisinin önce geldiği de kendiliğinden çıkıyor.

“Arama motorundan keşfedilirsiniz” kısmına ihtiyatlı yaklaşın

Portföy rehberlerinin çoğu online portföyün en büyük faydasını SEO diye anlatır: arama motorunda bulunursunuz, işveren sizi keşfeder. Aynı metinler birkaç paragraf sonra işverenlerin başvuru formunda portföy bağlantısı istediğini söyler. İkisi aynı anda doğru olamaz. Bağlantıyı zaten siz yapıştırıyorsanız orada keşfedilme diye bir şey yok, teslim etme var.

Sitenize gelen trafiğin nereden geldiğine bakın: LinkedIn profili, başvuru formuna yazdığınız adres, bir tanıdığın ilettiği link. “ux tasarımcı istanbul” aramasında ilk sayfaya çıkma yarışı ajansların ve ilan sitelerinin yarışı, sizin değil. Portföyü arama motoru için değil, bağlantıya tıklayan işe alım uzmanının ilk doksan saniyesi için kurun.

Online portföyün asıl işi

Site iki şeyi iyi yapmak zorunda: hızlı açılmak ve güncel kalmak. İkincisi göründüğünden zor, çünkü güncellemenin maliyeti yüksekse güncellemezsiniz. Vaka çalışmasını tasarım dosyasından dışa aktarmak, görselleri sıkıştırmak, panele girip yeniden yüklemek gerekiyorsa o portföy iki yıl önceki halinde kalır.

Portföy sitesini genelde statik bir site üreticisiyle çözerim: içerik düz metin dosyalarında durur, görseller yanındaki klasörde, yayına almak tek komut. Panelli sistemlere üstünlüğü tasarımda değil, sürtünmede. Yeni bir vakayı eklemek on dakikaysa ekliyorsunuz.

Hız kısmı ise kendi alanınızda verdiğiniz sınav. Vaka çalışması sayfası mobilde sekiz saniyede açılıyorsa ve sebebi sıkıştırılmamış ekran görüntüleriyse, o sayfanın içindeki kullanıcı deneyimi iddiasının ciddiye alınmasını beklemek zor.

PDF ne zaman gerçekten gerekli

PDF'in kalan sağlam gerekçesi kontrol. Görüşmede ekran paylaşırken sayfanın açılmasını beklemezsiniz, internet çekmediğinde de elinizdedir, gizlilik sözleşmesi olan işi yalnızca karşınızdaki kişiye gösterirsiniz. Üçü de gerçek ihtiyaç, ama üçü de mülakat anına ait; başvuru anına değil.

Bir de teknik sınır var: başvuru sistemleri ek boyutunu sınırlar ve otuz tane tam çözünürlüklü ekran görüntüsüyle bu sınıra çarpmak çok kolay. Ekranda okunacak bir belgede 300 dpi'ın karşılığı yok; görsellerin genişliğini 1600 piksele indirin, gözle fark edilir bir kayıp olmadan dosya birkaç kat küçülür.

İki ayrı portföy değil, tek kaynak

Asıl hata ikisinden birini seçmek değil, ikisini ayrı ayrı yazmak. Ayrı yazılan iki kopya zamanla birbirinden uzaklaşır: siteye eklediğiniz yeni vaka PDF'e girmez, PDF'te düzelttiğiniz sonuç cümlesi sitede eski haliyle kalır. Vakaları bir kez yazın, PDF'i siteden üretin.

Hangi formatta olursa olsun bir vakanın cevaplaması gereken şey şu üçü:

  • Hangi problem vardı ve bunu nereden bildiniz?
  • Ne yaptınız, hangi alternatifi neden elediniz?
  • Sonrasında ne değişti?

Üçüncüsü çoğu portföyde eksiktir, çünkü ölçülmemiştir. Ölçemediğiniz bir iş için “kullanılabilirliği artırdım” yazmak yerine ne gözlemlediğinizi yazın: destek taleplerinin azalmasını, ekibin akışı ikiye bölmeye karar vermesini, testte beş kişiden dördünün takıldığı adımın kalkmasını. Bunlar iddialı cümlelerden daha inandırıcı, üstelik mülakatta üzerine konuşulabilecek tek şey de bunlar.