Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Bilgi Görselleştirme: Veri Ne Zaman Kavrayışa Dönüşür

Veriden Bilgeliğe: Görselleştirmenin Yaptığı ve Yapmadığı

Veri tek başına bir şey anlatmaz. Anlatmaya başladığı an, onu bir bağlama oturttuğumuz andır; bilgi görselleştirme de tam olarak bu işi yapar, ilişkileri ve eğilimleri gözle taranabilir hale getirir. Fakat her grafik anlam üretmez. Bazıları sadece sayfayı doldurur.

Grafik hacmi değil, soruyu değiştirir

Yaygın kabul şöyle: veri büyüdükçe tablo yetersiz kalır, grafiğe geçmek gerekir. Bunun doğru bir tarafı var ama eksik kurulmuş. Grafik, veri hacmiyle değil sorunun türüyle ilgilidir. Şubat cirosunun tam rakamını arıyorsanız cevabı bir tablo hücresi verir. Cironun yıl içinde nerede kırıldığını arıyorsanız çizgi grafiği verir. Aynı veri, iki ayrı okuma işi.

Kesin değer okunacak yerde tabloyu grafikten daha güvenilir bulurum: grafikten sayı okumak göz kararıdır, üstelik eksen aralığı değiştiğinde okuyucu bunu çoğu zaman fark etmez. Eğilim aranıyorsa ilişki tersine döner ve tablo okunmaz hale gelir.

Merdivenin Türkçede kaybolan basamağı

Nathan Shedroff'un anlama sürekliliği dört basamak sayar: data, information, knowledge, wisdom. Çeviride ortadaki iki basamak da bilgi olur ve model, ayırmak için kurulduğu şeyi ayıramaz hale gelir. Türkçe anlatımlarda ikinci ve üçüncü maddenin neredeyse aynı cümleyle geçmesinin sebebi budur.

Ayrımı korumak için somut bir örnek. Sunucu kayıtlarındaki tek bir satır veridir. O satırın bağlama oturmuş hali, yani dün akşam sekiz ile dokuz arasında hata oranının belirgin biçimde yükselmiş olması, enformasyondur. Bunu daha önce gördüğünüz bir örüntüyle eşleştirmeniz, mesela o saatin kampanya e-postasının gönderildiği saat olduğunu bilmeniz, kavrayıştır. Bir sonraki kampanyada gönderimi parçalara bölme kararı ise dördüncü basamak.

Görselleştirme bu merdivenin yalnızca ilk iki basamağı arasında çalışır. Üçüncüsü tecrübeyle gelir, dördüncüsü yargıyla. Hiçbir panel ikisini birden vermez; verdiğini söyleyen ürün anlatımlarına temkinli yaklaşın.

İşe yarayan görselin ölçütü

Tek bir test var: bakan kişi, grafiğe bakmadan önce cevaplayamadığı bir soruyu baktıktan sonra cevaplayabiliyor mu? Cevap hayırsa o görsel dekordur, ne kadar temiz çizilmiş olursa olsun.

Testi geçen görsellerin ortak yanı azlıktır. Tek eksende altı seri, üç ayrı renk skalası, her noktada etiket. Bunların hepsi okuyucuyu yavaşlatır. Erişilebilirlik tarafı da aynı yere bakar: bilgiyi yalnızca renkle kodlarsanız kırmızı ile yeşili ayıramayan okuyucu için grafik boşalır, şekil veya doğrudan etiket eklemek bunu çözer. Grafiğin yanına ham sayıları veren bir tablo koymak hem ekran okuyucu kullanan ziyaretçiye hem de rakamı kopyalamak isteyene yarar.

Araçlar hızlandı, soru yerinde duruyor

Terim 1980'lerde yerleşti. O zaman kareli kâğıtla çizilen şey bugün tarayıcıda saniyeler içinde çiziliyor. Değişen kısım bu. Değişmeyen kısım şu: hangi soruyu sorduğunuzu bilmiyorsanız araç onu sizin yerinize sormuyor.

Veriye bakıp otomatik grafik öneren sistemler için de aynısı geçerli. Öneri veri tipinden çıkar, sütunun ne anlama geldiğini bilmez. Ölçü birimi karışmış iki sütunu üst üste bindirmekte hiçbir sakınca görmez, çıkan grafik de gayet düzgün görünür. Görselleştirmenin zor kısmı çizim değil, neyin neyle karşılaştırılabilir olduğuna karar vermek.