Aksiyon Araştırması: Müdahale Ederek Öğrenmenin Yöntemi
Aksiyon araştırması bir durumu gözlemleyip bırakmaz. Araştırmacı sisteme müdahale eder, değişimi kendi eliyle başlatır, sonucunu ölçer ve bulguya göre yeniden müdahale eder. Bu yönüyle saha çalışmasından da laboratuvar deneyinden de ayrılır, çünkü araştırmacı ortamın dışında değil içindedir.
Yöntemi ayıran şey: araştırmacının konumu
Klasik bir kullanılabilirlik çalışmasında araştırmacı ölçer ve çekilir. Aksiyon araştırmasında ise değişikliği yapan da ölçen de aynı kişidir. Bu, yöntemin hem en büyük gücü hem de en ciddi zaafı. Gücü, bulgunun uygulanabilir olması: sonuç doğrudan bir kararla test edildiği için raporun rafta kalma ihtimali düşük. Zaafı ise atıf sorunu: değişim müdahaleden mi doğdu, yoksa müdahaleyi yapan kişinin ortamda bulunmasından mı, tek bir turda bunu ayıramazsınız.
Yöntemin katılımcı yanı da buradan gelir. Çalışılan grup, üzerinde araştırma yapılan bir örneklem değil, sürecin ortağıdır. Problem tanımına onlar katılır, çözümü onlar dener, hangi ölçünün anlamlı olduğuna büyük ölçüde onlar karar verir.
Tavistock'tan bugüne
Yöntem 1940'larda Londra'daki Tavistock İnsan İlişkileri Enstitüsü'nde, savaş sonrası psikolojik ve örgütsel sorunlara müdahale ihtiyacından doğdu. Oradan eğitime, sosyolojiye, örgüt geliştirmeye ve bilişim sistemlerine yayıldı. HCI'ın yöntemi benimsemesi tesadüf değil: yazılım zaten sürekli değişen bir nesne, bir arayüz kararının etkisini ölçmek için onu üretime çıkarmaktan başka yol çoğu zaman yok.
Tek döngü aksiyon araştırması değildir
Yöntemin en sık atlanan tarafı burası. Bir değişiklik yapıp sonucunu ölçmek, aksiyon araştırması değil sadece bir sürüm notudur. Yöntemin doğrulama iddiası kontrol grubuna dayanmaz, tekrara dayanır: aynı hipotez farklı koşullarda ikinci ve üçüncü kez sınandığında, ilk turdaki etkinin ne kadarının müdahaleden geldiği ortaya çıkar.
Kurum içi bir aracın kullanımını artırmak için yürüttüğüm bir çalışmada bunu tam olarak böyle gördüm: ilk döngüde kullanım belirgin biçimde arttı, ikinci döngüde arayüz aynı yönde değiştiği halde artış tekrarlanmadı, çünkü ilk turdaki farkı yaratan şey özellik değil, değişikliği anlatmak için yapılan toplantıydı.
Pratik sonucu şu: bir aksiyon araştırması planlarken en az iki tam döngüye bütçe ayırın. Tek döngüye yetecek zamanınız varsa yöntemi değil, adını değiştirin.
Bir döngü nasıl kurulur
Sıra kâğıt üstünde basit görünür, zor olan her adımı aynı çalışmada tutmaktır.
- Problemi, kimin problemi olduğunu söyleyecek kadar dar tanımlayın.
- Müdahaleden önce mevcut durumu ölçün. Öncesi yoksa sonrası bir şey ifade etmez.
- Değişikliği gerçek ortamda, gerçek kullanıcılarla uygulayın.
- Sonucu, müdahaleden önce belirlediğiniz ölçüyle değerlendirin. Sonradan seçilen metrik her zaman iyi haber verir.
- Bulguyu hipoteze geri besleyin ve döngüyü tekrarlayın.
Ölçü seçimi bu listenin en kritik maddesi. Yazılım tarafında kolay olan şeyi ölçme eğilimi çok güçlüdür, tıklama sayısı ve oturum süresi elinizin altındadır. Oysa aksiyon araştırmasının sorduğu soru genellikle bunlarla ölçülmez, çünkü hedef davranışın değişmesidir, ekranda geçirilen sürenin artması değil.
Ne zaman kullanmayın
Yöntem, müdahale etme yetkiniz olmayan yerlerde çalışmaz. Sistemi değiştiremiyorsanız elinizde kalan şey gözlemdir ve gözlem için daha ucuz yöntemler var. Aynı şekilde, sonucu tek seferlik bir kararla belirlenecek işlerde de yersizdir: döngü kurulamayan yerde yöntemin doğrulama gücü de yoktur.
Buna karşılık, uzun ömürlü bir ürünün gerçek kullanıcılarıyla yaşadığı sorunları çözmek gibi bir işiniz varsa, aksiyon araştırması elinizdeki en dürüst yöntemdir. Çünkü çözümü önermekle kalmaz, uygulamak zorunda bırakır.
Kaynaklar