Sonuç Yanlılığı: İyi Kararla İyi Sonucu Ayırmak
Bir karar iyi sonuç verdiğinde süreci kimse sormaz. Kötü sonuç verdiğinde ise her adım tek tek deşilir. Aynı karar sonucuna göre iki farklı muamele görüyorsa ortada bir değerlendirme hatası var, adı da sonuç yanlılığı.
Asıl zarar iyi sonuçta çıkar
Sonuç yanlılığı genelde başarısızlık üzerinden anlatılır: kötü biten bir iş, aslında makul olan kararın üstünü örter. Oysa pahalıya patlayan taraf tersidir. Şans eseri iyi biten bir karar sorgulanmadığı için yöntem hâline gelir, ekip onu bir daha, bir daha uygular. Testi atlayıp çıkılan sürümde hiçbir şey patlamadıysa bir dahaki sürümde de atlanır. Fatura, kararın alındığı gün değil, aynı yöntemin on beşinci tekrarında kesilir.
Baron ve Hershey'in 1988 tarihli çalışması bunu çıplak hâlde gösteriyor. Katılımcılara aynı tıbbi karar iki farklı sonuçla sunuldu. Hastanın iyileştiği anlatılan grup, kararı veren hekimi daha yetkin buldu. Karar metninde tek kelime değişmemişti.
Kararı sonucundan ayırmanın pratik yolu
Bunun tek işe yarar çözümü, kararı verdiğiniz anda kâğıda dökmek. Uzun bir doküman değil, beş satır: elimizde hangi bilgi vardı, neyi bekliyorduk, hangi gelişme bizi yanıldığımıza ikna eder, ne zaman bakacağız.
Karar anında yazılmış o beş satırı, sonuç belli olduktan sonra toplanan bir saatlik değerlendirme toplantısından daha güvenilir bulurum. Toplantıda herkes sonucu bilerek konuşur, kimse bunu bilerek yapmaz, sadece hafıza sonucu bilen bir hafızadır. Notun değeri de bilgelikten gelmiyor; sonucu bilmeyen birinin ağzından yazılmış olmasından geliyor.
Süreç odaklılığın kendi sınırı
"Sonuca bakma, sürece bak" tavsiyesi bir yere kadar doğru, sonra kendi kendini yer. Çünkü iyi sürecin nasıl bir şey olduğunu da sonuçlardan öğrendik. Risk analizinin, ikinci görüşün, kademeli çıkışın yararlı olduğunu bilmemizin sebebi, bunları atlayan işlerin toplu hâlde kötü bitmesi.
Ayrım şurada: tek bir sonuç süreci yargılayamaz, sonuçların dağılımı yargılar. Bir kararın kötü bitmesi süreç hakkında neredeyse hiçbir şey söylemez. Yüz kararın yetmişinin kötü bitmesi süreç hakkında her şeyi söyler. Hiçbir zaman iyi sonuç üretmeyen bir süreç, ne kadar düzenli işlerse işlesin kötü süreçtir.
Geriye dönük görü yanlılığıyla karıştırılmasın
İkisi akraba ama aynı şey değil. Geriye dönük görü yanlılığında hafıza bozulur, insan "ben zaten olacağını biliyordum" der. Sonuç yanlılığında böyle bir iddia yok. Kişi olayın önceden bilinemeyeceğini kabul eder, yine de sonucu bilerek kararı daha kötü puanlar. Yani "tahmin edilemezdi" demek yanlılığı ortadan kaldırmıyor, sadece görünmez kılıyor.
Bedeli en yüksek olduğu yerler
Performans değerlendirmesinde ve yatırım kararlarında. İkisinde de sonuç ölçülebilir, süreç ölçülemez, dolayısıyla eldeki sayıya sarılınır. Çeyreği tutturan satışçı iyi satışçıdır, tutturamayan kötüdür. Bir dönem sonra ekip riskli ama doğru kararlardan uzaklaşır, çünkü kimse kendi terfisini kuyruk olasılığına bağlamak istemez.
Bu yüzden değerlendirme yapan kişinin işi, sonucu yok saymak değil. Sonucu gördükten sonra şunu sormak: bu karar, bildiğimiz şeyler değişmeseydi bugün de aynı şekilde verilir miydi? Cevap evetse sonuç kötü olsa da karar sağlamdır.
Kaynaklar
- Orijinal içerik: Outcome Bias – Not All Outcomes are Created Equal | IxDF
- Baron, Jonathan; Hershey, John C. (1988). Outcome bias in decision evaluation