Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Akıllı Saat UX'i: Apple Watch'un Düzelttiği Hatalardan Kalanlar

Apple Watch Örneğiyle Giyilebilir Arayüz Tasarımının Sınırları

İlk Apple Watch yavaştı, ikinci yılında watchOS 3 ile büyük ölçüde toparlandı. Bunun nedeni olarak genelde "Apple kullanıcı deneyimi derslerini öğrendi" denir; olan biten daha çok kaynak yönetimiyle ilgiliydi. Bileğe uygulama tasarlayan biri için asıl mesele, cihazın neye ne kadar bütçe ayırdığını bilmek.

Hız aslında bir bellek kararıydı

Yaygın anlatı şöyle: kullanıcılar hız istedi, Apple da uygulamaları hızlandırdı. watchOS 3'te yapılan şey biraz farklı. Sık kullanılan uygulamalar Dock'a alındı ve bellekte tutuldu. Yani açılış maliyeti ortadan kalkmadı, kullanıcı ekrana bakmadan önce ödendi (bunu bir performans hatası sanıp profiler açan ekip az değil).

Tasarımcı için sonucu şu: Dock sınırlı sayıda uygulama taşır. Uygulamanızın hızlı hissettirmesi, yazdığınız koddan çok kullanıcının sizi o listeye koyup koymadığına bağlı. Listede olmayan uygulama soğuk açılışın bedelini ödemeye devam eder. "İki saniyede yanıt verin" tavsiyesi tam burada eksik kalıyor, çünkü o iki saniyenin nereden çıkacağına siz karar vermiyorsunuz.

Doğrudanlık, ekran silmek değildir

Akış sadeleştirme genelde "adım sayısını azalt" diye özetlenir. Adım sayısı tek başına yanıltıcı bir ölçü. Bilekte pahalı olan şey adım değil karar. Üç ekranda tek dokunuşla ilerleyen bir akış, tek ekranda beş seçenek arasından seçim yaptıranın önündedir.

Telefon uygulamasının küçültülmüş hali de bu yüzden çalışmıyor. Saate taşınacak olan uygulamanın tamamı değil, gün içinde birden çok kez tekrarlanan tek bir eylem.

Complication'lar sürekli güncellenmez

Saat yüzüne veri koymak cazip görünür. Ama arka plan yenilemesi için sistemin verdiği günlük bütçe sizin uygulamanıza tahsis edilmiş değil, paylaşılıyor. Yüzeyde duran sayı, sandığınızdan eski olabilir.

Bunun tasarım karşılığı çoğu listede atlanıyor: veriyi göstermek yetmez, tazeliğini de göstermek gerekir. Kırk dakika gecikmeli bir değeri sessizce gösteren alan, hiç göstermemekten kötüdür, çünkü kullanıcı ona bakıp karar veriyor. Hızlı değişen ve gecikmesi yanıltıcı olan veri complication'a değil bildirime ait.

Bildirim, ucunda eylem varsa iş görür

Bilekte okunan bir bildirimin ömrü birkaç saniye. Metni kısaltmak tek başına bir şey çözmez; bildirimin ucunda onayla, ertele, sustur gibi bir eylem olmalı. Eylem yoksa geriye telefona bakmayı hatırlatan bir titreşim kalır, ki bu da kullanıcının bildirimlerinizi kapatma yolundaki ilk adımı.

Altı ders aslında tek bir ders

Hız, doğrudanlık, kişiselleştirme, complication, bildirim, cihazlar arası süreklilik. Bu maddeler ayrı ayrı sunuluyor ama hepsi aynı kısıttan türüyor: bilek, hesaplama ve dikkat bakımından ödünç alınmış dar bir alan. Ödünç alınan yerde asıl tasarım kararı neyin ekleneceği değil, neyin telefonda bırakılacağı. Apple'ın watchOS 3'te yaptığı da bir maddeler listesi öğrenmek değildi; saatten beklediği rolü küçültmekti. Giyilebilir tarafta çalışırken her ekranı tek soruyla sınayın: bu, kolun kalkıp indiği süreye sığıyor mu?