İşletmeler İçin Sosyal Medya Pazarlaması: Platform, İçerik ve Ölçüm
Sosyal medya hesabı açmak kolay; o hesabı işletmeye yarayan bir şeye çevirmek başka bir iş. Fark çoğunlukla üç kararda toplanır: nerede olacaksınız, ne paylaşacaksınız, gelen mesaja kim cevap verecek. Reklam bütçesi bu üçünden sonra gelir, önce değil.
Her mecrada olmak zorunda değilsiniz
Sosyal medya platformları tek bir isimle anılır ama farklı işler yapar. LinkedIn'de bir ürünün neden öyle tasarlandığını anlatan gönderi karşılık bulur, aynı metin Instagram'da kaybolur; Instagram görsel ister, LinkedIn gerekçe. Bu yüzden ilk adım içerik üretmek değil, hedef kitlenizin gerçekten vakit geçirdiği yeri bulmak.
Yeni başlayan bir ekip için iki platform üst sınırdır. Üçüncüsü eklendiğinde olan şey genelde şudur: aynı gönderi üç yere kopyalanır, hiçbirinde okunmaz.
Özgün olan ne varsa o işe yarar
Başkasının içeriğini paylaşarak akışı doldurmak zahmetsiz, ama takipçiye markanız hakkında hiçbir şey söylemez. İşinizin içinden çıkan şeyler daha zayıf görünür, daha çok iş görür.
- Bir müşterinin sorununu nasıl çözdüğünüz, tercihen sayıyla
- Ürünün neden şu anki halinde olduğu, denenip vazgeçilen versiyonlar dahil
- Sektörde herkesin bildiğini varsaydığı ama aslında kimsenin anlatmadığı ayrıntılar
Hikaye anlatmak burada süs değil, sıralama meselesi. İnsanlar sonucu değil, sonuca giden kararı hatırlıyor.
Satış gönderisi toplamın ne kadarı olsun?
Bu konuda dolaşan iki kural birbirini tutmaz. Biri içeriğin dörtte birinin ürün tanıtımı olabileceğini söyler, diğeri satış mesajlarının toplamın yüzde onunu geçmemesini. İkisine aynı anda uyamazsınız, o yüzden bir tarafı seçmek gerekir: takipçi sayısı henüz küçükken düşük olanı tercih edin, çünkü küçük bir kitlede tek bir fazla satış gönderisinin oranı da etkisi de büyük.
Oranı sayıya çevirince tartışma zaten kapanıyor. Haftada üç gönderi paylaşan bir hesap ayda on üç civarı içerik üretir; yüzde on, ayda bir buçuk gönderi eder. Yani kural pratikte "ayda bir kampanya duyurusu" demek. Oran konuşmak yerine bunu konuşmak daha dürüst, ayrıca haftada bir paylaşan bir hesabın yüzde onu ayda yarım gönderiye denk geldiği için oran dilinin nerede anlamsızlaştığı da görünür oluyor.
Yorumları cevaplamak yeni gönderiden çok iş görür
Sosyal medyanın diğer kanallardan farkı, insanların size cevap verebilmesi. Bu farkı kullanmayan hesap aslında pahalı bir duyuru panosu işletiyor.
Gelen yoruma aynı gün dönün, olumsuz olana da dönün. Şikayetin altında sessiz kalmak, şikayeti okuyan diğer herkese cevabınız olmadığını söyler. Teşekkür etmek de abartılacak bir ritüel değil ama içeriğinizi kendi hesabında paylaşan birine dönmemek, o kişinin bir daha yapmamasını sağlar.
Ölçmeden reklam vermeyin
Beğeni sayısı bir şey ölçmez. Ölçmek istediğiniz şey, sosyal medyadan gelen ziyaretçinin sitede ne yaptığı. Paylaştığınız bağlantılara UTM parametreleri ekleyin, sonra analiz aracınızda bu trafiği ayrı bir kanal olarak izleyin. Kurulumu on dakika sürer ve reklam bütçesi hakkındaki tartışmayı fikirden veriye taşır.
Reklama başlarken de bütçeyi tek seferde açmayın. Küçük tutarlarla iki üç farklı gönderi tipini test edin, hangisinin ziyaretçi başına maliyeti düşükse bütçeyi oraya kaydırın. Test etmeden ölçeklenen kampanya, kötü içeriği daha hızlı dağıtmaktan başka bir işe yaramıyor.
Sosyal medyayı sitenize bağlarken aynı ölçme refleksini koruyun. Bir müşterinin ana sayfasına Instagram akışını gömdüğümüzde açılış süresi yarım saniyeden fazla uzamıştı, akışı kaldırıp yerine elle seçilmiş üç statik görsel koyduk. Canlı akış modülleri harici script yükler ve bu maliyet çoğu zaman getirdiği etkileşimden yüksektir; sitede sosyal varlığınızı göstermek istiyorsanız son gönderilerin ekran görüntüsü çoğu durumda yeterli.