Bilgi Görselleştirme Tarihi: Duraklama, Kırılma ve Etkileşimin Sınırı
Bilgi görselleştirmenin tarihi düz bir ilerleme çizgisi değil. 19. yüzyılın sonunda zirveye çıkan alan 1900-1950 arasında neredeyse yerinde saydı, asıl sıçrama bilgisayar istatistikçinin masasına girdiğinde geldi. Bugün kullandığımız etkileşimli grafiklerin çoğu 1960-1985 arasında kâğıt üstünde tasarlanmıştı; sonradan değişen şey fikir değil, onu çizecek gücün ucuzlaması oldu.
1900-1950: alanın durduğu elli yıl
Playfair'in çubuk grafiği 1786'da, Snow'un kolera haritası 1854'te, Minard'ın Rusya seferi diyagramı 1869'da çizildi. 19. yüzyılın ikinci yarısı grafiğin altın çağıydı. Sonra elli yıl boyunca kayda değer bir yenilik gelmedi. Michael Friendly bu döneme doğrudan "modern karanlık çağ" adını verir. Sebebi de belli: istatistik Fisher'la birlikte formel çıkarıma ve sayısal kesinliğe yöneldi, resim ise ciddi işin dışında, popülerleştirme aracı sayıldı. Grafik ortadan kalkmadı, ders kitabına ve gazeteye yerleşti. Ama kimse yeni bir grafik türü icat etmedi.
Kırılma kuramla geldi, makineyle değil
1957'de FORTRAN çıktı ve hesap ucuzladı. Kilidi açan asıl şey iki metindi. Tukey 1962'de The Future of Data Analysis ile veri analizini matematiksel istatistikten ayırdı ve veriye önce bakmayı meşru bir iş haline getirdi; 1977'deki Exploratory Data Analysis kutu grafiğini ve kök-gramı bu zeminin üstüne kurdu. Bertin ise 1967'de Sémiologie graphique ile konum, boyut, renk, doku gibi görsel değişkenleri sınıflandırdı ve hangisinin sıralı, hangisinin kategorik veriyi taşıyabileceğini gösterdi. Gabriel'in 1971'de tanımladığı biplot da aynı yılların ürünü.
Grafik kütüphanesi seçerken önce Bertin'in bu ayrımını hatırla: kütüphane senin yerine bir görsel değişken atar, çoğu zaman kategorik bir alanı sıralıymış gibi renk skalasına bindirir, ve o hatayı sadece veriyi bilen fark eder.
Etkileşim ölçeklenmiyor
1975 sonrasının fikirleri hâlâ elimizdekiler: fırçalama ve bağlantılı seçim, saçılım matrisi, paralel koordinatlar (Inselberg, 1985), grand tour (Asimov, 1985). Bunların "çok boyutlu veriyi keşfetmeni sağlar" diye anlatılması eksik bir anlatım.
Saçılım matrisi p değişken için p(p-1)/2 ayrı ikili panel üretir. 10 değişkende 45, 20 değişkende 190 panel demektir; ekranda her birine birkaç yüz piksel düşer ve okunacak bir şey kalmaz. Paralel koordinatlarda alan daha da dar: yalnızca yan yana duran eksenler arasındaki ilişki gözle takip edilebilir, yani 20 eksende 190 çiftin sadece 19'u görünür. Kalan 171 çift, eksen sırasını değiştirmediğin sürece orada değildir. Bu teknikleri boyut indirgemeden ya da değişkenleri anlamlı bir sıraya dizmeden açmak keşif değil kalabalık üretir.
Otomasyonun çözmediği kısım
Gerçek zamanlı akış, bulut tabanlı işleme ve grafiğini kendi seçen araçlar, 1985'te günler süren bir işi saniyeye indirdi. Devredilmeyen şey seçimin kendisi. Bir araç veri tipine bakıp çubuk mu çizgi mi olacağına karar verebilir; neyin neyle karşılaştırılmaya değer olduğuna karar veremez, çünkü o soru verinin içinde değil, sorunun içinde durur. Varsayılan grafiği olduğu gibi kabul etmek, altmışlarda yapılmış kuramsal işi hiç yapılmamış saymaktır.
Kaynaklar