Bilgi Mimarisi: İçeriği Kullanıcının Aradığı Yere Koymak
Bilgi mimarisi, bir sitedeki içeriğin nasıl bölündüğü, nasıl adlandırıldığı ve birbirine nasıl bağlandığıdır. Kullanıcı bunu menüde görür, arama kutusunda hisseder, bulamadığında da geri tuşuyla cezalandırır. Peki iyi bir yapıyı kötüsünden ayıran şey tam olarak nedir, ölçülebilir bir tarafı var mı?
Yapı aslında üç karardan ibaret
Bilgi mimarisini büyütmeden tarif etmek mümkün. Üç şey belirlersiniz: içerik hangi kümelere ayrılacak, o kümeler ne diye adlandırılacak, kullanıcı kümeler arasında nasıl dolaşacak. Site haritası, menü, kırıntı navigasyonu, filtreler, arama kutusu; hepsi bu üç kararın görünen yüzü.
Bir soru burada hemen ortaya çıkıyor: gruplama kime göre yapılacak? Şirketin organizasyon şemasına göre bölünmüş bir site, dışarıdan gelen için anlamsızdır. Ziyaretçi muhasebe ile satış arasındaki ayrımı bilmez, işini bitirmeye gelmiştir. Kümeleri kullanıcının yapmaya çalıştığı işe göre kurmak, çoğu projede tek başına en büyük iyileşmeyi getiriyor.
Genişlik mi, derinlik mi
Menü tasarımında en sık tartışılan konu bu ve şaşırtıcı derecede hesaplanabilir. Her seviyede yedi başlık taşıyan üç katmanlı bir yapı 343 sayfayı adresler. Aynı sayfa sayısına yirmişerlik iki katmanla da varırsınız, hatta 400 sayfaya kadar yeriniz olur. İlk seçenek kullanıcıya üç karar birden verdirir, ikincisi iki karar verdirir ama her seferinde daha uzun bir listeye baktırır.
Buradaki asıl mesele tıklama sayısı değil, kararın zorluğu. Yirmi başlıklı bir listeden doğru olanı seçmek, adlandırma iyiyse kolaydır ve göz taraması saniyeler sürer. Buna karşılık üç katmanın ikincisinde yanlış dala girdiyseniz, hatayı ancak en altta fark edersiniz ve geri dönüş maliyeti bütün yolu kapsar. Derin yapılar hatayı geç gösterdiği için pahalı. Sığ tutup listeleri gruplayarak taranabilir kılmak genelde daha iyi çalışıyor.
Kart sıralama ne söyler, ne söylemez
Kart sıralama gerçek bir yöntem ve işe yarıyor: içerik başlıklarını katılımcıya verip kendi mantığına göre gruplatırsınız, açık sıralamada grup adlarını da onlar koyar. Çıkan şey sizin değil kullanıcının zihnindeki kümeleme.
Ama tek başına yeterli değil. Kart sıralama size grupların nasıl oluştuğunu söyler, o grupların gerçek bir sitede bulunup bulunmadığını söylemez. Bunu ölçen yöntem ağaç testi: kullanıcıya tasarım olmadan sadece menü hiyerarşisini verir, bir görev tarif eder ve doğru yaprağa kaç kişinin, kaç dönüşle vardığını sayarsınız. Bir de bedava veri kaynağı var, çoğu site açıp bakmıyor. Site içi arama logları, insanların menüde bulamadığı şeyleri kelimesi kelimesine yazar.
Etiketleme kavgayı bitiren yerdir
Yapı doğru olsa bile isimlendirme kötüyse kullanıcı kaybolur. Kurumsal sitelerin klasik hatası, geniş ve içi boş etiketler: Çözümler, Kaynaklar, Ekosistem. Bunlar her şeyi kapsadığı için hiçbir şey vaat etmez, dolayısıyla kullanıcı hepsini tek tek açmak zorunda kalır.
Etiketi kullanıcının kelimesinden seçmek, iç jargondan seçmekten neredeyse her zaman daha iyi sonuç veriyor. Ürüne verdiğiniz yaratıcı isim menüde durur ama aranmaz, aranan şey işin adıdır.
SEO tarafında sık yapılan yanlış eşleme
Bilgi mimarisi ile arama motoru görünürlüğü arasındaki bağ genelde fazla düz kuruluyor. Arama motoru sizin menü hiyerarşinizi değil bağlantı grafiğini görür. Menüde üç kademe aşağıda duran bir sayfa, ana sayfadan ya da güçlü bir içerikten iç bağlantı almıyorsa hiyerarşisi ne kadar düzenli olursa olsun zayıf kalır. Tersi de doğru: yapı dağınık olsa bile çok bağlantı alan sayfa öne çıkar. Yani hiyerarşi insanı, iç bağlantılar tarayıcıyı ilgilendiriyor, ikisini aynı işin iki adı sanmamak gerekiyor.
Yapıyı sonradan değiştirmenin faturası
Taksonomi tartışmaları kâğıt üzerinde bedava görünür, uygulamada değildir. Kategori adlarını URL'ye gömdüyseniz her yeniden gruplama bir adres değişikliğidir; peşinden yönlendirme tablosu, eski bağlantılar, kaydedilmiş sayfalar, dış siteden gelen trafik gelir. Kategori ağacını genelde veritabanında ebeveyn kimliğiyle tutar, adresi kategoriye değil içeriğin kendi kalıcı slug'ına bağlarım; böylece taksonomi yılda üç kez değişse de yönlendirme tablosu şişmez.
Bu yüzden ilk kurulumda esneklik bırakmak, sonradan mükemmelleştirmeye çalışmaktan ucuz. Bir sayfanın birden çok kümede görünebilmesi, etiketlerin hiyerarşiden ayrı yaşayabilmesi ve menünün veriden üretilmesi; üçü de yapıyı ileride elle dokunmadan değiştirilebilir kılıyor.
Nereden başlanır
Elinizde çalışan bir site varsa sırayı tersten kurun. Önce arama loglarına ve en çok terk edilen sayfalara bakın, orada zaten bir problem listesi var. Sonra o listeyi bir ağaç testiyle doğrulayın, hangi başlığın yanlış dala yönlendirdiğini görün. Yeniden gruplamayı en son yapın, çünkü en pahalı adım o.