Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Doğal Kullanıcı Arayüzü: Neyi Doğal Kılar, Neyi Kılmaz

NUI Tasarımı: Sezgisellik İddiasının Sınırları

Bir arayüze jest, ses ya da vücut hareketi eklemek onu doğal yapmıyor. Doğal dediğimiz şey çoğu zaman önceden öğrenilmiş olan şey, ve o öğrenme bir yerden gelmek zorunda. Peki bu yük ortadan kalkıyor mu, yoksa sadece yer mi değiştiriyor?

Doğal olan, aslında önceden öğrenilmiş olan

Doğal kullanıcı arayüzü (NUI) fikri, insanın hayatı boyunca edindiği becerileri sisteme taşımak üzerine kurulu. Bill Buxton bunu bilişsel yük üzerinden anlatır: kullanıcı yeni bir komut seti ezberlemek yerine zaten bildiği bir davranışı tekrarlar, dolayısıyla arayüzü öğrenmeye ayırdığı zihinsel pay küçülür.

Buradaki iddiayı biraz kurcalamakta fayda var. Parmakla kaydırmak gerçekten doğal mı? Bir nesneyi itmek doğal, evet. Ama cam bir yüzeyde parmağı sürükleyince altındaki içeriğin ters yönde kaymasını beklemek doğal değil, öğrenilmiş bir eşleme. 2007 sonrası doğan biri için sezgisel, çünkü on binlerce kez tekrarladı. Sesli asistanlar bu testi daha rahat geçiyor: konuşmak gerçekten hepimizin taşıdığı bir beceri, cihaz sadece o beceriyi kabul etmeyi öğreniyor.

Yani ölçüt "gerçek dünyaya benziyor mu" değil. Ölçüt, hedef kitlenin o davranışı hâlihazırda taşıyıp taşımadığı. Müzisyenlere ürün yapıyorsanız kadranı çevirmek sizin için evrensel bir jesttir, başka bir kitlede aynı jest sıfırdan öğretilecek bir şeydir.

Öğrenme yükü kaybolmuyor, hafızaya taşınıyor

NUI anlatısının en zayıf yeri burası. Menü görünür bir şeydir: kullanıcı açar, bakar, ne yapabileceğini okur. Jest görünmez. Dört parmakla yukarı kaydırmayı bilmiyorsanız, ekranda size bunu söyleyen hiçbir şey yok.

Dolayısıyla arayüz karmaşıklığı azalmıyor, sadece ekrandan kullanıcının hafızasına geçiyor. Bu bazen iyi bir takas. Günde kırk kez yapılan bir işlem için jest kısayolu menüden hızlıdır ve kullanıcı zaten ezberler. Ayda bir yapılan bir işlem için aynı jest, kullanıcının her seferinde arama motoruna sorduğu bir bilmecedir.

Bir işlevi hem jestle hem de görünür bir kontrolle vermek gerekiyorsa, görünür kontrolü ana yol, jesti kısayol saymayı daha güvenilir buluyorum. Tersi kurgu, yani jesti tek yol yapıp keşfi kullanıcıya bırakmak, ilk kullanımda çok iyi görünen ve destek talebi olarak geri dönen bir tercih.

Jest sayısı arttıkça tanıyıcı da zorlanıyor

Bir başka sınır tarafta değil, kodda. Her yeni jest iki yerde ayırt edilmek zorunda: kullanıcının hafızasında ve tanıma katmanında. İki parmakla kaydırma ile üç parmakla kaydırmayı ayırmak, temas noktası sayısı, hareket eşiği ve zamanlama penceresi üzerinden yapılır. Bu eşikler daraldıkça yanlış tetikleme artar, genişledikçe jestler birbirine karışır.

Pratikte şu oluyor: setin ilk üç jesti neredeyse bedava, sonraki her jest hem kullanıcının hem tanıyıcının hata payını büyütüyor. Jest listesini uzatmadan önce mevcut jestlerin kaçının gerçekten kullanıldığına bakmak, yeni bir jest tasarlamaktan daha çok işe yarar.

Doğrudanlık bir his değil, gecikme meselesi

Doğrudan etkileşim genelde felsefi bir başlık gibi yazılır. Oysa ölçülebilir bir tarafı var. Kullanıcı parmağını sürüklerken içerik parmağa yapışık gidiyorsa nesneyi kendi elleriyle hareket ettirdiğini hisseder. Araya birkaç kare gecikme girdiği anda o bağ kopar ve etkileşim "komut verdim, sistem yaptı" hissine döner. Jakob Nielsen'in yıllardır tekrarladığı yaklaşık 0,1 saniyelik eşik tam olarak bunu tarif eder.

iPad'de haritayı iki parmakla açmak ya da Kinect'te ekrandaki nesneyi elle itmek, kavramsal olarak zekice oldukları için değil, tepki anında geldiği için doğal hissettiriyor. Aynı jest 200 milisaniye gecikmeyle çalıştığında kimse ona doğal demiyor. Bu yüzden NUI tartışması bir noktadan sonra tasarım değil performans tartışmasıdır.

Aşamalı öğrenme mi, saklanmış özellik mi?

Yeni kullanıcıya sade bir yüzey gösterip ileri özellikleri zamanla açmak makul bir fikir. Sorun, "aşamalı" ile "gizli" arasındaki çizginin genelde çizilmemesi. Aşamalı olması için kullanıcının o özelliğe ihtiyaç duyduğu anda bir işaret görmesi gerekir. Hiç işaret yoksa özellik aşamalı değil, sadece yok.

Buradaki basit kontrol şu: ürünü altı aydır kullanan birine ileri özelliği sorun. Bilmiyorsa aşamalı öğrenme kurgunuz çalışmıyor demektir, çünkü aşama hiç gelmemiş.

Peki ne yapmalı

Hedef kitlenin hangi davranışları zaten taşıdığını bilmeden jest seçmek kumar. Kullanıcı araştırması bu noktada süsleme değil, doğrudan girdi: hangi hareketin ezberlenmesi gerekmediğini oradan öğreniyorsunuz.

Geri kalanı için üç soru yeterli. Bu etkileşimin görünür bir karşılığı var mı? Tepki anlık mı? Kullanıcı yanlış yaptığında geri dönebiliyor mu? Üçüne de evet diyebiliyorsanız arayüz doğal hissettirir, jest içerip içermediğinden bağımsız olarak.