İdeasyon: Fikir Üretmeden Önce Yapılması Gereken İş
İdeasyon, tasarım odaklı düşünmede fikirlerin üretildiği aşamanın adı. Adı büyük ama pratikte çoğu ekip burayı hazırlıksız girilen iki saatlik bir beyin fırtınası toplantısına indirger, sonra çıkan fikirlerden memnun kalmaz. Sorun genellikle seçilen teknikte değil, oturumdan önce yapılmayan işte. Kimin hangi sorununu çözdüğünüzü tek cümleyle söyleyemiyorsanız, üretilen fikir sayısı hiçbir şeyi kurtarmaz.
İdeasyon fikir bulmak değil, seçenek çoğaltmaktır
İdeasyonun amacı doğru çözümü bulmak değil, aralarından seçim yapılabilecek kadar geniş bir seçenek havuzu kurmaktır. Bu ayrım kulağa ince gelir, oturumun tasarımını baştan aşağı belirler: fikirleri üretirken değerlendirirseniz havuz daralır, hiç değerlendirmezseniz elinizde kullanılmayan bir yapışkan not duvarı kalır.
Bu yüzden oturumu planlarken filtreleme adımını da planlayın. Fikirlerin nasıl eleneceğine dair bir kararınız yoksa üretim aşaması eğlenceli bir zaman kaybına dönüşür.
Oturumdan önce: empati ve tanımlama
İdeasyon, kendinden önceki iki aşamanın çıktısıyla beslenir. Empati aşaması kullanıcıyla temas kurmaktır: mülakat, gözlem, saha notu. Tanımlama aşaması ise bu ham veriyi tek bir problem cümlesine indirger.
O cümlenin klasik kalıbı POV (Point of View) formülüdür: X kullanıcısının Y'ye ihtiyacı var çünkü Z. Örnek: Haftada üç gün ofise gelen bir çalışanın masasını gelmeden önce bilmeye ihtiyacı var, çünkü geldiğinde boş masa bulamadığı günler evden çalışmayı tercih ederdi. Bu cümlede kaynağı olmayan hiçbir sav yok; her parçası bir gözlemden geliyor. POV cümlenizi yazarken hangi kelimenin hangi mülakattan geldiğini söyleyemiyorsanız, henüz tanımlama aşamasını bitirmemişsiniz demektir.
Tanım dar, soru geniş
Burada sık karşılaşılan bir çelişki var. Aynı metin hem "problem tanımı dar ve odaklı olsun" der hem de "olabildiğince çok ve çeşitli fikir çıksın". İkisi çelişmez, çünkü darlık ve genişlik farklı şeylere ait. Dar olması gereken problemdir, geniş olması gereken çözüm alanı. Problem tanımı genişlerse ekip nereye bakacağını bilemez; çözüm alanı daralırsa zaten aklınızdaki cevabı yazdırmak için toplanmış olursunuz.
"Nasıl yapabiliriz?" sorusunun ayarı
Oturum genellikle bir HMW (How Might We) sorusuyla açılır. Bu soruların iyi ve kötü örnekleri hemen her kaynakta aynı üçlüyle anlatılır:
- Çok dar: "Nasıl şoförsüz bir taksi yaparız?"
- Çok geniş: "Ulaşımı nasıl yeniden icat ederiz?"
- Sözde ideal: "Nasıl daha fazla kişinin kolayca paylaşabileceği, çevreci ve ekonomik bir sürücüsüz otomobil tasarlarız?"
Üçüncü örneği kelime kelime saydığınızda işin tuhaflığı ortaya çıkıyor. "Çok dar" denen soruda iki kısıt var (şoförsüz, taksi), "ideal" denen soruda beş kısıt var (paylaşılabilir, kolay, çevreci, ekonomik, sürücüsüz otomobil). Yani ideal sayılan soru, eleştirilenden daha fazla şeyi peşinen kararlaştırıyor. Ölçüt genişlik olsaydı üçüncü örnek birinciden daha kötü olurdu.
Gerçek ölçüt başka: soru bir sonucu mu tarif ediyor, yoksa bir çözüm biçimini mi. "Şoförsüz taksi" cevabın kendisidir, ekibe geriye sadece mühendislik kalır. Fikir üretimini açan hali şuna benzer: "Şehir içindeki kısa mesafeleri, araba sahibi olmadan nasıl kolaylaştırabiliriz?" Cümle kısa değil ama içinde araç, sürücü veya iş modeli yok. HMW sorunuzu yazdıktan sonra tek kontrol yeterli: cümlede geçen isimlerden birini silince fikir alanı büyüyorsa, o isim orada olmamalıydı.
Oturum: önce sessizlik, sonra tartışma
Klasik beyin fırtınası, herkesin aynı anda konuştuğu bir odada iki tanıdık sorun üretir. Biri sıra beklerken kendi fikrini unutmak, diğeri ilk söylenen fikrin çerçevesine yapışmak. Grup çalışmasıyla ilgili literatürde bu, aynı kişilerin tek tek çalışıp sonra fikirlerini birleştirdiği düzenin genelde daha fazla özgün fikir üretmesiyle sonuçlanır.
Pratik karşılığı basit. Oturumu 6-8 dakikalık sessiz yazımla açın, herkes kendi fikirlerini kağıda döksün. Sonra kağıtlar dolaşsın ve ikinci turda herkes başkasının fikrinin üzerine eklesin. Konuşarak yapılan tartışmayı ilk tura değil, üçüncü tura bırakın.
"En kötü fikir" tekniği ise her ekibe uymaz. İşe yaradığı yer bellidir: kıdem farkının konuşmayı bastırdığı, kimsenin ilk riski almak istemediği gruplar. Kötü fikir istendiğinde ortaya çıkan şey rahatlamadır, ondan sonra iyi fikirler de gelir. Zaten rahat konuşan bir ekipte aynı teknik sadece süre yer.
Fikirleri elemek
Havuz dolduktan sonra POV cümlesine geri dönün. Her fikri tek soruyla test edin: bu, cümlede yazan kullanıcının cümlede yazan sorununu çözüyor mu? Çoğu fikir burada elenir ve elenmesi gerekir, çünkü ideasyonun ürünü fikirler değil, prototipe geçecek üç beş adaydır.
Oylamayı bu testten sonra yapın. Önce oylarsanız, ekip en iyi fikri değil en iyi anlatılan fikri seçer.
Kaynak