Beyin Fırtınası, Braindump, Brainwriting: Hangisi Ne Zaman İşe Yarar
Beyin fırtınası fikir üretmenin varsayılan biçimi oldu. Oysa aynı ekibe önce sessizce yazdırıp sonra fikirleri birleştirmek çoğu zaman daha kalabalık ve daha çeşitli bir liste çıkarır. Braindump, brainwriting ve brainwalking tek bir soruya farklı cevaplar veriyor: kim ne zaman konuşacak, kim ne zaman yazacak.
Beyin fırtınasının sessiz maliyeti
Klasik oturumun kuralı bellidir: aynı anda tek kişi konuşur. Kural iyi niyetli, herkesin duyulmasını amaçlıyor. Ama sırası gelene kadar bekleyen kişi kendi fikrini aklında tutmakla meşguldür, o sırada başkasının söylediğini gerçekten dinlemez. Literatürde buna üretim engellemesi deniyor ve grup kalabalıklaştıkça etkisi büyüyor. Sekiz kişilik bir odada herkesin konuşma payı zaten yedide bire düşmüştür.
Peki sıra beklemeyi tamamen ortadan kaldırsak ne olurdu? Aşağıdaki üç yöntem farklı yollardan tam olarak bunu deniyor.
Braindump: önce sessizlik
Herkes problemi öğrenir, sonra üç ila on dakika boyunca aklından geçen her şeyi kendi kağıdına yazar. Konuşma yok, tartışma yok, eleştiri yok. Süre bitince listeler ortaya çıkar ve benzer olanlar gruplanır.
Bu yöntemin asıl kazancı, sessiz kalmayı tercih eden kişinin de üretmiş olması. Odada yüksek sesle düşünen üç kişi varsa klasik oturum onların listesine dönüşür; braindump bunu engeller. Katılımcıların problemi oturumdan önce bilmesi şart, yoksa ilk beş dakika soruyu anlamaya gider.
Brainwriting: kart elden ele
Herkes birkaç fikrini bir karta yazar, kart yan komşuya geçer, gelen kartı okuyan kişi üstüne kendi eklemesini yapar. Kartlar üç ila on kez el değiştirir ve süreç baştan sona sessizdir.
Braindump'tan farkı, fikirlerin birbirini beslemesi. Klasik beyin fırtınasından farkı ise bu beslenmenin konuşma sırası gerektirmemesi. Bir kartın üçüncü turdaki hali genelde ilk halinden daha somut olur, çünkü her tur onu biraz daha uygulanabilir hale getirmek zorunda kalır.
Brainwalking: fikri değil insanı taşı
Fikirler duvara veya masalara sabitlenir, katılımcılar dolaşır. Herkes başkasının başlattığı bir fikrin başına geçer ve onu ilerletir. Hareket, bir buçuk saatlik oturumun ortasında düşen enerjiyi geri getiriyor.
Küçük ekiplerde zahmete değmez. On kişiden sonra, özellikle birbirini az tanıyan gruplarda, masayı değiştirmek konuşmayı da değiştiriyor.
Asıl darboğaz oturum bitince başlıyor
Bütün bu yöntemler miktarı ödüllendiriyor: ne kadar çok fikir, o kadar iyi. Kimse bunun faturasını konuşmuyor. Altmış fikri ikişer ikişer karşılaştırarak sıralamaya kalkarsanız 60 × 59 / 2, yani 1770 karşılaştırma yaparsınız. Yüz fikirde bu sayı 4950'ye çıkar. Fikir sayısı iki katına çıktığında ayıklama işi dört katına yaklaşıyor.
Yüz fikri tek tek karşılaştırmaya çalışma. Önce ucuz bir eleme turu koy: her katılımcı üç oy kullansın, hiç oy almayan kalksın. Kalan on beş fikri karşılaştırmak yüz beş adım, bir öğleden sonra biter. Aradaki fark birkaç saat değil, birkaç gün.
Eleme kriterini oturumdan önce yazmak da işe yarıyor. Kriter sonradan konursa, en yüksek sesle savunulan fikre göre şekilleniyor.
Hangisi ne zaman
Ekip birbirini tanımıyorsa ya da odada belirgin bir kıdem farkı varsa braindump ile başla. Konu teknik ve fikirlerin üst üste inşa edilmesi gerekiyorsa brainwriting daha iyi sonuç veriyor. Klasik beyin fırtınasının hâlâ en iyi olduğu tek yer, problemin kendisinin henüz net olmadığı ilk oturum: orada amaç fikir toplamak değil, sorunun ne olduğunda anlaşmak.
En pratik kurulum ikisini sıraya dizmek. Yirmi dakika sessiz üretim, sonra kırk dakika ortak tartışma. Sessiz kısım çeşitliliği, konuşmalı kısım seçimi getiriyor. Tek bir teknikte ısrar eden ekiplerin çoğu, aslında bu iki işi aynı anda yapmaya çalışıyor.
Kaynaklar