UX Yazımı: Arayüz Metnini Türkçede Doğru Kurmak
Bir butonun üstünde ne yazdığına kimse dikkat etmez, yanlış yazana kadar. UX yazımı arayüzdeki her kelimenin işidir: başlık, buton, hata mesajı, boş ekran uyarısı, onboarding adımı. Tasarımın son rötuşu değil, tasarımın kendisi; metin değişince kullanıcının izlediği yol da değişir.
Arayüz metni ne yapar
Kullanıcı ekranı okumaz, tarar. Gözü ilk takıldığı yerde ne yazdığına bakarak bir sonraki adıma geçer ya da orada durur. Fark şurada görünür: "Bir hata oluştu" yazan bir mesaj kullanıcıyı destek hattına yollar, "Kart numarası 16 haneli olmalı" yazan mesaj kullanıcıya sorunu kendi çözdürür. İkisi de aynı hatayı bildiriyor, ikincisi çağrı merkezine düşmüyor.
Bu yüzden arayüz metnini yazan kişinin akışı bilmesi gerekir. Tasarım bittikten sonra kutuların içini doldurmaya çağrılan bir yazar, ancak kutuya sığanı yazabilir.
İngilizce kural kitapları Türkçede ters çalışır
"Butonda en fazla üç kelime" gibi tavsiyelerin hepsi İngilizce yazılmış kılavuzlardan geliyor ve Türkçeye taşındığında ölçü kayıyor. Türkçe eklemeli bir dil: "Sign up now" üç kelimedir, karşılığı "Kaydol" tek kelime. Kelime saymak burada hiçbir şey ölçmez.
Butonu taşıran şey kelime değil karakter. Ve karakter sayısı çeviride çoğunlukla büyür: "Save" 4, "Kaydet" 6; "Sign out" 8, "Oturumu kapat" 13. Her zaman değil, "Settings" 8 karakterken "Ayarlar" 7. İngilizce metinle ölçülüp sabitlenmiş bir buton genişliği, Türkçe sürümde ortalama olarak yüzde yirmi civarında taşar. Tasarımı Türkçe metinle kurmak bu işi baştan bitirir.
Daha sinsi olanı kalıplarda. Arayüz metni ekipleri tekrar eden desenler kullanır, en yaygını başlık için {Eylem} {Nesne} kalıbıdır: "Complete your order". Türkçede fiil sona gider: "Siparişinizi tamamlayın". Kalıbı olduğu gibi almak, kullanıcının ilk gördüğü kelimenin eylem olacağını varsayan bir tarama düzenini bozar, çünkü Türkçede ilk gelen nesnedir. Uzun etiketlerde bunun somut bedeli şu: metin kırpıldığında İngilizcede nesne kaybolur, Türkçede eylemin kendisi kaybolur. "Complete your..." hâlâ bir şeyin tamamlanacağını söyler, "Siparişinizi..." hiçbir şey söylemez.
Ölçülebilir olan sınırlar
Yaygın tavsiye, yardım metinlerinin satırda 50 karakteri ve toplamda dört satırı geçmemesi. Bu iki kuralı çarpınca elinizde 200 karakterlik bir tavan kalır, yani iki orta uzunlukta cümle. Onboarding ekranlarındaki açıklamaların çoğu bu tavanın iki katı. Kendi arayüzünüzde kontrol etmesi birkaç dakika sürer.
Okunabilirlik ölçüsünde de dikkatli olmak gerekiyor. "7. sınıf düzeyinde yaz" tavsiyesinin arkasındaki Flesch-Kincaid gibi formüller kelime başına hece sayar. Türkçe kelimeler yapısı gereği daha çok heceli olduğundan, aynı formül gayet sade bir Türkçe metne yüksek zorluk puanı verir. Türkçe için uyarlanmış formüller var (Ateşman okunabilirlik indeksi bunların en bilineni), ama pratikte daha güvenilir olan yöntem hâlâ metni sesli okumak.
Nerede yazılır
UX yazımı diye ayrı bir dosya yoktur, ürünün her yüzeyine dağılmıştır:
- Başlıklar ve alt başlıklar
- Buton ve bağlantı etiketleri
- Form alanı adları, yer tutucular, yardım metinleri
- Hata, uyarı ve başarı mesajları
- Boş durum ekranları (henüz veri yokken görünen metin)
- Onboarding adımları ve ipucu balonları
- Bildirimler ve işlem sonrası e-postalar
Bu listede en çok ihmal edileni boş durum ekranları. Kullanıcının ürünü ilk gördüğü an orasıdır ve çoğu üründe "Kayıt bulunamadı" yazar.
Önce uzun yaz, sonra kes
İyi arayüz metni ilk denemede kısa çıkmaz. Ne söylemek istediğinizi tam cümlelerle yazın, sonra kesmeye başlayın. Kesme turunu anlamın zayıfladığı yerde durdurun; "Devam" ile "Ödemeye devam" arasında iki kelimelik fark var ve ikincisi kullanıcıya paranın ne zaman gideceğini söylüyor.
A/B testi konusunda bir görüş bildireyim: iki kelimelik bir etiket farkını anlamlı ölçmek için ciddi trafik gerekir. Günde birkaç yüz dönüşüm gören bir üründe böyle bir test haftalarca sonuç vermez, o süre boyunca da iki sürüm yan yana yaşamaya devam eder. Bu ölçekte testi bırakıp metni beş kullanıcıya okutmak daha hızlı ve daha dürüst bir cevap verir. Test, aralarındaki farkın stratejik olduğu yerlerde işe yarar: fiyat sayfasındaki vaat cümlesi, kayıt formundaki asıl çağrı.
Bir de tutarlılık meselesi. Aynı şeye bir ekranda "üyelik", diğerinde "abonelik", üçüncüsünde "paket" deniyorsa kullanıcı bunların üç ayrı şey olduğunu düşünür. Terim listesini bir yere yazın, uzun olmasına gerek yok, kırk kelimelik bir sözlük çoğu ürün için yeter.
Bu işe nasıl girilir
UX yazarlığına içerik, çeviri, editörlük, öğretmenlik gibi alanlardan geçenler çok. Zor kısmı portfolyo, çünkü işe girmeden gerçek ürün metni yazamazsınız.
Bunun bilinen çözümü var ve hâlâ çalışıyor: kötü yazılmış gerçek bir arayüz bulun, yeniden yazın. Bir devlet kurumunun formu, bankanızın hata mesajları, kullandığınız bir uygulamanın onboarding akışı. Öncesi ve sonrası ekran görüntüsünü yan yana koyun, altına neyi neden değiştirdiğinizi bir iki cümleyle yazın. İşe alan kişinin baktığı şey sonuçtaki metnin güzelliği değil, o gerekçe cümlesidir.
Mümkünse ekibinde başka bir UX yazarı olan yere girin. Tek başına arayüz metni yazan kişi, ürün ekibinin geri kalanına sürekli işinin ne olduğunu anlatmakla vakit geçirir.
Kaynak