Nielsen'in 10 Kullanılabilirlik Kuralı: Liste Değil, Denetim Aracı
Jakob Nielsen ve Rolf Molich'in 1990'da derlediği on kullanılabilirlik sezgiseli hâlâ ayakta duruyor, ama çoğu yerde yanlış kullanılıyor: maddeler ezberlenip tasarım brief'ine kopyalanıyor. Bu on madde bir tasarım reçetesi değil, bitmiş bir arayüzü denetlemek için hakem listesidir. Aşağıda onları ezber sırasıyla değil, hangi problemi çözdüklerine göre grupladım; aralarındaki çelişkiyi de örtmedim.
Hataya karşı üç katman
Listenin üç maddesi aynı şeyin farklı anlarını konuşuyor: hata önleme, kullanıcı kontrolü ve hataların anlaşılır biçimde bildirilmesi. Sıra önemli. Önce hatanın oluşmasını engelle: tarih alanını serbest metin bırakmak yerine takvim ver, silme düğmesini kaydet düğmesinin yanına koyma, imkânsız seçenekleri listeden çıkar.
Engelleyemediğin yerde geri dönüş yolu bırak. İptal, geri al, taslağa dön. Bir işlem geri alınamıyorsa bunu kullanıcıya işlem öncesinde söylemek zorundasın, sonrasında değil.
Üçüncü katman hata mesajı. Mesaj ne olduğunu, neden olduğunu ve şimdi ne yapılacağını söylemeli. "Bir hata oluştu" bunların hiçbirini söylemez. Doğrulama hatalarını da alanın yanında göster, sayfanın tepesinde toplu bir kırmızı kutuda değil (form doğrulamasını yalnızca tarayıcıda yapan arayüzleri güvenilir bulmuyorum; istemci tarafı doğrulama kullanıcıya nezakettir, sunucu tarafındaki asıl kontrolün yerine geçmez).
Kullanıcının belleğini boşaltan üç kural
Gerçek dünyayla uyum, tanımanın hatırlamaya üstünlüğü ve minimalist tasarım tek bir amaca hizmet ediyor: kullanıcının kafasında tutması gereken şeyi azaltmak.
Gerçek dünya uyumu, arayüzün kendi iç jargonunu değil kullanıcının dilini kullanması demek. Veritabanındaki alan adı "usr_stat" olabilir, ekranda "Hesap durumu" yazar. Tanıma kuralı ise seçenekleri göz önünde tutmayı söyler: kullanıcıya kod ezberletme, listeden seçtir; son kullandığı değerleri hatırla; arama kutusuna otomatik tamamlama koy.
Minimalizm burada estetik bir tercih değil. Ekrandaki her ek öğe, gerçekten önemli olan öğelerin görünürlüğünü azaltır. Yan yana duran altı eşit ağırlıkta düğme, hiçbiri öne çıkmadığı için altı kez düşündürür.
Sistemin kendini anlatması
Durum görünürlüğü, tutarlılık ve dokümantasyon bu başlık altında toplanıyor. Görünürlük tarafında ölçü basit: makul bir bekleme süresinden uzun süren her işlem kendini göstermeli. Belirsiz dönen bir spinner yerine ilerleme yüzdesi verebiliyorsan onu ver.
Tutarlılık iki katmanlı. İç tutarlılık, aynı şeyin ürünün her yerinde aynı adla anılması. Dış tutarlılık, platformun yerleşik alışkanlıklarına uymak: iOS'ta geri hareketi, web'de altı çizili mavi bağlantı. Kendi özgün etkileşiminizi icat etmenin bedelini kullanıcı öder.
Dokümantasyon maddesi listenin en çok yanlış okunanı. Nielsen dokümantasyon yazmayı önermiyor; ihtiyaç duyulduğunda bulunabilir olmasını istiyor. Bir ekranı açıklamak için yardım sayfası yazmak zorunda kalıyorsan, düzeltilmesi gereken şey yardım sayfası değil ekran.
Tutarlılık ile esneklik birbirini keser
Kaynaklarda pek yazmayan gerilim şu: yedinci madde deneyimli kullanıcı için kısayol ve kişiselleştirme isterken, dördüncü madde her yerde aynı düzeni istiyor. Kişiselleştirilebilir menü, ekip içinde iki kişinin aynı ekranı farklı görmesi demektir; destek konuşmaları o noktada çöker.
Çözüm ikisinin arasını bulmak değil, katmanlamak. Varsayılan düzen sabit kalır ve herkeste aynıdır. Hızlanma isteyen kullanıcı için kısayol, arama komutu ya da toplu işlem gibi araçlar bu düzenin üstüne eklenir, onun yerine geçmez. Kişiselleştirme sadece görünürlüğü değiştirsin, öğelerin yerini ve adını değil.
Bu liste denetim içindir
Nielsen ve Molich bu on maddeyi sezgisel değerlendirme adlı bir yöntemin parçası olarak tarif etti. Yöntem şöyle işler: birkaç değerlendirici arayüzü ayrı ayrı gezer, her biri kendi bulgu listesini çıkarır, sonra listeler birleştirilir. Ayrı ayrı olması yöntemin özü, çünkü birlikte gezen iki kişi birbirinin dikkatini yönlendirir ve aynı sorunları bulur.
Her bulguyu ihlal ettiği maddenin numarasıyla ve ciddiyet derecesiyle yaz. Numara vermek, "bence burası kötü olmuş" ile "bu ekran kullanıcıya geri dönüş yolu bırakmıyor" arasındaki farkı yaratır; ikincisi tartışılabilir ve düzeltilebilir bir iddiadır. Ciddiyet derecesi de şart, çünkü otuz maddelik derecesiz bir liste geliştirme tarafında hiçbir işe yaramaz.
Bu yöntem kullanıcı testinin yerine geçmez. Sezgisel değerlendirme uzmanın öngördüğü sorunları bulur, gerçek kullanıcının beklenmedik davranışını bulmaz. İkisi farklı şeyler ölçer ve sırası şudur: önce sezgisel değerlendirmeyle bariz olanı temizle, kullanıcı testini o temizlenmiş sürümde yap.
SEO bağlantısını abartmayın
Kullanılabilirlik kurallarının doğrudan arama sıralaması getirdiği iddiası yanlış. Anlaşılır hata mesajı yazmakla sayfa hızı arasında nedensel bir ilişki yok, Google'ın "site kalitesi" adında ayrı bir sıralama metriği de yok.
İlişki dolaylı ve gerçek olduğu kadarıyla şudur: kullanılabilir bir arayüzde ziyaretçi aradığını bulur, geri dönüp başka sonuca tıklamaz, sayfada kalır ve bağlantıyı paylaşır. Ölçülebilir sonuç dönüşüm oranı ve destek talebi sayısında görünür, sıralama tablosunda değil. Arayüzü düzeltme gerekçeniz bu olsun.
Kaynaklar