Altı Şapka Tekniği: Şapkalar Kişilere Dağıtılmaz
Altı şapka tekniği, toplantı odasında en çok yanlış uygulanan yöntemlerden biri. Masadaki herkese birer renk dağıtılıyor, herkes kendi rengini savunuyor ve ortaya tam da Edward de Bono’nun engellemek istediği tartışma çıkıyor. Yöntemin çalışan hali başka: aynı anda herkes aynı şapkayı takar, süre dolunca hep birlikte diğerine geçilir.
Altı renk, altı düşünme biçimi
Modelde her renk bir düşünme biçimini temsil eder. Konuşulan konu sabit kalır, konuya bakış açısı değişir.
- Beyaz: elimizde ne var. Sayı, kayıt, doğrulanabilir bilgi. Yorum yok.
- Kırmızı: içimizden ne geçiyor. Gerekçe istenmez, otuz saniyede söylenir.
- Siyah: ne ters gidebilir. Risk, kısıt, görünen açık.
- Sarı: ne işe yarar. Fırsat ve gerçekçi kazanç.
- Yeşil: başka nasıl olabilir. Alternatif, öneri, yeni yol.
- Mavi: süreci yöneten şapka. Şu an neredeyiz, ne kadar kaldı, çıktı ne olacak.
Şapkalar kişilere dağıtılmaz
Yaygın uygulama şöyle işliyor: altı kişiye altı renk veriliyor, herkes kendi rolünün avukatlığını yapıyor. Bu, tekniğin ortadan kaldırmak için tasarlandığı şeyi geri getirir. Klasik toplantıda da biri fikri savunur, biri itiraz eder, ikisi de pozisyonunu bırakmaz; renk dağıtmak bu rol savaşını yalnızca resmileştirir.
De Bono’nun kastettiği paralel düşünme. Odada altı kişi varsa altısı da aynı anda siyah şapkadadır, hep birlikte riskleri sayarlar. Süre bitince altısı birden yeşile geçer ve bu kez hep birlikte çözüm üretirler. Her an odada tek bir düşünme biçimi vardır.
Aradaki farkı en net gösteren şey de bu: rol dağıtımında siyah şapka hep aynı kişide kalır ve o kişi üç toplantı sonra “sürekli engel çıkaran adam” olur, söyledikleri içeriğine bakılmadan indirime uğrar. Paralel uygulamada eleştiriyi herkes birlikte yapar. Kimsenin sicili birikmez.
Sıra ve süre
Mavi şapka oturumu açar ve kapatır: konu ne, hangi soruya cevap arıyoruz, elimizde kaç dakika var. Arada işleyen bir sıra şu: beyaz, kırmızı, yeşil, sarı, siyah, mavi.
Kırmızının başlarda olması tesadüf değil. İlk tepkiler bastırılırsa kaybolmuyor, veri yorumunun içine sızıyor ve rakamlarla desteklenmiş bir önyargı olarak geri geliyor. Otuz saniyede açıkça söylenip geçildiğinde ise gerisi rahat ilerliyor.
Her şapka için üç ila beş dakika yeter. Süre tutulmuyorsa yöntem de yok ortada, sadece uzun bir toplantı var.
Çıktıyı kararın kendisi olarak değil, hangi şapkada hangi itirazın çıktığı olarak not almayı tercih ediyorum. Siyah şapkada söylenenler işi tarif ederken doğrudan kabul kriterine dönüşüyor, yeşilde söylenenler de bir sonraki turun malzemesi oluyor; tek satırlık “şu yapılacak” kaydından çok daha uzun ömürlü çıkıyor.
Nerede işe yaramaz
İki kişilik bir konuşmada kurulum maliyeti getirisinden büyük. Rolleri ilan etmeden de karşılıklı “şimdi risklere bakalım” demek mümkün.
Karar zaten verilmişse teknik onay toplama aracına dönüşür. Siyah şapka turu formaliteye biner, katılanlar bunu ilk beş dakikada anlar ve bir daha ciddiye almazlar. Yöntemin asıl işe yaradığı yer, kararın gerçekten açık olduğu ve masada birbirini duymayan iki kampın bulunduğu toplantılardır.