Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Tasarımda Sadelik: Karmaşıklık Yok Olmaz, Yer Değiştirir

Sade Arayüz Tasarımı: Netlik, Seçenek Sayısı ve Gizli Maliyet

Sade arayüz denince akla çoğunlukla ekrandan bir şeyler silmek gelir. Oysa kaldırdığınız her seçenek bir yere gider: ya sizin belirlediğiniz bir varsayılana, ya da kullanıcının tahmin etmek zorunda kalacağı bir boşluğa. Sadelik, karmaşıklığı ortadan kaldırmak değil, kimin taşıyacağına karar vermektir.

Karmaşıklık yok olmaz, taşınır

Larry Tesler'in indirgenemez karmaşıklık ilkesi bunu net söyler: her uygulamada azaltılamayan bir karmaşıklık payı vardır, siz yalnızca onu kimin üstleneceğini seçersiniz. Bir tarih alanı düşünün. Kullanıcıdan gg.aa.yyyy biçiminde girmesini isterseniz iş kullanıcıda kalır. Serbest metin kabul edip ne yazdığını çözmeye çalışırsanız iş sizde kalır, üstelik o ayrıştırma kodu ürünle birlikte yıllarca yaşar, her yeni bölge formatında biraz daha büyür.

Bu yüzden sadeleştirmeye genelde arayüzden değil veri modelinden başlarım. Ekranda kalabalık görünen şeylerin çoğu, kaynağında zaten gereksiz duran bir alandır; formdan kaldırdığınızda hiçbir yere taşınmaz, gerçekten kaybolur. Görsel düzenlemeyle çözmeye çalıştığınız kalabalık ise geri gelir.

Netlik, boş alan demek değil

Minimalizm bir süredir netlikle karıştırılıyor. Bir ekranın beyaz alanı arttı diye kullanıcı ne yapacağını daha iyi bilmiyor. Masaüstünde altı bağlantıyı hamburger menüye saklayan tasarım daha derli toplu görünür, ama artık kullanıcı menünün içinde ne olduğunu tahmin etmek zorundadır. Görsel yük azalmış, bilişsel yük artmıştır.

Netliğin ölçüsü şu: kullanıcı ekrana ilk baktığında bir sonraki adımını doğru tahmin edebiliyor mu? Google'ın arama sayfası bunu sağladığı için sade sayılır, öğe sayısı az olduğu için değil. Bir e-ticaret sitesinde de aynı soru geçerlidir; ziyaretçi ürünü bulup satın almaya geldiyse, o yolun üstündeki her öğe kendini savunmak zorundadır.

Seçeneği yarıya indirmek süreyi yarıya indirmez

Seçenek azaltma tavsiyesi genelde bir hesaba dayanmadan verilir. Hick yasasına göre karar süresi seçenek sayısıyla değil, logaritmasıyla büyür. On altı maddelik bir menüyü sekize indirdiğinizde log2(17) yaklaşık 4,09'dan log2(9) yaklaşık 3,17'ye iner: kazanç yaklaşık yüzde 22, yarı yarıya değil. Menü uzunluğunu ikiye katlayan bir ürünün karar süresini iki katına çıkardığını sanmak da aynı hatanın tersidir.

Üstelik bu yasa, seçeneklerin benzer ve tanıdık olduğunu varsayar. Etiketler belirsizse kullanıcı seçmez, okur; o zaman süreyi belirleyen madde sayısı değil, okuma ve eleme işidir. Pratikte kazanç çoğu zaman madde silmekten değil, maddeleri anlamlı başlıklar altında gruplamaktan ve adlarını netleştirmekten gelir. Silmek en görünür müdahale olduğu için ilk akla gelen oluyor, en etkilisi olduğu için değil.

Otomasyon işi devralır, sorumluluğu değil

Otomatik doldurma, akıllı varsayılanlar ve arka planda çalışan iyileştirmeler kullanıcıdan gerçekten yük alır. Karşılığında yeni bir risk gelir: sistem yanlış tahmin ettiğinde bunu sessizce yapar. Yanlış şehri seçen bir adres formu, kullanıcıya hata vermez; kargo yanlış yere gidince anlaşılır.

O yüzden otomasyonun değeri, doğru tahmin oranından çok geri alma yolunun görünürlüğüyle ölçülür. Sistemin sizin adınıza doldurduğu alan, doldurulduğunu belli etmeli ve tek hamlede değiştirilebilmeli. Bu iki koşul yoksa otomasyon sadeliği değil, belirsizliği artırır.

Eylem boşluğunu daraltmak

Don Norman'ın eylem boşluğu (gulf of execution) kavramı, kullanıcının yapmak istediği şeyle bunu üründe nasıl yapacağını bilmesi arasındaki mesafeyi tarif eder. Bu mesafeyi kapatan şey genelde tasarımın en sıkıcı kısmıdır: buton etiketleri. Devam et yerine Adresi kaydet yazan bir buton, hiçbir görsel düzenlemenin sağlayamayacağı kadar boşluk kapatır, çünkü kullanıcıya tıkladıktan sonra ne olacağını söyler.

Sadeliğin ölçülebilir bir tarafı da burada. Bir görevi bitirmek için gereken adım sayısını, geri tuşuna basma sayısını ve yarıda bırakılan form oranını izleyebiliyorsanız, sade bir arayüz tasarladığınızı iddia etmenize gerek kalmaz; sayılar zaten söyler. İzlemiyorsanız, sadelik bir tasarım kararı değil, bir tercih beyanıdır.