Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Kullanıcı Deneyimini Ekibe ve Yöneticiye Savunmak

UX Savunuculuğu: Kiminle Nasıl Konuşulur

Kullanıcı deneyimini savunmak çoğu zaman tasarımın kendisinden zordur. Karşınızdaki kişi ürüne bakıp çalıştığını görüyor, siz çalışmayan kısmı anlatmaya çalışıyorsunuz. Muhatap değişince dil de değişmeli: yakın çevreye gündelik örnek, yöneticiye rakam, şüpheciye standart.

Tanımla başlayan konuşma kaybeder

"Kullanıcı deneyimi nedir" sorusuna sözlük tanımıyla cevap vermek, karşıdakini ikinci cümlede kaybetmenin en hızlı yoludur. Tanım soyuttur, herkesin kafasında başka bir şeye oturur. Bunun yerine kötü tasarımı gösterin.

Üzerinde on iki tuş olan ve hiçbiri etiketlenmemiş klima kumandası, parayı yuttuktan sonra ürünü düşürmeyen otomat, iki basamağı diğerlerinden alçak bir merdiven. "You Had One Job" tarzı derlemeler bu örneklerle dolu ve anlatımı beş dakikadan bir dakikaya indirir. İnsanlar kavramı duyduklarında değil, kendi yaşadıkları anı hatırladıklarında anlıyor.

Yöneticiyle konuşma muhasebeden geçer

Kullanıcı deneyiminin verimliliği artırdığı, destek maliyetini düşürdüğü, geliştirme süresini kısalttığı doğrudur. Sorun şu ki bu cümleyi kaynak göstermeden kuran herkes aynı listeyi tekrarlıyor, yönetici de bunu daha önce duymuş oluyor. Genel iddia ikna etmez, kendi ürününüzün rakamı eder.

Elinizde zaten veri var: destek taleplerinin kaç tanesi "bu nasıl yapılıyor" sorusu, kaç kullanıcı kayıt formunu üçüncü adımda bırakıyor, aynı hata bildirimi ayda kaç kez yeniden açılıyor. Bir ekipte bu tartışmayı, iki haftalık destek kayıtlarını konu başlıklarına ayırıp toplantıya getirerek bitirdim; listenin yarısı arayüzün cevaplaması gereken sorulardı.

Rakamı olan taraf kazanır. Rakamı toplamak da genelde bir günlük iş.

Ekibe anlatırken tek bir cümle yetmez

Jesse James Garrett'ın kullanıcı deneyimi unsurları modeli alanın katmanlı olduğunu gösterir: stratejiden kapsama, oradan yapıya, iskelete ve yüzeye. Bu katmanların her biri ekipte farklı bir kişiye denk düşer, dolayısıyla aynı sunumu herkese yapmak boşa gider.

Arka uç geliştiricisine renk paletinden bahsetmenin anlamı yok; ona veri modelinin arayüzü nasıl kısıtladığını anlatın. Silme işleminin geri alınabilir olmasını isteyen bir tasarım kararı, kaydın gerçekten silinip silinmediğine bağlıdır. Toplantıda makul görünen "geri al butonu koyalım" önerisi, satır tablodan fiziksel olarak siliniyorsa sprint içinde imkânsıza döner. Bu konuşma tasarım aşamasında ucuz, kod yazıldıktan sonra pahalıdır.

Şüpheciye ISO 9241-210

Kullanıcı odaklı tasarımın moda değil tanımlı bir süreç olduğunu göstermek gerekirse elde uluslararası bir standart var. ISO 9241-210 kullanıcıların, görevlerin ve kullanım ortamının açıkça anlaşılmasını, kullanıcıların sürecin tamamına katılmasını, tasarımın geri bildirimle iyileştirilmesini, sürecin tekrarlı işletilmesini ve ekipte farklı uzmanlıkların bulunmasını şart koşar.

Burada gözden kaçan bir çelişki var. Yöneticiye kullanıcı deneyiminin zamandan tasarruf ettirdiğini söylerken standardın tekrarlı süreç şartını atlarsanız, ilk turdan sonra "madem tasarruf edecekti, neden hâlâ test ediyoruz" sorusuyla karşılaşırsınız. Tasarruf tur sayısını azaltmaktan gelmez, yanlış inşa edileni ikinci kez yapmamaktan gelir. Bunu en başta söyleyin.

Savunuculuk kalıcı bir iş

Bir kere anlatıp bitirilecek bir konu değil. Ekipler değişir, öncelikler kayar, altı ay sonra aynı tartışma yeniden açılır. Ayakta kalan tek şey, kararların kullanıcıya ne yaptığını düzenli ölçüp masaya koymaktır. Sunum unutulur, tablo unutulmaz.