Mobil UX'te Kullanıcı Personası: Neyi Çözer, Nerede Tıkanır
Persona çoğu projede duvara asılı bir poster olarak kalır. Adı vardır, yaşı vardır, gülümseyen bir arşiv fotoğrafı vardır, ama tek bir tasarım kararını bile değiştirmez. İşe yarayanı yaramayandan ayıran şey personanın kimi anlattığı değil, o kişiyi hangi koşulda ekranın karşısına oturttuğudur. Mobilde bağlam, kullanıcının kendisinden daha belirleyicidir.
Persona neyi çözer
Persona bir araştırma yöntemi değil, araştırma sonucunu ekipte dolaşıma sokma biçimidir. Otuz sayfalık kullanıcı araştırması raporunu kimse ikinci kez açmaz; "Sevim saha satışçısı, günün yarısını kapı önünde bekleyerek geçiriyor" cümlesi ise toplantıda kendiliğinden hatırlanır. Değeri buradadır. Veriyi ekip belleğinde tutulabilir hale getirir.
Bu yüzden persona, arkasında araştırma yoksa hiçbir şey çözmez. Araştırmasız persona, ekibin kendi varsayımlarını üstüne isim yazarak resmileştirmesidir. Öncesinde yapılan iş neyse, persona onun sadece taşıyıcısıdır.
Mobilde asıl değişken kişi değil, durum
Masaüstü araştırmasından devralınan persona şablonları kullanıcıyı sabit bir varlık gibi ele alır: şu yaşta, şu meslekte, teknolojiyle şu kadar arası iyi. Mobilde aynı kişi gün içinde birbirinden tamamen farklı üç kullanıcıya dönüşür. Metroda ayakta, tek eliyle, üç durak boyunca kullanan Berk ile akşam kanepede aynı uygulamayı açan Berk'in ihtiyaçları örtüşmez. İlkinde başparmağın ulaşabildiği alan ve iki saniyede anlaşılan bir ekran belirleyicidir, ikincisinde detay ve karşılaştırma.
Personaya eklenmesi gereken bilgi bu yüzden demografi değil, kullanım anıdır. Nerede duruyor, kaç eli boşta, ne kadar süresi var, bağlantısı ne durumda, dikkatini bölen başka ne var. Bunlar tasarım kararına doğrudan çevrilebilen bilgilerdir. "32 yaşında, üniversite mezunu" ise çevrilemez.
Araştırmayı nerede yapmalı
Ofise çağrılıp masaya oturtulan katılımcı, uygulamayı gerçekte kullandığı koşulda kullanmaz. Bağlam bilgisi toplanacaksa gözlem, kullanıcının olduğu yerde yapılmalıdır: dükkânda, otobüste, sahada. Bu her zaman mümkün değilse en azından günlük çalışması işe yarar. Katılımcıdan bir hafta boyunca uygulamayı her açtığında nerede olduğunu ve ne yapmaya çalıştığını not etmesini istemek, laboratuvarda geçirilen bir saatten daha çok şey söyler.
Sorulacak soru da değişir. "Bu ekranı beğendiniz mi" yerine "en son ne zaman açtınız, o sırada neredeydiniz, sonuç ne oldu" sorulur. İlki fikir toplar, ikincisi davranış.
"Yoğun Anne Ayşe" tuzağı
Persona rehberlerinin neredeyse tamamı "sadece demografiye takılmayın" diye uyarır, sonra örnek olarak Yoğun Anne Ayşe'yi, Gezgin Öğrenci Berk'i verir. Bu isimlerin taşıdığı bilgi bütünüyle demografiktir ve dahası klişedir. Uyarı ile örnek birbirini yalanlar.
Personanın adı, ondan çıkarılacak tasarım kararını çağrıştırmalıdır. "Tek Elle Kullanan Berk" ya da "Kapsama Alanı Dışında Kalan Sevim" gibi bir etiket, ekip toplantısında sorulacak soruyu da beraberinde getirir: bu ekran tek elle çalışıyor mu, bağlantı koptuğunda ne oluyor. Klişe bir demografik etiket böyle bir soru üretmez.
Kaç persona
Persona sayısı arttıkça toplam bilgi artar, kullanılabilirliği düşer. Sebebi basit: her karar her personaya karşı kontrol edilir. Üç persona ile yirmi özelliği değerlendiren ekip altmış kontrol yapar; sekiz personaya çıkıldığında aynı yirmi özellik yüz altmış kontrole dönüşür. Pratikte olan şey, ekibin bu yükü taşımak yerine personalara bakmayı tümden bırakmasıdır.
Üç ile beş arası çalışır. Daha fazlasına ihtiyaç duyuluyorsa bu genellikle personaların fazla olduğunu değil, ürünün hedef kitlesinin henüz daraltılmadığını gösterir.
Ne zaman güncellenir
Personayı takvime bağlamanın anlamı yok. Güncellenmesi gereken an, ekipte biri "aslında kullanıcılar bunu böyle yapmıyor" dediğinde gelir. Analitikte beklenmedik bir akış görüldüğünde, destek talepleri aynı noktada yığıldığında, yeni bir kullanıcı grubu belirdiğinde persona artık geride kalmıştır. Bu sinyaller gelmiyorsa persona zaten kimsenin kararına girmiyordur ve asıl sorun onun güncelliği değildir.
Kaynak