UX Portföyünde Ne Olmalı, Ne Kadar Olmalı
UX portföyü hazırlarken en çok tartışılan soru kaç proje konacağı. Asıl mesele sayı değil, hangisinin gerçekten okunacağı. Portföyü inceleyen kişi ilk turda bir vaka çalışmasına bakar, kalanına göz gezdirir. Bunu kabul ederek kurulmuş bir portföy, altı projeyi eşit derinlikte anlatandan daha çok görüşme getirir.
Kaç proje, ne kadar derinlik
Yaygın tavsiye üç ya da dört vaka çalışması. Sayı makul, ama tek başına yanıltıcı: yazma bütçen sabit. Dördünü eşit derinlikte anlatmaya kalktığında dördü de yüzeyde kalır. Dahası, her biri aynı sırayla ilerlerse (araştırma, persona, wireframe, test) ortaya tek bir belgenin dört kopyası çıkar; ilkini okuyan kişi ikincisinden yeni bir şey öğrenmez. Tavsiyenin kendi içinde çelişen yeri burası. Süreç anlatımı sayıyla değil, farkla değer kazanıyor.
Daha işe yarar bir dağılım: bir proje sonuna kadar açılır, diğerleri birer paragraf ve birkaç görselle özetlenir. Derinleşeceğin projeyi başvurduğun pozisyona göre seç, en beğendiğine göre değil. Kurumsal bir panele başvuruyorsan mobil uygulama denemen ikinci sırada kalabilir.
Vaka çalışmasında asıl anlatılan şey
İyi bir vaka çalışması ekranları değil kararları anlatır. Hangi seçenekler vardı, hangisini neden eledin, neyi denedin de tutmadı. "Kullanıcı testinde ödeme adımının bulunamadığı çıktı, ama sürüm takvimi iki hafta sonraydı, o yüzden akışı yeniden kurmak yerine adımı üste taşıdık" cümlesi, kusursuz ilerleyen bir süreç anlatımından çok daha inandırıcıdır. Kusursuz süreç zaten hiç kimsede yok, okuyan da bunu biliyor.
Rolünü net yaz. Ekip projesinde neyi sen yaptın, neyi araştırmacı ya da geliştirici yaptı. Belirsiz bırakılan katkı, görüşmede ilk sorulan yer olur ve orada tökezlemek pahalıdır.
Rakamın yoksa rakam uydurma
Çıktı bölümü en çok şişirilen yer. "Dönüşüm %35 arttı" gibi bir cümle, ölçümün nasıl yapıldığı yazılmadığında görüşmede ilk soruda çöker. Ölçemediysen ne bildiğini yaz: "Beş kullanıcıdan dördü eski akışta ödeme adımını bulamadı, yeni akışta beşi de buldu." Küçük bir bulgu, ama gerçek ve savunulabilir. Beş kişilik testin istatistiksel bir iddia olmadığını da eklersen, ölçüm okuryazarlığın görünür olur.
Portföyün kendisi de bir arayüz
Portföy sitesinin bir tasarım örneği sayılması doğru, ama bundan "sıfırdan kodlanmalı" sonucu çıkmaz. Hazır tema kullanmak kusur değil. Senin tasarım kararın başka yerde: projelerin sıralaması, başlıkların adlandırılması, ilk ekranda ne görüneceği, bir vaka çalışmasının kaç kaydırmada bittiği. Bakan kişi asıl bunları okur.
Yayına almadan önce kendi portföyünü telefondan aç ve baştan sona gez. Görsellerin yavaş açılması, dokunulamayacak kadar küçük bağlantılar, sırf efekt için konmuş geçişler genelde orada ortaya çıkar.
Eğitim, deneyim ve geri kalanı
Sertifika listesi kısa olsun; alanla ilgisi olmayanı yazmak, ilgili olanı da değersizleştiriyor. İş deneyiminde sadece bağlantılı pozisyonları öne çıkar. LinkedIn ya da Behance bağlantısı verecekseniz önce açıp bakın: son paylaşımı iki yıl öncesine ait bir profil, bağlantı vermemekten daha kötü bir izlenim bırakır.
Portföyü öldüren şeyler
- Süreçten söz etmeyen, yalnızca hazır görsellerle dolu vaka çalışmaları
- Aynı şablonun tekrarlandığı, birbirinden ayrışmayan projeler
- Kaynağı belirsiz başarı yüzdeleri
- Kendi rolünün ekip içinde nerede bittiğinin yazılmaması
- Mobilde okunmayan uzun metin blokları
Portföyü her yeni projede güncellemek kulağa doğru gelse de pratikte olmuyor. Daha gerçekçisi, proje biterken notları ve ekran görüntülerini bir yerde biriktirmek. Vaka çalışmasını sonra yazarsın, ama detayı hatırlamak için altı ay sonra kimseye soru sormak zorunda kalmazsın.
Konunun daha kapsamlı bir dökümü için: What Should a UX Design Portfolio Contain? (IxDF)