Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Piksel Bazlı Sesli OLED: Ekranın Kendisi Hoparlör Olunca

Bölgesel Sesli OLED Panellerde Fizik Ne Diyor?

POSTECH ekibinin geliştirdiği OLED panellerde ses, ekranın arkasına yerleştirilen bir hoparlörden değil, panelin kendi yüzeyinden çıkıyor. Panel bağımsız titreşen bölgelere ayrılıyor; sürücü navigasyon anonsunu duyarken yan koltuktaki yolcu müzik dinleyebiliyor. Teknolojinin adı ise anlattığı şeyden daha iddialı, çünkü sınırı ekran değil havanın kendisi koyuyor.

Ses panelin yüzeyinden çıkıyor

Ekrandan ses veren cihaz yeni bir fikir değil. Sony'nin Acoustic Surface'ı ve LG'nin Crystal Sound OLED'i yıllardır paneli arkadan birkaç büyük eksitörle titretiyor, ses de cam yüzeyden yayılıyor. Bu yaklaşımda panelin tamamı tek bir diyafram gibi çalışır, dolayısıyla ekranın neresinden bakarsanız bakın aynı sesi duyarsınız.

POSTECH'in yaptığı şey burayı bölmek. Panel yapısına ince film piezoelektrik aktüatörler gömülüyor ve yüzey, komşusundan bağımsız titreyen bölgelere ayrılıyor. Aktüatör katmanı mikrometre kalınlığında olduğu için panele kalınlık eklemiyor, arka tarafta hacim de istemiyor. Kazanç burada somut ve ölçülebilir: ayrı hoparlör, onun ses odası ve o odayı taşıyan mekanik montaj malzeme listesinden düşüyor.

"Piksel bazlı" adı fiziği anlatmıyor

Teknolojiyi aktaran metinlerin çoğu "her piksel bağımsız bir ses kaynağına dönüşüyor" diyor. Bu doğru değil, ve neden doğru olmadığı tek satırlık bir hesapla görülüyor. Sesin havadaki hızı yaklaşık 343 m/s. 1 kHz'lik bir ton için dalga boyu 34 santimetre, 200 Hz için 1,7 metre. Ürettiği dalga boyundan çok daha küçük bir kaynak yönlü yayamaz, her yöne yayar. Bir piksel ise onda bir milimetre ölçeğinde, yani yaydığı dalga boyunun binde biri kadar.

Ayrım pikselde değil bölgede oluşuyor. Panel kaç parçaya bölünürse bölünsün ayrımın keskinliği frekansa bağlı kalır: tiz sesler ayrışır, orta bant kısmen ayrışır, bas hiç ayrışmaz. Aynı çelişki tanıtım metinlerinin kendi içinde de duruyor. Aktüatörlerin panelin çerçevesine yerleştirildiğini yazıp iki paragraf sonra piksel düzeyinde ses vaat ediyorlar. İkisi aynı anda doğru olamaz.

Bölge ayrımı nerede gerçekten işe yarıyor

Otomobil kabini bu teknolojinin en net kullanım alanı. Sürücüyle yolcuya farklı ses vermenin iki yolu var: kabine dağıtılmış hoparlör dizisiyle ışın biçimlendirme, ya da doğrudan ekranın yüzeyinden bölgesel ses. İkincisini daha güvenilir buluyorum. Işın biçimlendirme koltuk pozisyonuna, kabin yansımalarına ve dinleyicinin kafasının o an nerede durduğuna bağlı çalışır; kalibrasyonu kaçırdığınızda etki tamamen kaybolur. Ekran yüzeyinden çıkan ses ise kaynağı zaten hedefin yarım metre önünde tutuyor, kaybedecek bir hizalaması yok.

İkinci alan dizüstü ve tablet. Buradaki mesele ses kalitesinden çok yer. Hoparlör ızgarası, ses odası ve kablo yolu kalktığında gövdede milimetreler açılıyor, o milimetreler de batarya ya da soğutmaya gidiyor. Bilgi ekranları ve müze panelleri de listeye giriyor: yan yana duran iki kişinin farklı dilde anons duyması, ekstra donanım gerektirmeden çözülebiliyor.

Nerede işe yaramadığını da söylemek gerek. Bas için hava hacmi lazım, ince bir panel yeterince hava itemez. Ev sineması ya da ciddi bir müzik dinlemesi bekleyen hiçbir üründe bu paneller tek başına yetmez, yanına gerçek bir subwoofer koyacaksınız. Teknolojinin vaadi "hoparlörü ortadan kaldırmak" değil, orta ve tiz bandı ekrana taşıyıp konumlandırmayı kazanmak.

Kaynak