Tasarım Pitch Toplantılarını Adil ve İşler Kılmak
Pitch toplantısı, bir işi almadan önce o iş için çalışmaktır. Ajans ya da serbest tasarımcı, ortada sözleşme yokken fikir üretir, sunum hazırlar, bunu çoğu zaman ücretsiz yapar. Yapının kendisi sorunlu değil; sorun, tarafların ne verdiğini ve ne aldığını hiç açık konuşmamasında.
Pitch toplantısı nedir, nerede başlar
Bir kurum yeni bir site, uygulama ya da kampanya yaptıracağı zaman genellikle tek bir tedarikçiyle masaya oturmaz. Birkaç ajansı ya da serbest tasarımcıyı çağırır, herkesten aynı brief üzerine bir yaklaşım ister, sunumları dinler, sonra birini seçer. Sektörde bu oturuma pitch deniyor.
Buradaki tuhaflık şu: satın alınan şey henüz üretilmemiş bir hizmet, ama seçim üretilmiş bir örnek üzerinden yapılıyor. Katılımcı, işi alma ihtimali için işin bir bölümünü peşin yapıyor. Süreci adil ya da adaletsiz kılan her şey bu cümlenin içinde duruyor.
Hazırlığın faturası kimin üstünde
Somut düşünelim. Beş ekibin çağrıldığı bir pitch'te her ekip hazırlığa on beş saat ayırsın. Ortaya toplam yetmiş beş saatlik iş çıkar, bunun altmış saati daha üretilirken çöpe gitmek üzere üretilmiştir. Kurum tek bir ekibe ödeme yapar, geri kalan emeği bedavaya tüketir.
Katılımcı başına ödenen sembolik bir hazırlık ücreti bu dengeyi tek başına düzeltmez. Ama bir şeyi değiştirir: kurum artık katılımcı sayısının kendisine de bir maliyeti olduğunu görür. Sekiz kişi çağırmak bedava olmaktan çıkınca davet listeleri kendiliğinden kısalır, listeye kalanlar da daha ciddi elenmiş olur.
Ücret ne kadar olsun
Piyasa fiyatı beklemek gerçekçi değil. Hazırlığın birkaç saatini karşılayan, katılımcıya vaktinin bir karşılığı olduğunu söyleyen bir tutar yeter. Kurum açısından bu bir ödeme kalemi değil, filtredir.
Katılımcı listesini paylaşmanın iki yüzü
Şeffaflık genelde iyi bir fikir olarak sunulur ve çoğunlukla öyledir de, ama yan etkisi pek konuşulmaz. Kaç kişinin yarıştığını öğrenen bir katılımcı, kazanma olasılığını kabaca hesaplar. Sekiz katılımcılı bir pitch'te bu olasılık yüzde on iki buçuk civarındadır ve makul davranan bir ekip hazırlığa ayıracağı süreyi buna göre kısar.
Yani listeyi açmak, liste kısaysa motivasyonu yükseltir; uzunsa katılımcıya buraya fazla yüklenme mesajı verir. Şeffaflığı savunmak ancak katılımcı sayısını üçe dörde çekmekle birlikte anlam kazanıyor. İkisinden birini yapıp diğerini atlamak, süreci olduğundan adil göstermekten ibaret kalıyor.
Sunulan fikir kimin
Pitch masasına konan şey çoğu zaman soyut bir yaklaşım değildir. Ekran akışı, menü kurgusu, bilgi mimarisi, bazen tıklanabilir bir prototip. Sözleşme henüz imzalanmadığı için bunların kime ait olduğu yazılı hiçbir yerde durmaz.
Bir zamanlar hazırladığımız sunumdaki menü kurgusu, işi almadığımız halde aylar sonra yayına giren sitede neredeyse aynen duruyordu.
Karşı önlem karmaşık değil. Sunum dosyasının ilk sayfasına, içeriğin yalnızca değerlendirme amacıyla paylaşıldığını belirten iki cümlelik bir not koymak yeterli. Kurum tarafında da seçilmeyen sunumların iç paylaşımının nerede bittiğini baştan söylemek gerekiyor. Kimse bunu dava konusu yapmayacak, ama yazılı olması davranışı değiştiriyor.
Toplantı bittikten sonra ne kalıyor
İki şey: karar ve geri bildirim.
Kararın verilmemesi, yani sürecin şimdilik erteledik cümlesiyle kapanması, pitch'i baştan anlamsız kılar. Çağrı yapıldıysa sonunda bir iş verilmeli; verilemeyecekse zaten toplantı değil, bir fikir turu düzenlenmiştir ve katılımcıya bunun böyle olduğu önceden söylenmelidir.
Geri bildirim ise ucuz ama nadiren yapılıyor. Seçilmeyen ekibe neyin eksik kaldığını iki paragrafta anlatmak, o ekibin bir sonraki çağrıya gelip gelmeyeceğini büyük ölçüde belirliyor.
Hepsi tek bir yere çıkıyor. Pitch, fikir toplama yöntemi değil tedarikçi seçme yöntemidir. Fikir toplamak için kullanıldığı anda, bunu birkaç kez yaşamış iyi ekipler çağrıya cevap vermeyi bırakır ve masaya yalnızca boş vakti olanlar oturur.
Kaynaklar