Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Affordance ve Gösterge: Arayüz Ne Yapılacağını Nasıl Söyler

Affordance Nedir? Norman'ın Gösterge Ayrımı ve Arayüz Tasarımı

Bir kapı kolunu görünce çekilecek mi itilecek mi çoğu zaman biliriz, kimse söylemez. Ekranda o doğallık yok: bir kutunun tıklanabildiğini yalnızca tasarımcı bunu ilan ettiği için anlarız. Affordance kavramı tam bu ayrımın üstünde duruyor, üstelik Don Norman kendi tanımını yıllar sonra düzeltince ayrım iyice keskinleşti.

Gibson'ın affordance'ı ile Norman'ınki aynı şey değil

Kavramı algı psikoloğu James J. Gibson ortaya attı. Ona göre affordance, bir canlı ile çevresi arasındaki ilişkidir: belli yükseklikteki bir taş, belli boydaki bir insan için oturulabilir bir şeydir. Fark edilmesi şart değil, ilişki kimse görmese de orada durur.

Don Norman 1988'de The Design of Everyday Things ile kavramı tasarıma taşıdı, ama biraz kaydırarak. Onun kullandığı anlamda affordance, kullanıcının fark ettiği eylem imkânıydı. İki tanım tasarım literatüründe uzun süre iç içe geçti; "gerçek affordance" ve "algılanan affordance" ikiliği de bu karışıklığı toparlama denemesiydi.

Norman kendi terimini düzeltti: gösterge

Norman 2008'de yazdığı bir yazıda, ardından kitabın 2013 tarihli gözden geçirilmiş baskısında, tasarımcıların affordance dediği şeyin büyük kısmının aslında signifier, yani gösterge olduğunu söyledi. Ayrım şu: affordance eylemin mümkün olup olmadığıdır, gösterge o imkânı duyuran işarettir.

Bir div'e tıklama olayı bağladığınız anda affordance oradadır, kullanıcı bunu hiç bilmese bile. Gölge, imleç değişimi, altı çizili mavi metin ise göstergedir. Ayrım kâğıt üstünde akademik duruyor, teşhiste ise doğrudan işe yarıyor. Kullanıcı bir işlevi kullanmıyorsa önünüzde iki ayrı arıza var: ya işlev gerçekten yok, ya da var olduğu görünmüyor. Birincisi geliştirme işi, ikincisi tasarım işi. Aynı toplantıda bu ikisi karıştırıldığında haftalar yanlış yerde harcanıyor.

Düz tasarım göstergeyi sildi

Butonların gölgesi, gradyanı ve kenarlığı temizlendiğinde tıklanabilirliğin işareti çoğu arayüzde tek bir şeye indi: renk. Renk tek başına zayıf bir gösterge. Güneş altındaki telefonda, düşük kontrastlı ucuz bir panelde, renk ayrımı zayıf bir kullanıcıda ilk kaybolan o.

Bir arayüzün sade görünmesi ile kullanıcıya "burada ne tıklanır" bulmacası bırakması aynı şey değil. Butona kenarlık koymak sadeliği bozmuyor, sadece kararı kullanıcıdan geri alıyor.

Jestlerin göstergesi yok

Sola kaydırma, uzun basma, iki parmakla yakınlaştırma. Hiçbiri ekranda iz bırakmaz, ya birinden öğrenilir ya da hiç bulunmaz. Dokunmatik arayüzler keşfedilebilirlik tarafında fareyle kullanılan arayüzlerin gerisinde kaldı; farede en azından imleç, üstünden geçtiği şeye göre şekil değiştiriyordu.

Pratik kural: gizli jest bir kısayoldur, tek yol değil. Kaydırarak silme varsa, silme düğmesi de bir yerde durmalı. Aksi halde özellik, kullanıcıların küçük bir azınlığı dışında kimse için var olmuyor.

Kodda ne oluyor

Tıklanabilir bir div'e cursor: pointer eklemek göstergenin yalnızca fare tarafını çözer. Buton elementi klavye odağını, Enter ve Space davranışını, ekran okuyucuya bildirilen rolü kutudan çıkar çıkmaz getirir; div'de bunların her biri elle eklenir (ve pratikte hep biri eksik kalır).

Pasif hale getirilen düğmeler de benzer bir yerde duruyor. disabled bir buton hem eylemi hem göstergeyi kaldırır, ama nedenini söylemez: kullanıcı hangi alanı doldurmadığını göremez. Formu gönderilebilir bırakıp tıklandığında eksik alanı işaretlemek daha kaba bir çözüm gibi görünse de kullanıcıyı hedefe daha hızlı ulaştırıyor.

Yanlış vaat de bir arıza

Ters yönü de var: kart gibi görünüp tıklanmayan kutular, kaydırılacakmış izlenimi veren ama sabit duran alanlar, imleç değiştiren ama hiçbir yere gitmeyen başlıklar. Kullanıcı burada bir işlevi kaçırmıyor, olmayan bir işlevi deniyor ve arayüzün bozuk olduğunu düşünüyor. Gösterge yanlış yerde durduğunda maliyeti, hiç olmamasından yüksek.

Kaynaklar