Öğrenme Tasarımında Kullanıcı Deneyimi: Bağlam, Geri Bildirim ve Test
Bir eğitim içeriğinin doğru olması, öğrenenin onu kullanabileceği anlamına gelmiyor. Öğrenme tasarımında kullanıcı deneyimi tam olarak bu aradaki mesafeyle ilgilenir: konu eksiksiz anlatılmış olabilir, kişi öğrendiğini kendi işine bağlayamıyorsa süreç yarıda kalır. Mesafe çoğunlukla iki yerde açılır, örnekler öğrenenin dünyasına değmediğinde ve geri bildirim yalnızca puan verdiğinde.
Örnek, öğrenenin masasındaki işe değmiyorsa süslemedir
Oyunlaştırma bir şeyi çözer, kişiyi ekranda tutar. Öğrendiğini altı ay sonra kullanmasını sağlamaz, çünkü rozet toplama davranışı içeriğe değil sistemin kendisine bağlanır. Kalıcı olan kısım, öğrenenin kendi işinden tanıdığı bir durumu ekranda görmesidir.
Pratikte bu, her modülün sonuna genel bir alıştırma koymak değil, örneği katılımcının sektöründen seçmek demek. Aynı konuyu bir muhasebeciye ve bir depo sorumlusuna anlatıyorsan iki ayrı senaryo yazmak, tek senaryoyu ikisine birden uydurmaktan daha ucuza gelir. İkinci yolda iki taraf da kendini örneğin dışında hisseder.
Örnekleri sürüme bağlama. Ekran görüntüsü yerine adımları metinle yaz: arayüz değiştiğinde yüz modülü tek tek açıp güncellemek zorunda kalmazsın, çünkü bakım maliyeti içeriği ilk kez yazma maliyetinden çok daha hızlı büyür.
Geri bildirim, doğru/yanlış'tan sonra başlar
Bir sorunun yanlış işaretlendiğini söylemek tek başına bilgi taşımaz. Öğrenen neyi yanlış kurduğunu görmedikçe aynı hatayı bir sonraki modülde tekrarlar. İşe yarayan geri bildirim iki şeyi söyler: seçim hangi varsayımdan çıktı ve o varsayım nerede kırılıyor.
Dil meselesi bunun üstüne gelir. Yanlış cevabı kişiye değil cevaba bağlayan bir ifade, aynı bilgiyi motivasyonu düşürmeden aktarır.
Sıklık konusunda yaş üzerinden karar vermek yaygın bir alışkanlık, ama daha güvenilir ölçüt öğrenenin süreçteki durumudur. Zorunlu bir uyum eğitiminde katılımcı bir an önce bitirmek ister, ara geri bildirim onu yavaşlatır. Kendi isteğiyle beceri öğrenen biri ise her denemeden sonra düzeltme bekler.
Kaç kişiyle test ettiğin, ne öğrenebileceğini belirler
Geri bildirim metnini iki ayrı biçimde yazıp A/B testine sokmak makul görünür. Sayılara bakınca çoğu eğitim programında bu yöntemin işlemediği ortaya çıkar: tamamlanma oranını %60'tan %70'e çıkaran bir farkı güvenle görebilmek için kol başına birkaç yüz katılımcı gerekir. 40 kişilik bir grubu ikiye böldüğünde eline geçen sonuç gerçek bir fark değil, rastgele dağılımın kendisidir.
Bu ölçekte doğru yöntem nicel değil. Beş altı kişiyle oturup soruyu sesli okutmak, nerede duraksadıklarını izlemek yeterli. "Bu geri bildirimi okuyunca ne yapacaksın?" sorusuna verilen cevap, tamamlanma yüzdesinden çok daha fazlasını anlatır. A/B testini binlerce kişiye açık kayıt alan programlara sakla, kapalı bir kohortta ölçtüğün şey gürültü olur.
Kaynaklar