Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Öğrenme Deneyimi Tasarımı: Esneklik ile Kontrollü Akış Arasında

Öğrenme deneyimi tasarımında akış kontrolü nerede işe yarar?

Öğrenme deneyimi tasarımı üzerine yazılanların çoğu iki tavsiyeyi yan yana koyar: öğrenene esneklik tanı, bir yandan da akışı kontrol et. Peki bu ikisi çakıştığında hangisi kazanır? Cevap platformda ya da araçta değil, öğrenenin konuyla ilk kez karşılaşıp karşılaşmadığında saklı.

Esneklik mi, yönlendirme mi?

Konuya yeni başlayan biri neye ihtiyacı olduğunu bilemez. Bir sonraki adımı seçmesini istediğinde, seçtiği şey çoğu zaman en kolay görünen ya da başlığı en tanıdık gelen modül olur. Burada yönlendirme işe yarar.

Aynı içeriği daha önce başka bir yerden görmüş biri içinse durum tersine döner. Bildiğini tekrar izlettiğinde kazandığın şey pekiştirme değil, sabırsızlık. O kişi ilerleme çubuğunu doldurmak için videoyu sessize alıp başka sekmeye geçer, sen de tamamlama raporuna bakıp öğrenmenin gerçekleştiğini sanırsın.

Yani soru "kontrol edeyim mi" değil, "kimi kontrol edeyim". Girişte kısa bir seviye ölçümü, sonrasındaki bütün kilitleme kararlarından daha fazla iş görür.

Zorunlu ön koşulların aritmetiği

Kontrollü akışın en sevilen aracı zorunlu ön koşul zinciri: temel modül bitmeden ileri modül açılmıyor, değerlendirme geçilmeden bir sonraki bölüm görünmüyor. Kulağa sağlam geliyor, ama zincirin maliyeti çarpımsal.

Her zorunlu adımda katılımcıların onda birini kaybettiğini varsay. Beş adımlık zincirde sona ulaşan oran 0,9 üzeri 5, yani yaklaşık yüzde 59. Sekiz adımda 0,9 üzeri 8 ile yüzde 43'e iner. Kaybın her adımda sabit olması bile iyimser bir varsayım, çünkü kilitli kapıya çarpan kişinin bir sonraki denemede geri gelme ihtimali daha düşük.

Buradan çıkan sonuç zincirden vazgeçmek değil, zinciri kısaltmak. Gerçekten bir öncekine bağımlı olan adımları kilitle, geri kalanını sıraya koy ama açık bırak. Bir kursu baştan sona zorunlu ön koşullarla kilitlemem; ikiden fazla kilit varsa genelde sorun sıralamada değil, modüllerin fazla parçalanmış olmasındadır.

Aracı aktiviteye göre seç

İletişim aracı tartışması çoğu zaman araçların özellik listesi üzerinden yürüyor, oysa belirleyici olan katılımcıların aynı anda çevrimiçi olup olmadığı.

  • Katılımcılar farklı saatlerde çalışıyorsa canlı sohbet ölü bir kanaldır. Soru sorulur, kimse görmez, soran bir daha sormaz.
  • Tartışmanın kalıcı olmasını, sonradan gelenlerin de okumasını istiyorsan forum ya da tartışma panosu işe yarar. Sohbet akışında aynı içerik iki gün sonra bulunamaz.
  • Kişiye özel, mahremiyet isteyen sorunlar için ayrı bir destek kanalı gerekir. Bunu genel kanalda çözmeye çalışmak hem soranı susturur hem kanalı tıkar.

Peki ikisini birden açsan? Denenmiş bir yol ve genelde kötü sonuçlanıyor: soru iki kanala bölününce ikisi de kritik kütleye ulaşamıyor. Tek kanalla başlayıp gerçekten taşınca bölmek daha sağlıklı.

Kaybolmayı önleyen küçük şeyler

Öğrenme platformlarında terk etmenin sebebi çoğu zaman içeriğin zorluğu değil, kişinin nerede olduğunu bilememesi. Bunu düzelten şeyler pahalı değil.

Sayfanın üstünde bulunduğun yeri gösteren bir iz, üst kategoriye tek tıkla dönmeyi sağlar ve tarayıcının geri tuşuna yüklenen işi azaltır. URL'lerin okunabilir ve kalıcı olması da aynı işe yarıyor: kişi linki not defterine kopyaladığında iki hafta sonra aynı sayfayı açabilmeli. Aynı içeriğe birden fazla adresten ulaşılıyorsa canonical etiketi tek bir asıl adresi işaret etmeli, yoksa hem arama sonuçları bölünür hem de paylaşılan linkler birbirini tutmaz.

Bunlar tasarım kararı gibi görünmüyor ama öğrenenin zihninde harita kuran şey tam olarak bunlar. İçerik akışını iyileştirmeye başlamadan önce, kendi platformunda rastgele bir modülün ortasından başlayıp geriye doğru yürümeyi dene. Kaç tıklamada ana sayfaya döndüğün, çoğu raporda göremeyeceğin bir gerçeği söyler.

Kaynaklar