Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Cognitive Walkthrough: Dört Soruyla Arayüz Değerlendirme

Cognitive Walkthrough Nasıl Yapılır? Oturum Kurulumu ve Dört Soru

Cognitive walkthrough, bir arayüzü ilk kez gören birinin yerine geçip görevi adım adım yürüyerek yapılan bir değerlendirmedir. Kullanıcı çağırmazsınız, laboratuvar kurmazsınız; ekipten birkaç kişi bir görevin adımlarını sırayla takip eder ve her adımda aynı dört soruyu yanıtlar. Yöntemin gücü de sınırı da o dört soruda saklı.

Yöntem neyi ölçer, neyi ölçmez

Cognitive walkthrough öğrenilebilirliği ölçer. Ürünü ilk kez gören biri, kılavuz okumadan, yalnızca ekranda gördükleriyle hedefe varabiliyor mu? Ölçtüğü şey bundan ibaret. Deneyimli kullanıcının hızı, günlük kullanımda biriken küçük sürtünmeler, gerçek ortamdaki dikkat dağınıklığı bu yöntemin görüş alanına girmez. Bu yüzden cognitive walkthrough’u kullanıcı testinin yerine koymam; testin bulacaklarının çoğunu bulmaz, sadece çok daha ucuz olduğu için ondan önce gelir.

Dört soru

Bir görev seçilir, o görevi tamamlayan adımlar sırayla yazılır, sonra her adımda değerlendirici kendini kullanıcının yerine koyup şunları yanıtlar:

  1. Kullanıcı bu adımı yapmak isteyecek mi? Hedefe giden yolun buradan geçtiğini düşünüyor mu?
  2. Doğru eylemin ekranda bulunduğunu fark edecek mi?
  3. Fark ettiği kontrolün istediği sonucu vereceğini anlayacak mı?
  4. Eylemi yaptıktan sonra ilerlediğini gösteren bir işaret alacak mı?

İkinci ve üçüncü sorular sürekli birbirine karışır. Menünün üçüncü katmanına gömülmüş bir düğmeyle, ekranın ortasında duran ama yanlış adlandırılmış bir düğme dışarıdan aynı belirtiyi verir: kullanıcı o adımda takılır. Biri yerleşim sorunudur, öteki dil sorunu. Aynı belirtiye aynı çözümü yazarsanız iki hatadan yalnızca birini düzeltmiş olursunuz.

Dördüncü soruda genellikle geri bildirimin var olup olmadığına bakılır, ne zaman geldiği atlanır. Oysa zamanlama cevabın bir parçası. Yaklaşık 0,1 saniyede gelen tepki eylemin doğrudan sonucu gibi hissedilir, 1 saniyeye kadar kullanıcı akışını korur, 10 saniyeyi aştığında dikkati başka yere kayar. Kâğıt üstünde yürüyen bir oturum bu süreleri ölçemez, ama “burada bir bekleme olacak” notunu düşebilir; o not sonradan geliştirme tarafında somut bir işe dönüşür.

Kim yürütmeli

Arayüzü yazan kişi ikinci soruya neredeyse her zaman evet der, çünkü düğmenin nerede olduğunu bilir. Ürüne mesafeli bir değerlendirici bulmak yöntemin en zor kısmı. Bulamıyorsanız persona üzerinden ilerlemek işe yarar, ama bunun bir taviz olduğunu bilerek: persona gerçek bir kullanıcı değil, kullanıcı hakkındaki varsayımlarınızın derli toplu hali.

Ucuz yöntemin sessiz maliyeti

Yöntemin satış argümanı hız ve düşük maliyet. Rakamı bir hesaplayın. On iki adımlık bir görevde adım başına dört yargı, görev başına 48 eder. Beş görev seçtiyseniz 240, bunu üç değerlendiriciyle yaptığınızda toplam 720 ayrı yargıya bakıyorsunuz. Büyüme doğrusal, katsayı büyük, ve bu yargıların çoğu birbirini tekrar eden yorucu kararlar.

Rehberler bir yandan bütün görevleri kapsamanızı, diğer yandan kapsamı dar tutmanızı söyler. İkisi aynı anda geçerli olamaz. Pratikte işleyeni şu: sıklığı yüksek iki, riski yüksek bir görev seçin ve oturumu kırk dakikada bitirin. Kırkıncı dakikadan sonra verilen cevaplar zaten kutu işaretlemeye dönüşüyor.

Bulgularla ne yapılır

Her takılma noktası, hangi soruda düğümlendiğiyle birlikte yazılır. Soru numarası çözümün hangi tarafta olduğunu da söyler: ikinci soruda düğümlenen sorun yerleşim ve görünürlük, üçüncüde düğümlenen sorun metin ve adlandırma, dördüncüde düğümlenen sorun çoğu zaman arka uçtaki yanıt süresidir. Aynı sorun birden fazla değerlendiricide tekrarlıyorsa listenin başına gider; tek kişide çıkan bulgu ise düzeltilmeden önce bir kez daha bakılmayı hak eder.