UX Çalışmalarında En Sık Karıştırılan Dört Konu
UX çalışmaları çoğu zaman yöntemde değil, yöntemin ne işe yaradığına dair varsayımda tıkanır. Müşterisini tanıdığını düşünen ekip araştırmayı atlar; süreci düz bir çizgi sanan ekip ilk sürümü savunmak zorunda kalır. İkisi de yöntem hatası değil, tanım hatası.
Pazar araştırması kullanıcı araştırmasının yerine geçmez
Pazar araştırması kimin ne satın aldığını, hangi segmentin ne kadar ödediğini söyler. Kullanıcı araştırması bambaşka bir soru sorar: ürün ekranda açıkken ne oluyor? Kişi önce nereye bakıyor, hangi adımda duraklıyor, işini bitiremeyince nereye gidiyor. Biri satın alma kararını açıklar, diğeri kullanım anını, ve bu ikisi sık sık birbirini yalanlar.
Aradaki farkı ölçmenin yolu da farklı. Beş kişinin gerçek bir görevi yaparken ekranını izlemek, elli kişilik memnuniyet anketinden daha fazlasını söyler. Anket kullanıcının hatırladığını ölçer; oturum yaptığını.
Süreç döngüseldir, ama döngü herkes için aynı işlemez
Standart bir UX süreci olmadığını söyleyip hemen ardından üç adımlık bir şema veren metin çok. Çelişki görünürde: sabit olan döngünün kendisi, projeden projeye değişen ise her adımın neye mal olduğu.
Haftada bir sürüm çıkaran bir ekiple, yılda iki kez sertifikasyondan geçen bir medikal arayüz aynı döngüyü kullanır. Ama birinde bir iterasyon üç gün, diğerinde üç ay sürer. Süreci projeye uydurmak dediğimiz şey adımların adını değiştirmek değil; bir turun ne kadar sürdüğünü ve o turda neyi riske attığını bilmek.
Testin maliyeti zamanla değişir
Bir akış henüz kâğıt üzerindeyken değiştirmek bir öğleden sonra sürer. Aynı akış veritabanı şeması ve API sözleşmesi oturduktan sonra değişirse iş ekranda bitmez: veri taşıma, geriye dönük uyumluluk, mevcut testlerin güncellenmesi. Aradaki fark büyüklük mertebesi düzeyindedir ve bunun tasarımın kalitesiyle ilgisi yoktur, sistemin o kararı ne kadar derine gömdüğüyle ilgisi vardır.
Kullanılabilirlik testini yayın öncesindeki tek bir aşamaya sıkıştırmam. Orada test artık doğrulama değil, kabul törenidir; çıkan bulguların çoğu bir sonraki sürüme yazılır ve orada kalır. Prototip kâğıttan ibaret olsa bile test edilebilir, üstelik en ucuz bulgular oradan çıkar.
Kullanılabilirlik bir eşiktir, deneyimin kendisi değil
Kullanılabilirlik sorusu nettir: kişi görevi tamamlayabildi mi, ne kadar sürede, kaç hatayla? Ölçülebilir olduğu için de tasarımın ölçülen tek yanı olmaya meyleder. Oysa aynı ürün her görevi tamamlatıp yine de güven vermeyebilir. Bekleme süresi, hata mesajının tonu, geri alınamayan bir işlemin verdiği tedirginlik, hiçbiri tamamlama oranına yansımaz.
Sıralama şöyle kurulur: kullanılabilirlik sağlanmadan deneyim tartışması havada kalır, sağlandıktan sonra ise farkı yaratan şey artık kullanılabilirlik değildir. Ekipler genellikle ilkini bitirmeden ikincisini konuşmaya başlar.