UX Persona: Hikâyeleştirme Nerede Yardım Eder, Nerede Zarar
Persona kartlarının çoğu bir kez hazırlanır, sunuma konur ve bir daha açılmaz. Karakter yazımından ödünç alınan tekniklerin faydası gerçek: iyi kurulmuş bir sahne, maddeler hâlinde yazılmış bir profilden çok daha uzun süre akılda kalıyor. Aynı teknik, araştırmadan gelen bilgiyle yazarken eklenen ayrıntıyı da birbirine karıştırıyor. Ayrımı nerede koyacağınız, kartın işe yarayıp yaramamasını belirliyor.
Kartta ne kalsın
Bir persona kartının işe yarayıp yaramadığı tek soruyla anlaşılır: geçen ay bir ürün kararı bu kart yüzünden değişti mi? Değişmediyse elinizdeki kart bir slayttır. İşe yarayan kartlarda ortak olan şey az: kullanıcının ne yapmaya çalıştığı ve nerede takıldığı. Bir de kendi ağzından çıkmış bir iki cümle, ki en çok o işe yarıyor.
Yaş, şehir, favori uygulama listesi kartı doldurur, kararı değiştirmez. Şablonda boş kutu kaldı diye doldurmak zorunda hissetmeyin.
Araştırmadan gelen cümle, senaryodan gelen cümle
Hikâyeleştirmenin faydası burada başlıyor, burada bitiyor. "Gece yarısı, çocuklar uyuduktan sonra telefonu eline alan biri" cümlesi ekibin kafasında bir sahne kuruyor. Ama o cümlenin ne kadarı görüşme kaydından geldi, ne kadarı kartı yazan kişi tarafından eklendi, kartın üzerinde görünmüyor. Birkaç hafta sonra ikisi de aynı ağırlıkta kullanıcı verisi muamelesi görüyor ve tasarım tartışmasında delil diye kullanılıyor.
Çözüm basit. Araştırmadan çıkan ifadeyi alıntı olarak, kaynağıyla yazın; anlatı bütünlüğü için eklediğiniz bağlamı ayrı bir alana koyun ve orayı öyle etiketleyin. Görüşme kaydından çıkmış tek bir cümleyi, ekipçe üzerinde uzlaşılmış bir "hedefler" listesinden daha güvenilir bulurum: alıntının arkasında konuşan biri var, listenin arkasında toplantı odası.
Hedef, arayüzde karşılığı olacak kadar somut olmalı
"Konforlu alışveriş istiyor" cümlesinden bir ekran çıkmaz. "Aynı siparişi ayda üç kez tekrarlıyor" cümlesinden çıkar: sipariş geçmişinden tek dokunuşla tekrar, kayıtlı adresin varsayılan gelmesi, ödeme adımının atlanması. Persona hedefini yazarken ölçütünüz bu olsun. Cümleyi okuyan geliştirici ne yapacağını biliyorsa hedef somuttur; bilmiyorsa elinizdeki hedef değil, temenni.
Kaç persona
Üç, bilemediniz dört. Sebep estetik değil, bakım maliyeti: persona sayısı arttıkça her ürün kararını her kartla karşılaştırma yükü de artıyor, ekip bir noktada karşılaştırmayı bırakıp en çok konuştuğu kartla çalışmaya başlıyor. Sekiz kartlı bir setin kaçının son çeyrekte gerçekten anıldığını sayın, cevap sizi şaşırtmaz.
Yeni bir kullanıcı tipiyle karşılaşınca refleks yeni kart açmak oluyor. Oysa çoğu durumda o kişi mevcut personanın başka bir anındaki hâli; aynı kullanıcı ürüne yeni geçmişken ve altı ay sonra farklı davranıyor. Kart açmak yerine mevcut kartın üstüne o anı yazın, daha az bakım ister.
Kartı canlı tutmak
Persona atölyede doğar, backlog'da yaşar. Bir işin açıklamasında hangi persona için yapıldığı geçmiyorsa o iş kimin için yapıldığını söylemiyor demektir. Kartları da araştırma yenilendikçe açın: düşen alıntının yerine yenisi gelsin, artık doğru olmayan davranış cümlesi silinsin. Güncellenmeyen kart birkaç ay içinde ekibin kendi varsayımlarının arşivine dönüşüyor.
Kaynaklar