Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Bilgi Görselleştirme ve İnsan Hafızası: Sınırlar ve Yanlış Uygulanan Kurallar

Hafıza Sınırlarına Göre Bilgi Görselleştirme Tasarımı

Görsel tasarım tavsiyelerinin iyi bir kısmı hafıza araştırmalarından ödünç alınmış, sonra bağlamından kopup dolaşıma girmiş. Menüyü yediye kıs, renkle vurgula, tekrar ettir. Bu kuralların hangisi gerçekten hafızanın işleyişinden çıkıyor, hangisi sadece bilimsel duruyor? İkisini ayırmak, çoğu zaman grafiği sadeleştirmekten daha fazla işe yarıyor.

Vurgu sınırlı bir bütçedir

Göz, bir ekranı taramadan önce bazı şeyleri fark eder. Renk, boyut, yönelim ve hareket dikkat oraya yönelmeden işlenir; bu yüzden yüz satırlık bir tabloda tek bir kırmızı hücre ilk bakışta görünür.

Ama bu mekanizmanın çalışma koşulu var: öne çıkan öğe arka planından tek bir boyutta ayrılmalı, arka plan da kendi içinde benzer kalmalı. Aynı tabloda dört ayrı renk, iki ayrı yazı kalınlığı ve bir de gölgeli satır varsa hiçbiri öne çıkmaz. Vurgu bir tasarım tercihi gibi değil, harcandıkça biten bir bütçe gibi davranır.

Pratikteki karşılığı şu: kalın yazıyı hem başlıkta hem uyarı metninde hem toplam satırında kullanmak üçünü birden etkisizleştirir. Bir kanal, bir anlam.

"Sihirli 7" tavsiyesi çoğu yerde yanlış uygulanıyor

George Miller'ın 1956 tarihli çalışmasından türeyen "yedi artı eksi iki" kuralı, tasarım literatürüne menü ve kategori sayısına konan bir üst sınır olarak girdi. Oysa Miller'ın ölçtüğü şey ekranda duran bir liste değildi: birbiriyle ilgisiz öğelerin, görünmedikleri anda hatırlanabilen sayısıydı. Nelson Cowan'ın 2001'deki derlemesi, tekrar etme imkanı olmadığında bu sayının dörde daha yakın olduğunu söylüyor.

Fark burada. Ekranda duran bir menüyü hatırlamazsın, tararsın. Ödediğin bedel hafıza değil, arama süresidir. Dokuz maddelik ama net gruplanmış bir menü, beş maddelik ama isimleri birbirine benzeyen bir menüden hızlı kullanılır.

Hafıza sınırı asıl olarak aynı anda göremediğin iki şeyi karşılaştırman gerektiğinde devreye girer. Grafiğin altındaki lejant, üstteki renklerle eşleşene kadar kafanda tutulmak zorunda. Önceki adımda seçilen filtre bu ekranda görünmüyorsa hatırlanmak zorunda. Çok adımlı formda girilen değer özet ekranında yoksa, yine hatırlanmak zorunda.

Dolayısıyla "listeyi kısalt" tavsiyesi çoğu zaman yanlış yerde harcanıyor. Lejantı kaldırıp etiketi doğrudan çizginin ucuna yazmak, menüden iki madde silmekten daha fazla yük azaltır.

Kalıcı olan duygu değil, tutarlılık

Bu konudaki metinlerin ortak tavsiyesi, içeriği akılda kalıcı yapmak için duygusal bağ kurmaktır. Bir kampanya görseli için makul. Günlük açılan bir gösterge paneli için değil. Kullanıcının uzun vadede öğrendiği şey estetik bir an değil, kodlamanın kendisi oluyor: yeşilin ne anlama geldiği, hangi sütunun toplam olduğu, tıklanabilir olanın neye benzediği.

Bu öğrenme ancak kodlama her ekranda aynı kaldığında gerçekleşir, yani tasarımın değil sürekliliğin işidir. Renk kodlamasını tek bir yerde tanımla ve bütün ekranlar oradan okusun; üç sayfaya üç ayrı hex değeri elle yazıldığı anda tutarlılık iddiası biter, çünkü dördüncüyü kimse kontrol etmiyor.

Ne zaman hangisi

Bu sınırların üçü her tasarımda aynı ağırlıkta değil. Tek seferlik bakılan bir görselde, bir rapor kapağında ya da sunum slaytında, duyusal katman belirleyicidir: bir vurgu seç, gerisini sustur. Günlük kullanılan bir arayüzde duyusal numaraların ömrü kısadır, kullanıcı üçüncü günden sonra kırmızıyı fark etmez bile; orada tutarlı kodlama ve yükün ekrandan kaldırılması kazanır. Karmaşık ama seyrek kullanılan ekranlarda, yıllık beyan formu ya da kurulum sihirbazı gibi, en çok işe yarayan şey kullanıcının hatırlamak zorunda kaldığı her şeyi görünür kılmaktır.

Hafıza sınırlarını dikkate almak grafiği sadeleştirmekle eş anlamlı değil. Çoğu zaman tersi çıkar: ekrana daha fazla şey yazmak gerekir, ama doğru şeyleri.

Kaynaklar