Dijital Tasarımcı Nasıl Olunur? Beceri Listelerinin Söylemediği Kısım
Dijital tasarımcı olma tavsiyeleri neredeyse her zaman bir yazılım listesiyle başlar: Photoshop, Figma, biraz HTML. Liste yanlış değil, ama işe alım kararlarının çoğu o listeden çıkmıyor. Ayırt edici olan şey, tasarladığın şeyin ekranda nasıl davranacağını önceden görebilmek.
Farkı yaratan mecra değil, davranış
Yaygın tanım şöyle kurulur: grafik tasarım basılı işlerle, dijital tasarım ekranla ilgilenir. Bu ayrım pratikte pek iş görmüyor. Bir afişin tek bir hali vardır; bastırırsın, biter. Bir ürün ekranının ise yükleniyor hali, boş hali, hata hali, yarım veriyle gelen hali ve 360 piksel genişlikte sıkışmış hali vardır. Dijital tasarımcının asıl işi ekran çizmek değil, bu hallerin tamamını tarif etmek.
Bu yüzden aynı yazıların beceri listesinde InDesign'ı görmek tuhaf. InDesign sayfa dizgi aracı, yani tam da alanın dışında bıraktığı işin aracı. Listeler birbirinden kopyalanınca bu tür kalıntılar taşınıyor.
Beceri listesinin gerçekten ağır basan kısmı
- Uç durumları düşünebilmek: Kart yüksekliğini sabitlediğinde uzun bir Türkçe başlığın taşacağını, isim alanının boş gelebileceğini tasarım aşamasında görmek.
- Tipografi ve kontrast: Estetik tercihten çok ölçülebilir bir eşik. WCAG normal metin için 4.5:1, büyük metin için 3:1 kontrast oranı ister; açık gri üstüne açık gri, ne kadar hoş dursa da kalmaz.
- Bileşen düşünmek: Otuz ekranı tek tek çizmek yerine, on beş bileşenden otuz ekranın kurulabileceğini görmek.
- Temel HTML ve CSS: Üretim kodu yazman gerekmiyor, maliyet sezgisi için gerekiyor.
Renk teorisi ve kompozisyon da listelerde geçer, doğrudur, ama bunlar birkaç haftada temel seviyede öğrenilir. Yukarıdakiler öğrenilmesi aylar süren şeyler.
Kod bilgisi ne kadar gerekli?
Gerekli olan, neyin ucuz neyin pahalı olduğunu bilmek. Gölge eklemek, köşe yuvarlamak, ızgarayı değiştirmek bedavaya yakın. Kaydırmaya bağlı özel animasyon, sürükle bırakla sıralama, tabloda satır içi düzenleme ise günlerle ölçülen işler. Tasarımcıyla geliştirici arasındaki tartışmaların büyük kısmı bu ayrımın bilinmemesinden çıkıyor (iki tarafın da suçlu olduğu nadir konulardan biri). Bir hafta sonu Figma'daki bir ekranı elle HTML ve CSS'e çevirmek, bu sezgiyi kazandırmak için yeterli.
Portfolyo çıktıyı değil, kararı gösterir
Yeni başlayanların portfolyosu genellikle on iki parlak görselden oluşur ve hepsi birbirine benzer. Karşı tarafın o dosyaya ayırdığı süre birkaç dakika; iş sayısını artırdıkça her işe düşen dikkat azalıyor, yani on ikinci projeyi eklemek diğer on biri zayıflatıyor.
Üç iş yeter. Her biri için problemi bir cümleyle yaz, denediğin ama vazgeçtiğin bir alternatifi göster, sonra neyin değiştiğini söyle. "Kayıt formunu üç adımdan bire indirdik, yarım bırakma azaldı" cümlesi, ekranın kendisinden daha fazla iş görür. Ölçüm yoksa uydurma; "şunu bekliyorduk, şu oldu" demek de yeterince dürüst bir anlatı.
Freelance mi, ekip içinde mi?
İlk iki yıl için ekip içinde çalışmayı açık ara daha faydalı buluyorum. Freelance çalışırken müşteri işi beğenir ya da beğenmez; kimse sana ızgaranın neden bozuk olduğunu, bileşen isimlendirmenin neden dağıldığını söylemez. Ekipte ise haftada birkaç kez eleştiri alırsın ve öğrenme döngüsü kısalır. Freelance'in öğrettiği şey ayrı bir beceri kümesi: fiyatlama, kapsam yönetimi, tahsilat. Bunlar değerli, ama zanaatı geliştirmiyor.
Bu arada internette dolaşan maaş aralıklarına ihtiyatla yaklaş. Çoğunun kaynağı belirsiz, para birimi ve deneyim seviyesi karışık veriliyor. Gerçek aralığı öğrenmenin yolu, aynı şehirde benzer işi yapan iki üç kişiye doğrudan sormaktan geçiyor.
İlk üç ay için makul bir plan
- Tek bir araçta derinleş. Figma yeter, ikinci araca gerek yok.
- Kullandığın gerçek bir uygulamanın bir akışını baştan tasarla ve neyi neden değiştirdiğini yaz.
- Aynı akışın boş, hata ve yükleniyor hallerini de çiz. Çoğu aday bunu atladığı için burası doğrudan fark yaratıyor.
- Sana "güzel olmuş" demeyecek birinden eleştiri al.