Sepet Terkini Azaltmak: Checkout Akışı mı, Hatırlatma E-Postası mı?
Sepete ürün eklemek kolay, ödeme adımını bitirmek değil. Terk oranı konuşulurken sıra hızla hatırlatma e-postasına geliyor, oysa o e-postanın gidebilmesi için kullanıcının adresini çoktan bırakmış olması gerekir. Konuk ödeme ile sepet hatırlatma, çoğu rehberde yan yana duran bu iki tavsiye, tam da bu noktada birbirini yiyor.
Terk edilen sepet neyi ölçer?
Sepete ekleme her zaman satın alma niyeti değil. Fiyat karşılaştıran, kargo tutarını merak eden, maaş gününü bekleyen kullanıcı da aynı butona basıyor. Ham terk oranı bu yüzden tek başına bir arıza göstergesi sayılmaz; bilgi taşıyan şey, terkin hangi adımda gerçekleştiği.
Sepet sayfasında kaybediyorsanız sorun genellikle paradır: kargo, vergi, kur farkı, minimum tutar. Ödeme formunda kaybediyorsanız sorun formdadır. İkisi aynı rakamın içinde toplanınca hangi tarafı düzelteceğinizi bilemezsiniz, ölçüm adım bazına inmediği sürece de bilemeyeceksiniz.
Konuk ödeme ile hatırlatma e-postası aynı anda tam çalışmaz
Tavsiye şöyle geliyor: kullanıcıyı hesap açmaya zorlama, konuk olarak alışverişini bitirsin. Hemen ardından: sepeti terk edeni e-postayla geri çağır. E-posta göndermek için adres gerekiyor, adres de ya kayıt sırasında ya da checkout'un belirli bir adımında toplanıyor. Kullanıcı o adıma varmadan çıktıysa elinizde hiçbir şey yok.
Sayıya dökünce fark netleşiyor. Yüz kişinin sepeti bıraktığını, bunların otuzunun e-posta alanına kadar ilerlediğini varsayalım. Hatırlatma e-postasının bu otuz kişinin dörtte birini geri getirdiğini kabul etseniz bile kazanç yüzde sekiz civarında kalır. Geriye kalan yetmiş kişiye ulaşacak bir kanal yok. Kampanyanın başarısı diye raporlanan oran, aslında zaten en istekli azınlığın oranı.
Terk e-postasının dönüş oranını, checkout adımlarındaki düşüş grafiğinden daha zayıf bir sinyal buluyorum: e-posta yalnızca adresini bırakmış, yani yolun yarısını geçmiş kişiyi ölçer, düşüş grafiği ise çıkanların hepsini.
Peki adresini bırakmayanlar?
Onlara ulaşmanın tek yolu, çıktıkları anda sayfada duruyor olmak. Bu da e-posta değil, arayüz işi.
- Toplam tutarı, kargo dahil, sepet sayfasında göster. Ödeme adımında beliren sürpriz kalem, terk sebeplerinin en kolay düzeltilebilir olanı.
- Sepeti kullanıcıya değil oturuma bağlamayı bırak. Sunucu tarafında kullanıcıya ait bir kayıt tutulduğunda, aynı kişi üç gün sonra telefondan girdiğinde sepetini bulur. Sadece
localStorageile çalışan kurulumlarda bu mümkün değil, cihaz değişince sepet de kaybolur. - Form alanlarına doğru
autocompletedeğerlerini yaz.autocomplete="cc-number",autocomplete="postal-code"gibi. Tarayıcının otomatik doldurmasını bozan bir adres formu, kullanıcıya on beş saniye değil, bir vazgeçme fırsatı kazandırır. - Hata mesajını formun tepesine değil, hatanın olduğu alanın altına koy. Mobilde tepedeki uyarı ekran dışında kalıyor ve kullanıcı neden ilerleyemediğini anlamıyor.
E-postayı yine de gönderin, ama abartmadan
Adresi olan otuz kişi de bir şey ifade ediyor. Burada işe yarayan mesaj kısa olanı: sepetin içeriği, tek tıkla açılan bir bağlantı, gerekiyorsa neden bırakıldığını soran tek bir soru. Görsel yığmaya, sayaç koymaya, ikinci ve üçüncü hatırlatmaya gerek yok; ilk mesajdan sonra dönenlerin çoğu ilk yirmi dört saatte dönüyor, sonrası tekrar eden bir bildirim yığını.
İndirim kuponu eklemek ayrı bir konu ve dikkat ister. Sepeti bırakınca indirim geldiğini öğrenen kullanıcı, bunu bir kez daha dener. Kuponu her terke otomatik bağlamak yerine, ilk siparişini tamamlamamış kullanıcılarla sınırlamak daha sağlıklı.
Neyi ölçtüğünüzü bilerek başlayın
Sepet sayfasından ödeme onayına kadar her adıma bir olay yazın, her adımda kaç kişinin kaldığını haftalık görün. Bu tabloyu kurmadan yapılan her iyileştirme tahmindir; kurduktan sonra hangi adımın gerçekten kanadığı ilk hafta içinde ortaya çıkar. Çoğu sitede o adım, kimsenin dokunmak istemediği adres formudur.
Kaynak