Flat Design: Düz Arayüzde Sadelik ve Tıklanabilirlik Dengesi
Flat design, arayüzden gölgeyi, dokuyu ve derinlik yanılsamasını çıkarıp geriye düz renk, net kenar ve okunur tipografi bırakır. Adı bir moda gibi duyulsa da arkasında elli yıllık bir grafik tasarım geleneği var. Sadeleşmenin bir bedeli de var: derinlik silinirken çoğu zaman buraya tıklanır bilgisi de siliniyor.
Düz arayüzün tanımı
Bir arayüzü flat yapan şey, ekrandaki nesnelerin fiziksel bir karşılığı varmış gibi davranmayı bırakmasıdır. Buton bir düğmeye benzemez, kutu bir kağıda benzemez, hiçbir şey ışık alıp gölge düşürmez. Geriye üç araç kalır: renk, boşluk, tipografi. Tasarımcının işi bu üç araçla hiyerarşi kurmaktır. Hiyerarşi kurulamazsa ortaya sade bir ekran değil, her şeyin aynı düzlemde durduğu okunmaz bir ekran çıkar.
Karşıt yaklaşımın adı skeuomorfizm: deri dokulu takvim, çevrilen kadran, defter gibi görünen not uygulaması. Dokunmatik ekran yeniyken bunlar işe yarıyordu, çünkü insana tanıdığı bir nesne gösteriliyordu.
Nereden geldi
Kökeni 1950'lerin İsviçre grafik ekolü ve Bauhaus: ızgara, sans-serif tipografi, süsten arındırılmış bilgi aktarımı. Ekrandaki ilk belirgin uygulaması 2006'da Microsoft'un Zune arayüzüdür; büyük punto, düz renk, kenarlıksız listeler. Aynı dil Windows Phone ile telefona, 2012'de Windows 8 ile bütün bir işletim sistemine yayıldı. Apple 2013'te iOS 7 ile deri dokularını ve kabartmaları tek seferde attı; yaklaşım o noktadan sonra tartışma konusu olmaktan çıkıp varsayılan haline geldi.
Sadeliğin faturası
Flat design eleştirisi genelde estetik üzerinden yapılır, sıkıcı bulunur. Asıl mesele orada değil. Gölge, kenarlık ve kabartma yalnızca süs değildi; aynı zamanda bu alan etkileşimli sinyaliydi. Hepsi kaldırıldığında bir butonu bir başlıktan ayıran tek işaret rengi kalır.
Erişilebilirlik tarafında bu doğrudan bir kayıptır. Renk ayrımı zayıf olan bir kullanıcı için tek sinyali renk olan buton, buton olduğunu belli etmez. Metin kontrastını WCAG eşiğine çekmek de sorunu çözmez, çünkü mesele yazının okunurluğu değil, o alanın basılabilir olduğunun anlaşılması.
Sektör bunu 2015 civarında fark etti ve neredeyse düz denebilecek ara bir dile geçti: iki piksellik gölge, ince kenarlık, dokununca beliren zemin. Google'ın Material Design'ı bunun en yaygın örneği, katman ve yükseklik kavramını geri getirir.
Gölgeyi tümden yasaklamam. O iki pikselin taşıdığı bilgiyi sonradan yardım metniyle geri kazanmaya çalışmak hem daha pahalı hem daha başarısız bir yol.
Hız iddiası nereye kadar doğru
Düz tasarımın siteyi hızlandırdığı sık söylenir, gerekçesi eksik verilir. CSS ile tarif edilmiş bir gölge ya da gradyan sayfaya birkaç bayt ekler, ölçülebilir bir yavaşlama üretmez. Kazanç başka yerden gelir: düz bir tasarım, PNG olarak dışa aktarılması gereken görsel bırakmaz. Butonlar ve ikonlar SVG veya doğrudan CSS olarak ifade edilebilir hale gelince her ekran yoğunluğu için ayrı dosya üretme derdi de biter. Sayfayı hafifleten şey düzlük değil, raster görselden kurtulmak.
Nerede iyi çalışır
İçerik yoğun ekranlarda, uzun listelerde ve yönetim panellerinde düz dil rahat eder. Göz yorulmaz, sonradan eklenen her yeni bileşen aynı dile zorlanmadan uyar. Zayıf kaldığı yer, kullanıcının ne yapacağını henüz bilmediği ekranlardır. Bir ödeme adımında, bir onay ekranında ya da ilk kez görülen bir formda gözün tek bir yere gitmesi gerekir. Orada tasarımı biraz kabartmak sadelikten ödün vermek değil, kullanıcıya yön vermektir.