Pazarlamadan UX Tasarımına Geçiş: Ne Taşınır, Ne Bırakılır
Pazarlamadan UX tasarımına geçenlerin çoğu ikisinin aynı iş olduğunu düşünerek başlar. Ortak zemin gerçekten var: iki alanda da insan davranışını anlamaya, veri toplamaya, sonra bir şeyi değiştirmeye çalışırsınız. Ama geçişte asıl zorlanılan yer taşıdığınız beceriler değil, bırakmanız gereken alışkanlıklar oluyor.
Pazarlamadan ne taşınır
Araştırma refleksi hazır gelir. Anket kurmayı, açık uçlu soru yazmayı, odak grubunda konuşmadan durmayı, gelen dağınık veriyi bir iddiaya çevirmeyi zaten biliyorsunuz. UX araştırmacılarına yeni başlayanlara aylar boyunca öğretilen şey büyük ölçüde budur.
İkinci taşınabilir parça daha kıymetli: şirketin ne istediğiyle kullanıcının ne istediğini aynı masada tutma alışkanlığı. Sadece tasarım tarafından gelenlerin bir kısmı bu dengeyi ilk yıllarda kuramıyor, kullanıcı tarafına yaslanıp iş hedefini toplantıda kimsenin savunmadığı bir yerde bırakıyor. Pazarlamadan gelen biri o hedefi zaten içselleştirmiş oluyor.
Beş kişi neden yetiyor
Pazarlamacının ilk itirazı hep aynıdır: beş kişiyle test mi olur? Yıllarca örneklem büyüklüğü ve anlamlılık hesabıyla çalışmış birine bu sayı ciddiyetsiz görünür.
Arkasındaki mantık aslında basit. Bir kullanıcının arayüzdeki sorunların ortalama üçte birine denk geldiğini varsayarsanız, belirli bir sorunun beş kişinin beşinde birden ıskalanma olasılığı 0,69 üzeri 5, yani yaklaşık yüzde 16. Sorunların yüzde 84'ünü ilk turda görürsünüz. Sayı sihirli değil, o üçte bir varsayımına bağlı; kullanıcılar birbirinden çok farklı davranıyorsa oran düşer.
Peki bu hesap her yerde geçerli mi? Değil, ve ayrım geçişin en kritik yerinde duruyor: beş kişi sorun bulmak içindir, ölçmek için değil. Yeni akışın eskisinden yüzde on daha hızlı tamamlandığını göstermek istiyorsanız beş oturum hiçbir şey söylemez. Orada gerçekten örneklem hesabı yaparsınız ve pazarlamadan getirdiğiniz sezgi tam olarak orada doğru çalışır. Karıştıran ekipler beş kişilik oturumdan çıkan izlenimi metrik gibi raporluyor, bu da en hızlı güven kaybetme yolu.
İkinci sınır: beş sayısı tek ve türdeş bir kullanıcı grubu için. Panelde yönetici, uygulamada son kullanıcı gibi iki ayrı grup varsa her grup için ayrı tur gerekir.
Başarı ölçüsü değişiyor
Pazarlamada iyi tasarım, dönüşümü artıran tasarımdır. UX'te bu tanım tek başına yetmiyor, çünkü dönüşümü artırmanın kullanıcıyı yanıltarak yapılan bir yolu her zaman var. Zorunlu olmayan bir kutuyu varsayılan işaretli bırakmak sayıyı yukarı taşır, iade oranını ve destek yükünü de yukarı taşır.
Ya ikisi çatışmıyorsa? Çoğu zaman çatışmıyor zaten, ve iş orada kolay. Zor karar, kısa vadeli sayının uzun vadeli güvene karşı geldiği yerde veriliyor; o tartışmaya girerken elinizde görev tamamlama oranı, hata sayısı, destek talebi gibi ikinci bir ölçü seti olmazsa tartışmayı kaybedersiniz.
Bir üyelik akışını yeniden tasarlarken dönüşüm rakamları sorun göstermiyordu, ilk beş oturumun beşinde de aynı adımda aynı yanlış düğmeye basıldığını görünce sorunun ölçtüğümüz yerde olmadığını anladım.
Eğitim: hangisi ne zaman
Interaction Design Foundation, teoriyi ucuza ve geniş biçimde veriyor; hâlâ karar aşamasındaysanız başlanacak yer burası, çünkü yanlış çıkarsa kaybınız küçük. Coursera ve Udemy tarafında kalite eğitmene göre uçtan uca değişiyor, seçerken saat sayısına değil kursun sonunda ortaya çıkan teslimata bakın.
Nielsen Norman Group ve General Assembly gibi programlar pahalı. Sıfırdan öğrenmek için değil, iki durumda mantıklı: işvereniniz sertifika istiyorsa ya da o eğitimin getirdiği iletişim ağına ihtiyacınız varsa. Üniversite programlarını ise akademik yönelim dışında önermem, geçiş yapan biri için süre ve maliyet karşılığını vermiyor.
Portföyde ne aranıyor
Portföy ekran görüntüsü albümü değil. İşe alan taraf sonuç ekranına iki saniye bakıp asıl şunu okumaya çalışıyor: bu kişi neyi neden seçti, elinde hangi seçenekler vardı, hangisini eledi.
Popüler bir uygulamanın yeniden tasarımını yapmak bu yüzden zayıf bir örnek oluyor. Kısıt yok, veri yok, kimseye hesap verilmemiş. Onun yerine bir derneğe, küçük bir işletmeye ya da açık kaynak bir projeye gerçek bir kısıt altında yaptığınız küçük bir iş çok daha fazla şey anlatır. Özgeçmişte de aynı mantık: kampanya sayısı değil, bir hipotezi kurup test edip yanlış çıktığında geri aldığınız somut bir örnek.